|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
Koca bir derbi bu, maç öncesi tahminlere sığar mı? Futbol sahada mekanik olarak meşin yuvarlağa yön vermek, ayrıca bunu fizik güçle desteklemek mi? Ya psikolojik unsurlar ne olacak? Sinirler o topa yön vermeyecek mi? Maç bir derbi, üstelik lider Beşiktaş, İstanbulspor'a yenilmiş, Fener için emsalsiz bir fırsat sunmuştu. Ama bu da Sarı-Lacivertliler için stresti. Favori Fenerbahçe'ydi, tamam, hemen herkes bunda hem fikir. Ama maç başlar başlamaz saldıran, rakip üzerinde bir süre bunaltıca baskı kuran taraf Fenerbahçe de, telaşlı oynayan, sanki oyun 3-5 dakika sonra bitecekmişçesine telaşlı olan da onlardı. Galatasaray her zamanki gibi geride dörtlü bir defans kurmuş, onun hemen önünde de 5 kişilik bir orta sahayı defans kurkusuyla bu hatta yakın oynatmıştı. Tabii bu kadar bol adamla yapılan bir savunmayı aşmak marifet isterdi. Sarı-Lacivertliler bu marifeti 16. dakika gösterdiler. Galatasaray defansı aynı Villarreal maçında yaptığı gibi defans derinliğini kaybedip rakibi ofsaytta bıraktığını sandığı tek bir anda Nobre'in golüyle 1-0 yenik duruma düşüverdi. Ama gol Galatasaray'ı daha dikkatli ve düzenli bir futbola itti. Sakin bir tempo ile ayağa paslarla Sarı-Lacivertlileri geri çekilmeye zorladılar. Bunun sonucunda da Ömer vasıtasıyla beraberliği sağladılar. Oyunun ikinci yarısında Daum gol pozisyonu hazırlama, yani kurgu yönündeki sıkıntılarını -Mahmut Hanifi'nin yerine Ali Güneş'i Aureli'nin yerine Rebrov'u alarak çözmeye çalışırken, Terim golcü prensi Sabri'yi Necati'nin, Ümit Karan'ın yerine de Bratu'ya alarak- vuruş gücü kazanmaya çalıştı. Arada Mondi'nin nefis kurtarışları olmasaydı belki de Daum lig liderliğine ulaşmak için Mehmet Yozgatlı'nın 86. dakikadaki golüne kadar beklemeyecekti. Bu gol denk maçın kilidi açan sayı oldu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |