|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bitmeyen bir tartışmanın orta yerindeyiz. Hararet yüksek, sesler yüksek, tansiyon yüksek... Motorun su kaynatma riski, endişeye yol açıyor. Halbuki önümüzde katetmemiz gereken uzun bir mesafe var. İleriye bakıp sürati artırmak yerine, gözümüz göstergelerde. Anbean yükselen ibre, göz bebeklerimizi büyütüyor. Yerimizde saymasak bile, yavaş ilerlemekteyiz. Tartışmak iyidir de, tartış tartış nereye kadar? Daha, ortadaki konunun ne olduğu hakkında bile mutabık sayılmayız. YÖK müdür tartışılan, imam hatip liseleri mi?
Çözüm, kimseyi dinlememek olamaz herhalde. En iyisi bir arkadaşımıza danışalım. Bakın Nuray Mert, Radikal'de ne diyor: Sorun, imam-hatip liselerinin hâlâ meslek lisesi mevzuatı içinde eğitim vermesi, oysa hepimiz bu liselerin asıl amacının din ağırlıklı eğitim olduğunu biliyoruz. Çocuklarına din eğitimi vermek isteyen insanların taleplerini karşılamak için bir çözüm bulmak zorundayız. Gerçekten de, çocukları, bu kadar ağır meslek liseleriyle yormanın lüzumu yok, ama bu seçmeli dersle hallolacak bir mesele de değil. İslami eğitim, 1400 yılı aşkın bir düşünce geleneğini, Arapça eğitimi gerektiren kapsamlı bir düzenlemeyi gerektiriyor. Dini inancı olmayanların veya inançlı olup da bu derece kapsamlı bir eğitim ihtiyacı duymayanların, istediklerini yapma özgürlüğü var, dindarların neden olmasın? İmam-hatip liseleri konusundaki tartışma, aslında eğitim üzerine değil, din üzerine bir tartışma. Birçokları için din, geri bir tarihsel döneme mahsus safsatadan ibaret, diğer bazıları için türbe ziyareti ve üç-beş duadan başka bir şey değil. Dine böyle bakarsanız, eğitimi tabii lüzumsuz olur, ama inançlı bir insan için bu böyle değil, ne hakla insanların inançlarının neyi gerektirdiğine onlar adına karar vermek iddiasında bulunuyorsunuz? Bunun Cumhuriyet'in temel ilkeleri ile hiçbir alakası yok, bu iddianın temeli, dünyaya sığ bir pozitivizmin penceresinden bakmaktan başka bir şey değil.
GİDİŞ
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın YÖK Tasarısı ile ilgili tavrının Türkiye'de temel Anayasal kurumlar arasında bir çatışmayı çok ileri bir noktada tahrik ettiğini düşünüyor. Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadan öğrendik. Baykal şöyle konuştu: "Tartışmalar hep böyle başlar. Hakimlerle tartışırlar, üniversite hocalarıyla tartışırlar, gençlerle tartışırlar, medyayla tartışırlar ve ondan sonra da giderler." Kimse kalıcı değil elbette.
DÜNÜN SÖZÜ
Demirel dün Cibali'deydi. Kadir Has Üniversitesinde. İşadamları Kadir Has ve Cavit Çağlar ile çok sayıda davetlinin katıldığı törende Süleyman Demirel cüppe giydi. Şu cüppe acayip bir şey olmalı. Cüppeyi kim giyse konuşması değişiyor. Sanıyorum ki bir yerlere çatma ihtiyacı duyuyor cüppeyi giyen. Demirel de konuştu ve şöyle dedi: "Türkiye Cumhuriyeti'ni başka şekle çevirmeye kimsenin gücü yetmez." Çok doğru. İyi de nereden çıktı şimdi bu? Başka şekle çevirmek isteyen mi var?
Çılgınlıkların kitabı
Birleşmiş Milletler personelinin Kamboçya, Liberya, Haiti, Somali ve Kosova barış misyonlarındaki çılgınlıklarını ve görevlerini nasıl kötüye kullandıklarını konu alan bir kitap yazılmış. Kitabın yakında satışa sunulması bekleniyormuş. O kitap satışa çıkmadan, Irak'taki tecavüz ve işkence olaylarıyla ilgili olarak da bir kitap hazırlanacağı rivayet ediliyor.
Savunma masrafı
Saddam'ın Fransız avukatı, savunma masraflarını Birleşmiş Milletler ve Buş'tan istedi. Amerikalılar vaktiyle avukat ücretlerinin düzenli ödeneceğine dair söz vermişken, bizden isteyecek hali yok ya!
GÜNÜN SÖZÜ
Oğlum, ben sana profesör olamazsın demedim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |