|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Asker çıkışları"na yönelik tepkiler de bana göre Türkiye'de bazı şeyleri doğru görebilmek için önemli ipuçları veriyor. İsterseniz nasıl tepkiler verildi, buna bir gözatalım: En dikkat çekici tepki, hiç kuşkusuz bir grubun "asker çıkışı"na sevinmesi olmuştur. Bu çizginin joker isimleri, joker sözümona sivil toplum kuruluşları vardır. Asker çıkışına yatırım yapmış ve sonuç almış olmanın coşkusunu yazılarından – demeçlerinden ve jestlerinden müşahede etmek mümkündür. "Hadi, ne duruyorsunuz?" diye yazıyorlar, sesleniyorlardı. Hatta Genelkurmay Başkanı'nı pasif bile buluyorlardı. Ordu içinde askeri hiyerarşiyi dinamitleyen "Genç subaylar"ı bile türetmişlerdi. Aslında askerin geç kalmış olduğunu, hatta daha gerisinin gelmesi gerektiğini bile düşünmektedirler. Böyle bir – iki demecin onları kesmediğini farketmek zor değildir. Acaba nihai anlamda ne isterler? Mesela medya olarak gönüllü andıçlanmak çok mu mutlu eder onları? Mesela 27 Mayıs'ı mı isterler , 12 Mart'ı mı, 12 Eylül'ü mü, 28 Şubat'ı mı? Nereye gitmelidir Türkiye? Nasıl gitmelidir? Yeni bir seçim mi isterler seçimden umutları var mıdır, yoksa asker eliyle tanzimat mı? Yoksa sadece mevcut iktidarı dövdürmek midir amaç? İnsan, bir sonraki adımı da hesap eder değil mi? Nedir amaçları? Askerin bir siyasetçi kadrosunu dövmesinden beklenen nedir? Acaba asker okumuş mudur tepkileri? Mesela bu "sevinç gösterileri" nasıl karşılanmıştır? "Helal olsun, iyi ki açıklama yaptık, bak nasıl da bekleniyormuşuz, öteki sefere daha ilerisini planlayalım" gibi mi düşünmüşlerdir? Yoksa "bu iş böyle başlar, önce öne sürerler askeri, ardından da 'ne zaman kışlanıza döneceksiniz?' diye sorarlar. Ayağımızı denk alalım, dolduşura gelmeyelim." gibi mi bakılmıştır? "Asker çıkışı" bir kesimde kaygı uyandırmıştır. Bu kesimin AKP ile siyasi çizgi birlikteliği bulunmadığı, ancak Türkiye'nin ihtiyacı olan demokratikleşmeyi, sivilleşmeyi torpilleme tehlikesi bulunduğu için "kaygı" duydukları söylenebilir. Bu kesim, 2004 Türkiyesinde, AB ile en kritik görüşmelerin yapıldığı ve bu görüşmelerin siyaset üzerinde asker ağırlığı etrafında odaklaştığı bir zamanda, hükümetin alanını daraltan bir "askeri çıkış"ın ve bu "çıkış"ın "Türkiye'de siyasal İslam riski var söylemi"ne dayandırılmasının AB muhitlerinde doğuracağı sonuçlardan tedirgindir. Bu çevrede böyle bir denklemin, AB'deki Türkiye karşıtlarına ikili bir itiraz gerekçesi sunmaktan başka anlamı bulunmadığı kanaati hakimdir ki, haksız sayılmazlar. Ancak bu kesim, bu tür gerilimlerde, sivil hakları savunmak gibi bir refleks yerine, genelde "siyasetçiyi ve halkı suçlama"yı tercih eder. "Siyasetçi daha sorumlu olmalıdır, Türkiye budur. Askerin duyarlılıkları bilinmektedir. Herkes neyin ne kadar istenebileceğini dikkate almalıdır. vs..." Burada Ana muhalefet'in çizgisine de temas etmek gerekiyor. Ana muhalefet, yani CHP, "asker tepkisi" oluşturmak için malzeme hazırlardığı intibaı veren muhalefet stratejisi ile, sonuçtan mutlu mu olmalıdır. Hesap, "gene askeri konuşturdular" izlenimi oluşturmaktır. Bunun iktidarı yıpratıcı olacağını düşünmektedirler. Ne yazık ki "Demokrasi hassasiyeti" bu hesapların çok çok gerisinde kalmaktadır. Bir başka çizgi, geniş halk kesimlerinin çizgisidir. Bunun içinde AKP'ye oy verenler vardır, vermeyenler vardır. İlginç olan, bu tür gerilimlerin AKP'ye oy kaybettireceği hesaplarına rağmen, AKP'ye oy vermeyenlerin de gitgide AKP tabanı haline gelmekte oluşudur. Kamuoyu yoklamalarının, "CHP oy kaybediyor, AKP'nin oyu yükseliyor" tarzında sonuçlar çıkarmasının ardında AKP'nin verdiği imaj kadar CHP'nin "gerilim stratejisi" olduğunu düşünmek yanlış mıdır? Belli ki geniş halk kesimleri, bu "asker çıkışları"ndan tedirgindir. Artık gına getirmiştir, demek abartma değildir. Halk iradesine ambargo koyma üslubuna yönelen her davranış çok olumsuz çağrışımlar yapmaktadır. "Bu çıkışların sonu nereye varacak?" sorusunun cevabını bu kesim de sormaktadır. "Yoksa seçimler gene mi anlamsız hale gelecek?" kaygısı öne çıkmaktadır. Askeri kesim her defasında "demokrasiye bağlılığı"nı ilan ediyor olmasına rağmen, "asker adına" yapılan yorumlar ve ortaya konan sevinç gösterileri, halkın tedirginliğini beslemekte ve tepkiler oluşturmaktadır. Benim bildiğim asker, ortaya koyduğu davranışın halk nezdinde olumlu karşılanmasına olağanüstü itina gösterir. Buna göre şu soru önem kazanıyor: Acaba asker, böyle bir çıkış yaparken, kendisine "ne duruyorsunuz?" diye soranlar kadar "Aman asker bir çıkış yapmasın, bu Türkiye'yi mahveder" kaygısında olanların duygularını da hesaba katmakta mıdır? Son olarak şunun altını çizmek isterim: Bir tavır ortaya koyarsınız, alkışlayanlarınız mutlaka bulunur. Doğru değerlendirme, olabilecek en büyük ortak paydayı yakalamaktır. Bu hem iktidarlar için geçerlidir hem de askerler, yazarlar, sivil toplum kuruluşları için... En doğrusu da şu: Bırakın düşünceler serbest pazarda oluşsun. Bazı eğilimlere silahlı koruma sağlamak düşünce pazarı ahlakını bozuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |