|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu dünyada işler böyle yürüyor... Fransa'da hükümet ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, bir yandan okullara 'başörtüsü" yasağı getirmeye çalışırken, öte yandan Arap ülkelerinin gözündeki ayrıcalıklı yerlerini de korumak istiyorlar. Bir yandan devlet okullarında "başörtüsü"nün neden olduğu ama sayıları üç beşi geçmeyen "çok problemli" vakalardan hareketle ortaya koca bir "yasa" koyma hazırlıklarını sürdürürken, Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy'nin Mısır-Kahire'de bulunan El Ezher Camii'nin büyük imamından "başörtüsü yasağı" için fetva almasını da ihmal etmiyorlar... Geçen hafta Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy, yıl sonu tatilini geçirmek için Mısır'daydı. Ailesi ile birlikte yaptığı özel bir ziyaret. Ama Sarkozy, "Madem buralara kadar geldik, şu büyük imamdan da bir fetva alalım bari!" diye düşündüğünden olacak, programında olmamasına rağmen El Ezher'e ziyarette bulunuyor. Karşılaştığı kimse, gazetelerin "Sünni İslamın büyük otoritesi" olarak sundukları Şeyh Seyid Tantavi. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in atadığı bu büyük imam, "ılımlı görüşleri" ile tanınıyormuş. Sarkozy, yanından çok memnun ayrıldığı Seyid Tantavi hakkındaki gözlemlerini şöyle anlatmış: "Çok ince, kültürlü bir insan. Önceden benim hakkımda bilgi almış. Fransa'da Müslüman cemaati için ve genel olarak bütünleşme için neler yaptığımı biliyor." Şeyh Seyid Tantavi, gerçekten de Fransa İçişleri Bakanı'nın gönlünü hoş edecek açıklamalarda bulunmuş. İmam özetle şöyle konuşmuş: "Örtünme Müslüman kadın için ilahi bir emir. Ancak bu zorunluluk Müslüman kadın Müslüman bir ülkede yaşıyorsa geçerlidir. Ama eğer Fransa gibi yöneticileri örtünmeye karşı yasalar çıkarmak isteyen Müslüman olmayan bir ülkede yaşıyorsa, o da onların hakkı. Eğer bir Müslüman kadın Müslüman olmayan bir ülkenin yasalarına riayet ediyorsa, ilahi adaletten korkmasına gerek yok..." Yani özetle, herkesin kendi ülkesinde istediği yasaları çıkarmaya hakkı vardır... Ülke Müslümansa "örtünme" ilahi bir emir ve dolayısıyla mutlaka uyulacak, ama ülke Müslüman değilse orada da onların hakkı-hukuku geçerli olacak... Fransız medyasında yer alan haberlere göre Şeyh Seyid Tantavi, 1998'de bugün Sarkozy'ye "başörtüsü" konusunda yaptığı iyililiğin bir benzerini dönemin Fransız İçişleri Bakanı Jean-Pierre Chevenement'a da yapmış ama o zaman işler bugünkü gibi iyi gitmemiş. (Düşünün, Chevenement gibi laik mi laik bir bakan bile El Ezher'in kapısına dayanmış!) Mısır'dan diğer imamlar seslerini yükseltince "fetva" yarım kalmış... Bakalım Şeyh'in bu taze "fetva"sı sonrası neler yaşanacak? Bu "başörtüsü" fetvasına ilişkin gelişmeler ülkede –benim görebildiğim kadarıyla- sadece Hürriyet'te haber oldu. Yanılıyor muyum emin değilim ama gazetenin "El Ezher'den türban fetvası" başlıklı haberinde sanki "bir tatlı huzur" vardı! Kırk yıldır hakkında söylenmedik laf bırakılmayan El Ezher'in fetvası sanki değere binmiş gibiydi... Emin değilim, belki de yanılıyorumdur.. Neyse... Benim asıl dikkatimi çeken haber, "fetva" haberinin hemen altında yer alıyordu. Gazete "Mısır'ın El Ezher Üniversitesi'nin, Fransa'daki türban yasağını savunan fetvası, Türkiye'deki dini çevrelerde fazla ciddiye alınmadı" diyerek, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Hatemi'nin yorumuna yer veriyordu. Gazetenin sözü Hüseyin Hatemi'ye bırakmadan ettiği lafı doğrusu çok uygunsuz buldum. Çünkü, bizim tanıdığımız bildiğimiz Prof. Hatemi, gazetenin sunduğu gibi "dini çevreler"den bir yetkili değil, adının önündeki ünvanından da belli olduğu gibi önemli bir hukuk adamıydı! Nitekim, Prof. Hüseyin Hatemi'nin "fetva" yorumu da tam da bu çerçevede, yani "hukuk" çerçevesinde yapılmış –nefis- bir yorumdu. Prof. Hatemi, söz konusu fetvayı "Tamamen saçma bir şey" olarak niteledikten sonra şu güzel açıklamayı yapıyordu: "Bu fetvadan 'Müslüman ülkelerde de türban mecburi tutulur' gibi bir ifade çıkıyor. 'Fransa yasaklayabilir çünkü Müslüman ülke değil, Mısır yasaklayamaz çünkü Müslüman ülkedir' demek de yanlıştır. Çağdaş demokratik hukuk devletinde, herkesin inancına göre yaşama hürriyeti bir temel haktır. Ta ki, kamu düzenine zarar verene kadar. Hukuk devletinde ben, o hakkın doğru olup olmadığına bakmam. Kamu düzenini bozduğunda sınırlarım, gerektiğinde yasaklarım." Görüyorsunuz, meseleye bir de bu farklı açıdan bakmak var... Bu bakış El Ezher'den Şeyh Seyid Tantavi'nin "fetva"sında dile gelen anlaşıya hiç benzemediği gibi, tamamen çıkarcı bir biçimde Şeyh'in kapısına dayanan Fransız İçişleri Bakanı'nın dünyasına da uymuyor. Ve bana göre de Prof. Hatemi'nin bu bakışı-duruşu en tutarlı (ve de bereketli) bakış-duruş... En tutarlısı (ve bereketlisi), çünkü olup biteni "Hürriyet"ten hareketle değerlendiriyor. Haksız mıyım? Baksanıza, dünyanın en "laik cumhuriyeti"nin içişleri bakanı, El Ezher'in kapısına dayanmış, işlerini kolaylaştıracak bir "fetva" koparmaya çalışıyor! Zavallı laik cumhuriyet.... Demek bazı vatandaşlarının en temel haklarını sınırlayabilmek için El Ezher'den "fetva" çıkarmaya çalışacak derecede zor günler geçiriyor!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |