AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
'İkna Odası' sonrası

Hep böyle olur. Büyük lafların gölgesi büyük olur. Issız ve karanlık. Kendisi ve hayatı hakkında bir karar alıp uygulamaya koymuş insanların üzerine, büyük ağızlardan çıkan daha büyük kararların karaltısı düşer. Karartır hayatları. Gürültüsü de çoktur ayrıca bu gölgelerin. Gölgede kalanın kulağına uzaktan uğultular halinde ulaşır. O, kendi iç sesine kulak kesilmiştir oysa; kararı, ince elenip sık dokunmuş bir tercihtir aslında. Ama ikna etmeye yetmez 'küçük insanlar'ın küçük kararları, büyük ağızları. Yeni tercihler sürülür bu yüzden önlerine; zorlanırlar. Kırk satır mı, kırk katır mı, olur önerileri.

Başörtüsü, uzun zamandır dile dolanmış bir konudur bu ülkede. Dili uzunların, eli de uzundur; çekiştirip dururlar başını örtenlerin örtüsünü. Örtüleri babaannelerin örtüsüyle kıyaslanıp 'masumiyet' testine tabi tutulur. 'Kamusal alan' icad edilip çitlerle çevrilir ki; girmeye teşebbüs edenin örtüsü takılsın. 'İkna odaları' kurulur döpiyesli profesörler tarafından. Üniversite eğitimi alabilmek için gerekli zeka ve bilgiye, muhakeme gücüne, eğitimini almak istedikleri branşı tercih edebilme yeterliliğine sahip olmaları yetmez kazandıkları okulun kapısından içeri adım atabilmelerine. Kapı önüne kurulmuş güler yüzlü bir tuzak vardır çünkü; "Evladım, neden takıyorsun bunu?" Üzeri döpiyesli titrlerle kapatılmış o tuzak, bir yolunu bulup üzerinden atlayıp geçenleri de, 'ben yokum, işte gözden kayboluyorum' deyip, kazanılmış haklarını, tasarlanmış bir geleceği orada öylece bırakıp gerisin geri dönenleri de parça parça eder. Kim bilir bunu?

Kuru gürültünün uğultusunda, büyük lafların gölgesinde kalmış hayatlar nasıl yaşanır? Yaşayanlar dışında kim bilir bunu? Paslanmış çitlerle çevrilmiş dar bir alanda, yapabilecekleri ile yaşadıkları arasında kalbi kırılmış, incitilmiş insanlar, ne düşünür, nasıl yaşar, ne yapar, kim anlar? Değil mi ki; "kurşunun değdiği tende heves kalmıştır". Ya bunu kim hatırlar?

Travmadan dinginliğe

Adı, yüzü, duyguları, hayalleri, emekleri; hayatları olmayan başı örtülüler hakkında büyük laflar etmekle, bu lafları dinleyip öfkelenmekle yahut onaylamakla, hep aynı noktada geçti günlerimiz. Kuru gürültünün, kalabalık lafların orta yerinde şaşkın kalanlar için böyle geçti ya, onlar için; o tercihi sınanan genç kızlar için nasıl geçti? İşte bunu anlatıyor Yıldız Ramazanoğlu "İkna Odası"nda. İkna odasına girip oradan farklı kararlarla çıkan kızların, evlerine varışlarını, bir gün sonrasını, bir ay, bir yıl, on beş yıl sonrasını anlatıyor romanında. Şimdiye kadar yapılmamış olanı yapıyor yazar, hayatını zor bir kararın ertesinde, içinde hep bir "eksiklik duygusu" ile sürdürenlerin gün be gün ne yaşadığını başarılı bir roman diliyle aktarıyor. Kalemini gölgede kalmış hayatların, dinginliğe ulaşıncaya kadar sahibini yaralayıp parçalayan travmaların sancılı alanlarında gezdiriyor. Dış dünyanın uğultusuna da, iç dünyanın kimi zaman keskin ve çığlık çığlığa, kimi zaman suskun ve giderek dibe çekilen kararsız sesine de kulak kesiliyor.

Bir gidişatın birdenbire kesilivermesi, kesintinin doğurduğu boşluk duygusu, o karar anının yeniden ve yeniden yaşanması, kazanılmış hakları ellerinden alınmış, hayallerinden vaz geçmek zorunda bırakılmış genç insanların 'başka bir hayat' kurma; kendilerini başka bir alanda 'var kılma' uğraşları, kocalarla/çocuklarla/kaynanalarla kurulan ilişkilerin zorlayıcı yanları, o ıssız hayatların şimdiye kadar anlatılmamış alanları olarak, belki de ilk kez anlatılıyor.

İkna Odası, o büyük lafları edenlerin; dinleyenlerin; başı örtülü kadınları yüzleri olmayan silüetler halinde görenlerin; yüzlerini gören ama kalplerini göremeyenlerin; onları ikinci eş fantazilerine kolaylıkla katabileceğini düşünen kalbi ve zihni kirlenmişlerin; ikna olmuşların ve olmamışların; velhasıl herkesin okuması gereken bir roman.

İkna Odası / Pınar Yay / Tel: 0 212 520 98 90


3 Ocak 2004
Cumartesi
 
FADİME ÖZKAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED