AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu büyükelçi çok baş ağrıtır...

Taha Kıvanç ağabeyimiz, önceki gün, olayı tüm teferruatıyla anlattı; ayrıntıya girmiyorum. Hani şu, müttefikimizi "derin endişelere" garkeden "Irak'ta tecavüz vahşeti" başlıklı haber...

Haber Yeni Şafak'ta yayımlandı.

Haberi müteakip Kürşat Bumin, Kronik Medya'da uzun bir eleştiri döşendi. Bumin eleştirisinde haklıydı; çünkü Yeni Şafak'ın, periyodik aralıklarla okurla sözleşme yapıp "artık yalan haber yazmayacağız, kişilik haklarına saygı göstereceğiz, insanları incitmeyeceğiz" diye taahhütte bulunan, ama hiçbir zaman sözünü tutmayan gazetelerden farkı olmalıydı ve çarpıtma haberlere sayfalarını açmamalıydı.

Amerikalılar da doğal olarak tepki gösterdiler habere.

Haklıydılar.

Çünkü bu kadar da olmazdı; tamam ABD uluslararası hukuku hiçe sayıp Irak'ı işgal etmişti, savunmasız insanları öldürüyordu ama bazı istisnalar dışında öyle abartıldığı gibi bir "sistematik tecavüz" hadisesi yaşanmamıştı.

Fakat Kürşat Bumin'in "tekzip" işlevi de gören eleştirel yazısı ABD'li dostlarımızı kesmedi. Daha sonra, Ankara Büyükelçisi Edelman çıktı piyasaya ve Yeni Şafak'ın ayıbını sağda-solda dolaştırmaya başladı.

Hadi bunu da anladık.

Sonuçta suçlanan ülkenin büyükelçisiydi ve bir şekilde rahatsızlığını belirtecekti.

Haberin "çarpıtma" ya da "düzmece" olabileceğine ilişkin ilk yazı Yeni Şafak'ta yayımlanmasına rağmen Edelman durmadı.

Önce, öç alır gibi, haberi yayımlayan gazetenin (Yeni Şafak'ın) porno siteleriyle ilişkisini (!) belgeledi, ardından ABD Büyükelçiliği'nin özel kalemi gibi çalışan bir gazeteye konuyla ilgili "geniş bir haber" yaptırdı.

Taha Kıvanç, "Bir tek haberi, savaştan çok önce başlayan süreçte hep doğruları yazmış, hep haklı çıkmış bir gazeteyi sürekli mahçup durumda tutmak için kullanmak zekice olsa bile pek centilmence görünmüyor" diyordu.

Elbette "centilmence" değil...

Fakat Edelman'ın gayreti, daha çok, yakın dönemde örneklerini yaşadığımız "psikolojik savaş" ve "andıçlama" taktiklerini hatırlatıyor. Demek ki "usta diplomat" Edelman'ın gözünde Yeni Şafak, "hale-yola koyulması gereken" bir gazete.

Böyle mi anlamalıyız?

Daha önce de yazmıştım, ama sıkı bir Yeni Şafak izleyicisi olduğunu öğrendiğimiz Edelman'dan bir açıklama gelmedi.

Konu, Edelman'ın bir kısmı basında da speküle edilen faaliyetleri ve görev yaptığı ülkeyi aşağılayan demeçleri...

Hayır, "11 ilde bazı parti yöneticileriyle ve sendikacılarla yaptığı gizli toplantı"dan sözetmiyorum, (Büyükelçilik bu haberi yalanladı); Edelman'ın bir "Kürt ayaklanması" hazırlığında olduğu iddiasında da değilim (çünkü bu tarz suçlamalara da muhatap olmuştu); fakat tarzında, duruşunda, özellikle Türkiye'yle ilgili sözlerinde rahatsız edici bir yan var.

Örneğin, 29 Eylül'de, Ankara'da, "Dünya'daki son Gelişmeler ve Türkiye'ye Etkisi" konulu sempozyumda bir konuşma yapıyor ve üzerine vazifeymiş gibi, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını gözden geçirmesi (yeniden tanımlaması) gerektiğini öğütlüyor.

Türkiye'nin içişlerine müdahale konusunda da pek acul... Örneğin, "Ermenistan sınırını açmamızı, yoksa kendilerinin açmak zorunda kalacaklarını" söylüyor, bu hak kendilerine aitmiş gibi.

Elbette Türkiye Ermenistan sınırını açmalı ve komşularıyla ilişkilerini geliştirmeli; ama buna karar verecek olan TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetidir.

Gördüğünüz gibi, Büyükelçi'nin üslubu da oldukça sorunlu.

İlişkileri tahkim etmek için değil de, iyice çıkmaza sokmak için gönderilmiş "özel bir görevli" sanki...

Son zamanlarda kopma noktasına gelen Türkiye-ABD ilişkilerinde bu "sorunlu üslubun" hiç mi payı yok acaba?


3 Ocak 2004
Cumartesi
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED