AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Ben de 'beyaz Türkler'den gıcık kapıyorum

Diktatörlükler, bazı baskıcı rejimler ve geçmişteki komünist yönetimler hariç, genelde bütün dünya kentlerinde, insanların bazı yöresel kıyafetler de dahil, gelenekselden moderne kadar değişik kıyafetler giydiğini görmek mümkündür. Aslında bütün bir insanlık ailesine baktığımızda, yaşadığımız evrenin renkler, diller, dinler ve değişik görüntülerden oluşan bir renk harmonisi olduğunu görebiliriz.

Normal bir dünya vatandaşı, renklerin, dinlerin, dillerin ve giyim-kuşam tarzlarının dünya coğrafyasının bir zenginliği olduğunu bilir. Ama Türkiye gibi, henüz "Soğuk Savaş" döneminin mantalitesinden çıkamamış, kafası 1940'larda kalmış bazı çevreler bu yargının dışındadır.

Çünkü onlar, gericiliğin ve nesli tükenmek üzere olan "Sovyet tipi komünizm"in tek ve biricik temsilcisidirler. Dünyadaki yeni gelişmeleri de, küresel duruşları da, Türkiye'nin Avrupa Birliği macerasını da hep aynı "örümcekli" kafa yapısıyla değerlendirmektedirler.

Yıllardır "kışla düzeni"ne dönüşmüş olan üniversitelerin yapısını demokratikleşme girişimlerinin önüne ilk onlar çıkar. Çünkü Pozitivizmin 1940 model temsilcilerine göre, üniversitelere de, topluma da ancak askerlerin izin verdiği ölçüde özgürlük verilmelidir.

Onlar için insanların doğal insani özgürlük taleplerinin, rengarenk hayat biçimlerinin, değişik kültürel zenginliklerin hiçbir önemi yoktur. Aslolan, pozitivist şablonların ve ideolojik hayat biçimlerinin toplumlara dayatılmasıdır.

İşte bu yüzden, hâlâ "Sovyet tipi komünizmi" yaşayan bazı kafalar, Türkiye'deki kültürel zenginlikten, hayat çeşitliliğinden rahatsız olmaktadırlar. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'ye yayın yapan bir gazete, "İmaj her şeydir" başlığının altına üç fotoğraf yerleştiriyor ve bu resimleri yaşadığı ülkeye karşı adeta bir "nefret" sembolü olarak kullanıyor.

Bu resimlerden birincisi, cuma namazına giden kocasını cami dışında bekleyen bir Anadolu kadını, ikincisi Filistinli liderlerden Şeyh Yasin'in katledilmesini protesto eden bir gösteri resmi, üçüncüsü ise Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in eşi ile birlikte çekilmiş bir resmi.

Gördüğünüz gibi, bu görüntüler memleketimizin "beyaz Türkleri"ni fena halde rahatsız etmiş. Doğrusu insan merak ediyor, bu görüntülerden birileri neden rahatsız olur? Bu kafa yapısını biraz analiz ettiğimiz zaman, çok ürkütücü bir manzara çıkıyor ortaya. Yani, bazı "beyaz Türkler" rahatsız oluyor diye, o Anadolu kadınını "toplama kampları"na falan mı yerleştirmemiz gerekiyor?

Dünyadaki işgaller, zulümler karşısında en demokratik protesto hakkını kullanan insanlar acaba "beyaz Türkler"in kanına mı dokunuyor?

Kusura bakmayın ama ben de "soğuk savaş" artığı, bu "örümcek kafalı" beyaz Türkler'den gıcık kapıyorum. Daha doğrusu, esas itibariyle bu "Sovyet tipi" kafaların Türkiye'nin imajını bozduğuna inanıyorum.

Peki n'olacak şimdi? İlla kavga mı etmemiz gerekiyor? Bu ülkede birbirimizin çeşitliliklerine tahammül ederek barış içinde yaşayamaz mıyız?


12 Mayıs 2004
Çarşamba
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED