|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başbakan Tayip Erdoğan, uzun bir bekleyiş ve suskunluğun ardından YÖK'le ilgili gerçekleri açıkladı. Hem de bunu, bir Başbakan'dan duyulmasına pek alışık olunmayan esneklikle, konuşma metninin dışına çıkarak, bir anlamda toplumla dertleşerek yaptı. Konuşmanın bir cümlesi, "Bir Başbakan 4 kez aldatılır mı?" sorusu; YÖK konusunda bazı şeylerin hiç bilinmediğini ortaya koydu. Başbakan, kimilerine göre biraz zaaf görüntüsü veren 4 kez aldatılma konusunu gelişigüzel bir bilgiye dayandırmıyor. Erdoğan, gerçekten de dört kez aldatıldı. Zaten, YÖK Yasası'na ilişkin sürecin temel gerçeği Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) ve YÖK'ün baştan itibaren zaman kazanmaya çalışmaları ve bütün erteleme obsiyonlarını sonuna kadar kullanmalarıdır. Tasarının Meclis'e gönderildiği önceki haftaya kadar da bunda başarılı oldular. Ama, zaman kazanmaya çalışırken de Başbakan Erdoğan'a verdikleri sözü dört kez yerine getirmediler. Aldatma, içerikle, detaylarla ilgili konularda değildir. Rektörler hükümeti, "Bizi bekleyin, çalışmamızı bitirip tasarımızı size en kısa zamanda getireceğiz" diyerek aldattılar. Bu nasıl oldu? YÖK-ÜAK vaadettiği tasarıyı getirmek için önce 2003'ün 20 Ağustos'una kadar, ardından 25 Eylül'e kadar süre istedi. Bu tarihlerde verdikleri sözü tutmadılar. YÖK Başkanı değişti, Prof. Dr. Erdoğan Teziç Kemal Gürüz'ün yerine göreve geldi. Bu kez 15 Aralık'a kadar süre istendi, hükümet bu süreyi de verdi. Tasarıyı yine getirmeyince son kez "yeni yıl"a kadar beklenmesini istediler. Fakat dördüncü randevuda da ortaya tasarı konulmadı. Erdoğan'ın "4 kez aldatılmak"dan kastı işte kendisine verilen bu sözlerin tutulmamasıdır… Başbakan, TBMM'ye gönderilen YÖK Tasarısı'nın, ÜAK temsilcileri, Milli Eğitim Bakanlığı ve Başbakanlık bürokratlarının mutabakatına dayalı bir metin olduğunu da söyledi. Böyle bir çalışma da oldu. Metnin Bakanlar Kurulu'nda görüşüldüğü 3 Mayıs Pazartesi gününün öncesinde, 30 Nisan akşamı son toplantı yapıldı. Toplantıya, Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer, ÜAK Başkanı Prof. Dr. Ayhan Alkış, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Şaban Şimşek, MEB Yüksek Öğretim Genel Müdürü Prof. Dr. Servet Özdemir ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Ziya Selçuk ile Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Baki Komsuoğlu ve Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan katıldılar. Milli Eğitim Bakanı yoktu, çünkü toplantı bürokratlar düzeyinde tasarlanmıştı. Daha önemlisi bu toplantı Üniversiteler Arası Kurul'da konuşularak karara bağlanmış ve Alkış, Komsuoğlu ve Ayhan'ın varacağı mutabakatın kabul edilmesi kararlaştırılmıştı. Yani, ÜAK sürecin her aşamasından haberdardı ve bu sürecin içindeydi. ÜAK net bir şekilde, "Tasarıda neyin nasıl formüle edileceğine bu komite karar versin" demişti. Komite sorunu çözmek için oluşturuldu ve toplantı da bu mantıkla yapıldı. Ve bir uzlaşma zemini ortaya çıktığı için, hükümet başta 46 madde olarak düşündüğü değişiklik tasarısını daraltmayı kabul etti ve sonunda 11 maddeye kadar indi. Yani, hükümet kanadı rektörlerle mutabakata varıldığı için, YÖK'te yapmayı düşündüğü bazı değişikliklerden feragat etti. Hatta, MEB temsilcileri baştan beri düşündükleri değişikliklerin çoğu taslakta yer almadığı için son metinden memnun olmamalarına rağmen, "uzlaşmanın hatırına" seslerini de çıkarmadılar. Sonuçta o akşam yapılan toplantıda, Meclis'e gönderilen metin üzerinde mutabakata varıldı. Taslak metin de bütün katılımcılara verildi. Tek eksik, heyette bulunan üç rektörün metin altına imza atmalarıydı. Bu eksikliğin nedeni de muhataplarına güvenen Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Dinçer'in, "nezaket gereği" rektörlerden imza istememesiydi. Müsteşar, anlaşmadan emin olduğu için böyle bir şeyi aklından bile geçirmedi. İmza istemiş olsaydı, rektörler imzayı atacak ve sonraki günlerde varılan mutabakatı inkar edemeyeceklerdi. (Yine de Prof. Ayhan ve Prof. Komsuoğlu'nun konuyla ilgili olarak, şu ana kadar bir açıklama yapmamaları dikkat çekicidir…) Bu bilgiler ışığında, rektörlerin başlangıçta kabul ettikleri metni sonra neden inkar ettiklerini yeniden düşünmek lazımdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |