AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tantavi'nin sözleri, başörtüsü yasağı ve Fransız manevrası...

El Ezher Şeyhi (Rektörü) Muhammed Seyid Tantavi'nin 30 Aralık'ta Kahire'de Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy ile kameralar önüne geçip, Fransa'nın başörtüsünü yasaklama girişimine destek vermesi, İslam dünyasında şiddetli tepkilere neden oldu. Sadece Fransa'da değil, bütün Avrupa ülkelerinde başörtüsü tartışmalarının yaşandığı bir döneme denk gelen açıklama, Fransa'nın Avrupa Birliği'nin İslam politikasını şekillendirme düşüncesinin en açık örneğini oluşturdu.

Tantavi, Fransa'nın yasak hakkını "hükümranlık hakkı" ile açıkladı. ''Başörtüsünün, Müslüman kadın için zorunluluk olduğunu, yönetilen ya da yöneten hiçbir Müslüman'ın buna karşı çıkamayacağını, bu zorunluluğun Müslüman bir ülkede yaşayan kadın için gerekli olduğunu, Fransa gibi Müslüman olmayan bir ülkenin başörtüsünü yasaklama hakkı bulunduğunu" söyleyen Tantavi, üzerine basa basa üç kez "Bu onların hakkıdır" dedi.

Tantavi'nin sözlerinin doğru olup olmadığını değil, onu bu açıklamaya zorlayan süreci ele alıp tartışmak istiyorum. Ancak bir konuya dikkat çekmek gerekiyor: Konunun devletlerin "hükümranlık" alanlarıyla tartışılması bir talihsizlik. Tantavi'nin bugünün dünyasını algılama biçimi ne kadar doğru? Son üç yılda yaşananlar bile böyle bir dünyanın var olmadığını göstermedi mi bize?

Yasak hakkı, Fransa'nın "hükümranlık yetkisi" ile meşru görülecekse burada en başında Tantavi çelişkiye düşüyor. Şu soruyu adama sorarlar: Başörtüsünü yasaklamak isteyen Fransa neden Tantavi'den böyle bir açıklama alma zorunluluğu hissetti? Kendi meclisinde bir yasa çıkarır ve hükümranlık alanında sorunu çözerdi. Fransa, hükümranlık alanı dışında başka güçlerin, çevrelerin, özellikle Ezher gibi büyük bir kurumun desteğini neden aradı? Demek ki, bazı konular bu kavramla tanımlanamıyor. ABD, Fransa ya da başka güçler, İslam ve Müslümanlar'la ilgili konuları Müslüman ülkelerin hükümranlık alanına terkediyor mu? "İslam tehdidi" gibi bir kavram üreterek yeni küresel düzen inşasına girişenler, bu hükümranlık hakkını mı kullanıyor?

ABD askeri, Fransa kültürel savaş veriyor

Tantavi'nin açıklamasının bu anlamda ciddiye alınacak bir tarafı yok. Tartışılması gereken; Tantavi'yi bu açıklamaya zorlayan nedenler, bu yönde işletilen süreç, kapalı kapılar ardında yapılan görüşme ve pazarlıklar...

Fransa'da 27 Kasım 1989'da çıkarılan bir yasa ile okullarda ve devlet dairelerinde dini sembollerin kullanımının önü açıldı. Bu tarihten sonra Müslümanlar başörtüsü ile okullara gitmeye başladı. Yasa, dini sembollerin laikliğe aykırı olmadığına hükmediyor. Peki ne oldu da laiklik tartışması, başörtüsü tartışması yeniden alevlendi? Fransa'daki Müslümanlar gerçekten bu ülke için tehdit haline mi geldi? AB'yi çok kültürlülük ve hoşgörü gibi en değerli uluslararası yatırım kozunu bile gözden çıkarmaya iten süreç nasıl gelişti? ABD'nin İslam dünyasına yönelik taarruzlarına karşı bu dünya ile yakın diyalog geliştirmeye çalışan, yoğun diplomatik manevralara girişen, ABD'ye karşı müttefikler arayan Alman-Fransız ekseni, Müslümanlara yönelik hoşgörüsünü neden düşmanlığa dönüştürüyor?

Anglo-Amerikan cephe ile ayrışan Merkez Avrupa, yani Alman-Fransız ekseni, konu İslam olunca ABD ile aynı cephede hareket ediyor, "İslam tehdidi" konusunda ABD'den hiç de farklı düşünmüyor. ABD, Müslüman coğrafyaya yönelik istilalarını sürdürürken Fransa, Müslümanlarla çatışmasını kültürel alanda yürüttü. Aynı zamanda da Müslüman ülkelerle çok güçlü ilişkiler kurdu. Bu yakınlaşma siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda yaşanırken kültürel alana yansımadı. Müslüman ülkelerdeki iktidar elitleriyle yaşanan yakınlaşma hiçbir zaman Almanya Dışişleri Bakanı Joshica Fischer'in ABD tehdini ima ederek, "İslam dünyasıyla alternatif bir diyalog kurmalıyız" cümlesiyle ifade ettiği noktaya gelmedi. Söz konusu ülkelerin iktidar elitleriyle Fransa arasında laiklik, başörtüsü ve İslam gibi konularda ortak bir kanaat var. Yani Fransa'nın "ekstrem laiklik" anlayışı en büyük desteği bu yönetimlerden alıyor.

Tunus'ta yapılan "5+5 Diyaloğu" zirvesinde başörtüsü tartışıldı

5 Avrupa ülkesiyle ile Kuzey Afrika ülkelerini bir araya getiren "5+5 Diyaloğu", sadece AB ile Müslüman ülkeler arasında yakınlaşmanın değil, aynı zamanda meşhur "İslam tehdidi"ne karşı ne yapılabileceği sorununun da tartışıldığı bir platforma dönüştü. Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Malta ile Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve Moritanya'nın devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı, bazı ülkelerin misafir statüsünde yer aldığı ve 5-6 Aralık'ta Tunus'ta yapılan 5+5 zirvesinin en önemli konularından biri başörtüsüydü. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın da katıldığı toplantıda, başörtüsünün okullarda ve devlet dairelerinde yasaklanması tartışıldı. Ne yazık ki bu girişim, "terörizme karşı ortak mücadele" başlığı altında ele alındı. "5+5 Diyaloğu"na yakında Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Türkiye, Beyaz Rusya ve Moldova da katılacak.

Fransa'nın laiklik çılgınlığına bağlı olarak başörtüsü tartışmasını yeniden alevlendirip bunu bir AB meselesi yapmaya dönük stratejisinin en büyük destekçileri Müslüman ülke yönetimleri. Buradan hareketle Tantavi'nin, hem de Fransa İçişleri Bakanı ile birlikte, hem de Fransa ile Mısır yönetimleri arasında yaşanan bir dizi görüşme ya da pazarlıklar sonucu böyle bir açıklama yapması, kollektif bir çalışmanın tezahüründen başka bir şey değil.

İrlanda'da kurulan Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi'nin başkanı Yusuf El Kardavi, Chirac'a gönderdiği mektupta, Avrupa'nın İslam'a yönelik yeni yaklaşımının Marksizmin dine bakışından farklı olmadığını, Avrupa Müslümanlarını tehdit ettiğini ve ekstremist laikliğin tehlikeli şekilde yayılmasına yol açtığını söylüyor. Fransa'nın öncülük ettiği bu düşmanca tutumun zamanla AB'nin İslam'a bakışını şekillendirmesine, İslam dünyası ile AB arasında da ciddi güvenlik duvarlarının örülmesine yol açması muhtemel. Türkiye AB'ye yaklaştıkça Avrupa-İslam ilişkilerini daha yoğun tartışacağız.


3 Ocak 2004
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED