|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
babamın neşesi kaçardı
Ayşe İleri anlatıyor: Babam anneme büyük bir aşkla bağlıydı. Eve geldiği zaman annem evde yoksa tadı kaçardı. Hemen telefonlara sarılırdık, "Anne ne olursun hemen gel. Babam erken geldi" derdik. Annem gelince neşesi yerine gelirdi. Sevgisini belli eden bir insandı. Her an iltifat ederdi. Babam anneme, "Bizim kızlar evlenirlerse mutlu olamayacaklar herhalde. Eşlerinden de benim tarzımı bekleyecekler, bulamayacaklar" dermiş. Gerçekten gıpta edilecek bir sevgi, bir aşk vardı aralarında. Yassıada'da babama, anneme ise dışarda kuvvet veren bu aşktı."
Vasfiye hanım, kızları Ayşe ve Cahide hanım ile Cahide hanımın kocası Ayhan bey, merhum Tevfik İleri'yle ilgili hatıralarını anlatmaya devam ediyor... Vasfiye Hanım, Kayseri'ye gittiğinizde nasıl buldunuz Tevfik Bey'i? Hastaydı. Revirdeymiş. Görüşme izni almak için başhekime çıktım. Biz konuşurken iki subay girdi odaya. Adamcağız ifade tarzını değiştirmek zorunda kaldı. Yanıma bir başçavuş verdi, eşimi görmek üzere çıktık. Yolda başçavuş durup dururken, "Hanımefendi. Biri İnönü hakkında kötü bir şey söylerse onu hemen öldürebilirim. Ama Ecevit'le aralarında bir münakaşa oldu, ona da kızdım bu yüzden. Biz askerler böyleyiz, biraz sertiz" dedi. Tevfik bu kadar ıstırabına rağmen bana, çocuklarına, "Sakın orduya gücenmeyin" derdi. Bizi öyle aşılamıştı. Erzurum'da iken asker geçse trenle, heyecanlanır ayağa kalkar alkış tutardım. Akşam da Tevfik'e, "Bugün asker geçti, alkışladım, asker bana selam verdi" diye anlatırdım. Tevfik öyle bir aşk halindeydi memleketine, askerine, insanına. Bize de onu aşıladı. Biz Allah'a inanan insanlarız. Kur'an-ı Kerim'de başa gelecek olanı ne bir dakika önceye alırız ne bir dakika sonraya tehir ederiz, deniliyor. Büyük vazife yaptılar. Allah'a şükür olsun gidenlerin hiçbir bir suistimali çıkmadı. On sene aşk halinde memlekete hizmet ettiler. Allah'a şükür başımızı dik. Yassıada'da nelere özlem duyardı? En çok evini, çocuklarını özlerdi. Bir de Hemşin'e gitmek çok isterdi. Vasfiye Hanım, bir eş olarak nasıl biriydi merhum? Çok hüsnüniyet sahibi biriydi. Hakikaten sevme kabiliyeti olan bir insandı. Her zaman onu kapıda karşılardım. Duygulu, kibar, iltifatkâr bir eşti. Hakiki aşka varmamız için birbirimize basamak olduk ve şükürler olsun bulduk. O Yassıada'dayken her sabah erkenden kalkar, ibadetimi yapar, pencereyi açar, gökyüzüne bakar, dua ederdim. Onun da aynı şeyleri yaptığını hissederdim. Bu kuvvet verirdi. Şimdi de, her an demeyim, belki mübalağa olur ama, her dakika Tevfik'le beraberim. Tevfik vefat ettikten sonra yakın arkadaşlarından rahmetli Samet Ağaoğlu sık sık evimize gelir hal hatır sorardı. "Tevfik'siz nasılsın?" derdi. Ben de "Tevfik hep yanımda. Hayatımdan mennunum. Onu seyahate de göndermiyoruz. Mutfağa gidiyorum benimle geliyor. Mutfaktan çıkıyorum yanımda" derdim. Gülerdi. Şu an Tevfik çıkıp gelse, şaşırmam. Nerden çıktı, nasıl geldi demem. Böyle hislerle bağlıyız. Cahide Aksoy: Aralarında büyük bir aşk vardı Cahide Aksoy (İleri): "Annemle babamın babaları tanıdıklar. Annemin babası hakim. Babamın babası ise hafız. Tanınan bir insan. Eşi rahmetli oluyor. Babamın bir de 13 yaşlarında bir kız kardeşi var. Babaannem ölünce perişanlık çekiyorlar. Babam Teknik Üniversite ikinci sınıfta. Aileler bu ikisini evlendirelim diye karar veriyor. Uzaktan uzağa birbirlerini görüyorlar. Babam üniversitede öğrenci liderlerinden. Evlenmek konusunda önce tereddüt ediyor. Sonra kabul ediyor. Çok güzel bir evlilikleri oluyor. Aralarında büyük bir aşk doğuyor. Babam bir iki günlüğüne bir yere gitse, hemen mektup yazar. Annem mektubu okumaya başlarken babam çoktan gelmiş olur. Anneme hep iltifat eder. Katıldıkları her toplantıda davette etrafa neşe saçan bir çift. Yassıada'daki günlükleri ve mektuplarında da annemden hep "Vasfiyem" diye söz eder, iltifatlarını hapiste bile hiç eksik etmez. Biz de babamıza aşkla bağlıydık. Bazı mektuplarımda babama "aşkım" diye hitap etmem dahi sansüre takılmış, Babam herşeyden zevk alır. Sık sık bize şiir okurdu. Güzel de okurdu. Allah sevgisi ailemizde her zaman Allah korkusunun önünde olmuştur. Bize hep, "Bana sevilmenin ve sevmenin zevkini tattırdınız" derdi. Sert ifadesini görmedik. Son derece demokrat bir insandı." Ayhan Aksoy: (Cahide İleri'nin eşi. Yüksek İnşaat Mühendisi. ENKA Holding'ten emekli. 1981-1988 arasında Irak'ta kaldı. Irak'ta pek çok baraj, fabrika ve yol yapımında imzası var.) "O dönem telefon çok pahalı. Mektupla haberleşiyoruz ailemle. İleri ailesini hiç tanımıyorum. Babamdan bir mektup geldi. Mektuplarımda 27 Mayıs'tan bahsetmememi istedi. O dönem mektupların açıldığını duyuyorduk. İrtibatımızın kesileceğinden endişe ediyordu. Okulu bitirip Ankara'ya geldim. Cahide ODTÜ'de hoca. Talebelerini çocuk esirgeme kurumu yurtlarına götürüp gezdirirken annem görüyor, beğeniyor. Annemin tavsiyesiyle görüştüm Cahide'yle. 1965'te de evlendik." GÜRİŞ HOLDİNG'in patronu İdris Yamantürk, Cahide İleri'nin teyzesinin kocası. Hemşinli ünlü işadamı Yamantürk, 27 Mayıs'tan sonra ailenin ıstırabını paylaştı. Sabiha Deren Hakkı Devrim'miş! Merhum Tevfik İleri günlüğünde Sabiha Deren adında bir kadın dedikodu yazarına değiniyor. Yeni Sabah gazetesinin Fısıltı Gazetesi köşesinde yazan Sabiha Deren'in ilginç bir hikayesi var. İleri, 22 Ocak 1961 tarihli günlüğünde Deren'den şöyle söz ediyor: "Hadi Hüsman, Yeni Sabah'ta, Fısıltı sütununda yazan Deren isimli kadının geçenlerde 'Yaassıada dulları' diye bahsetmesi üzerine karısına bir mektup yazmış, demiş ki, 'Bir sabah gazetesinin dişi bir yazarı Türk kadınına iffet, ismet ve meziyetlerin kaffesinden mahrum olan-sizlere- Yassıada dulları demiş. Dilerim Allah'tan ki sizlerden çok daha beter olsun." Merhum İleri'nin günlüğünde sözünü ettiği Yeni Sabah'ta Fısıltı sütununda yazan Deren isimli kadın, Sabiha Deren'di. Ne var ki Tevfik İleri ve Hadi Hüsman'ın kadın olduğunu sandıkları Sabiha Deren erkekti. Sabiha Deren imzasıyla kulis ve dedikodu yazan kişi, Hakkı Devrim'di. Yeni Sabah'ın Fısıltı gazetesi 1 Ocak 1961'de ikinci kez yayınlanmaya başladı. Fısıltı'nın anonsu ve Sabiha Deren'in ilk yazısı "Kurucu Meclisten ilk gün haberleri", "Başol Modası" ve son olarak kendini anlattığı "Deli fişeklikten kurtulamadım" başlıklıydı. Fısıltı yazarı Sabiha Deren'in hastaları vardı. Kadın sanılan Sabiha Deren takma isimli Hakkı Devrim pek çok evlenme teklifi alıyor o yıllarda. "Başol modası" başlıklı yazısında Deren, Yassıada'da DP'liler inim inim inlerken Savcı Başol'un yakışıklılığını konu ediniyordu. Hakkı Devrim 1999'da kendisiyle yapılan bir söyleşide Sabiha Deren'in öyküsünü şöyle anlatır: "Ben orta yaşlı Allah'ın belası bir kadın olarak da yıllarca siyasi dedikodular yazdım. Yeni Sabah'ta. İsmim Sabiha Deren'di. Resmimi basıp, Sabiha Deren budur deyinceye kadar, kimse bunun farkında değildi. Hatta dönemin Rize mebusu Osman Kavrak demiş ki, "Biz aynı okuldaydık. Ona 'Kıllı Sabiha' derdik. Yerlere yattık tabii ki!" Sabah namazında Alllah'a yakardım
27.7. 1960
Eşine yazdığı mektuplardan
|
|
Abdullah Muradoğlu
|
|
|
|
|