|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ABD Merkez Bankası faizleri yükseltmiş, dolar - Euro paritesi 1,20'nin altına gerilemiş, dövize yöneliş başlamış, faizler yükselmiş, bankalar biraz açıkta, ellerinde değer kaybetmiş olan devlet borçlanma senetleriyle yakalanmış, sistemden bir miktar döviz çıkışı olmuş, Merkez Bankası müdahale etmiş, ama az etmiş, borsa biraz gerilemiş. Panik havası mı var piyasalarda? Hiç sanmıyoruz. Yılbaşından bu yana Euro dolar karşısında % 7 değer kaybetmiş. Bizdeki hareketlenme, % 15 olmuş. Çok mu? Cari açık ortada. Bu cari açıkla dövizin yükselmesi zaten bekleniyordu. Bu yükselmenin yavaş mı, hızlı mı, sonbaharda mı, yoksa yarın mı olacağı bilinmiyordu. Olan oldu. Erken oldu. Hızlı oldu. Biraz sert oldu. Hatta TÜSİAD ve malum medyanın başlattığı meşum kampanyanın Genelkurmay'da akis bulduğu bir ortamda daha kötüsü de olabilirdi. Bunlar olabilecek şeyler. TL kazanıp TL saklayan, TL harcayan için bir problem yok. Olan bankalara heveslenip dolar borçlanıp TL yatırım yapanlara oluyor hep. Kolay kazanç hevesinin bu tür riskleri var tabii ki. Bu yaşanan hareketlilik, esasında ekonominin krizlere mukavemetinin arttığını gösteriyor. Düşünün, bundan önce başbakanın doktorunun portföyüne bakıyorduk, krizi önceden bilebilmek için. Ama bu hareketliliğin gücü ve hızı, ekonominin kırılgan yapısının tam da tedavi olmadığını da gösteriyor. Bir müddettir bunu yazıp çiziyoruz. İstikrar sağlamak bir şey, istikrarı daim kılmak başka bir şey. Ne yazık ki, ülkede istikrarı kalıcı kılmaya yönelik projelerin olmayışı bir yana, bazı kesimler hayatiyetlerini idame ettirebilmenin yolunun istikrarsızlıktan geçtiğini zannediyor. Alın size TÜSİAD mesela. Ne alakası var TÜSİAD'ın YÖK'le ilgili yapılan değişikliklerle? TÜSİAD, üyelerinin ekonomik çıkarlarını ve bu ülkenin iktisadi istikrarını düşünen bir dernek değil mi? Bunu öncelemesi gerekirken, şimdi tam da bu zamanda niçin bu çıkışı yapma gereği duyuyor olsun? Endişeleriniz olabilir. Gidin sözgelimi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne, orada dillendirin bu endişelerinizi. Nedir çıkarınız bu son gelişmelerden? Sonra Genelkurmay'ın açıklaması geldi arkasından. Ben oldum olası anlamamışımdır, bir devlet kurumunun yine bir başka devlet kurumuna neden basın yolu üzerinden mesaj gönderdiğini. YÖK'ten bağımsız yüksekokulları olan, tevhidi tedrisat bir slogan yapıldığı halde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmayan okullar işleten, kendine has bağımsız yargısı, bağımsız bürokratik işleyişi, Sayıştay'ın daha düne kadar karışamadığı bağımsız bir mali yapısı olan bir devlet kurumu, mutat olarak ayda bir bir araya geldiği hükümet yetkililerine, YÖK gibi kendisini bağlamayan, kendisinin de dâhil olmak istemeyeceği bir husustaki görüşlerini neden MGK'da vermez de, bir basın açıklamasıyla verir? Muhatabı kimdir bu mesajın? Hükümet mi, medya mı, Türk halkı mı, piyasalar mı? Uzun zamandır, satır aralarında ifade etmeye çalışıyorum. Beni endişelendiren ne FED'in faizleri, ne IMF, ne petrol fiyatları, ne de AB'deki işsizlik. Beni bu ülkede bazı şeylerin düzelmiyor olması endişelendiriyor. Beni Kıbrıs'ın, Güneydoğu meselesinin bir sorun olarak kalmasının istenmesi endişelendiriyor. Beni DGM'lerin kaldırılmasına rağmen Necmettin Erbakan'ın, Hakan Albayrak'ın aldığı cezalar endişelendiriyor. Beni APO için kaldırılan idamın başkaları için arzulanıyor olması endişelendiriyor. Beni yanı başımızdaki bir ülkede girişilen tahkir politikasına alet edilmiş olmamız endişelendiriyor. Beni kimi kesimlerin Aralık'a kadar verdiği mühlet ve bu arada antrenman babından yaptıkları çıkışlar endişelendiriyor. Sizi doların yükselmesi mi endişelendiriyor yoksa?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |