AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Ölçüyü bozarsan...

Şeytan taşlama sırasında yaşanan faciayı "kendimizle hesaplaşma" çerçevesinde değerlendirdik.

Kendimizle hesaplaşmaya devam edelim.

Çünkü her gün, yapıp ettiklerimizin içindeki "haddi aşmışlık", "ölçüyü bozmuşluk - kaçırmışlık" yüzümüze çarpılıyor. Yerde, gökte, havada, suda... "Ölçüyü bozmayın" diye uyarıyor insanı "ölçüyü koyan..." (Rahman Suresi, 7 – 9) Ama insanın hırsları, ölçüleri hoyratça çiğniyor ve sonunda bizlerin "facia" dediği şeyler oluyor. Faciaları ilmek ilmek örüyoruz oysa, besliyor, büyütüyor ve gel beni yut, diyoruz. İnsanoğluyuz biz, çok güzel şeyleri yapma fırsatı da verilmiş bize, kendimizi imha imkanı da... Seç yüceliklere tırman, seç çukurların derinliklerine düş...

Konya'daki faciayı haber alınca, Muhyiddin ibn'ül Arabi'nin İslam imbiğinden süzülmüş ve bir bakıma "insanı insan yapan" uyarıları geldi aklıma...

Gelin, "insanoğlu nelere nasıl iyi davranabilirmiş" onları birlikte okuyalım:

"Kiramen katibine (İslam inancına göre sevapları ve günahları yazan melekler) davranışın onlara iyi şeyler yazdırmak olsun.

"Ağaç ve taşlara da boşu boşuna harcamamak suretiyle iyi davran. (Ey inşaat yapan, ey ormanı yakan, ey denizi kirleten... (A.T.)

"Üzerinde namaz kılmakla yere iyi davran.

"Ölülere iyi davranman için onlara dua etmen ve daima iyiliklerinden söz etmen gerekir.

"Namaza iyi davranışın onu iyi kılmanla olur. Oruca karşı iyi davranman için günahlardan kaçınman gerekir. Haccın rükünlerine de Allah'ı çok zikredip tazim etmekle iyi davranmış olursun. Zekata karşı, onu hemen vermekle iyi davran.

"Mala Allah yolunda vermekle iyi davran.

"Düşmanlara karşı eziyetlerini bertaraf etmekle iyi davranılmış olur.

"Varlıkların tümüne karşı iyi davranmak nasihatla mümkündür.

"Kur'an okuyan kimse okuduğu sürece onu dinlemek suretiyle iyi davranmalısın.

"Kur'an'ın manasını anlamaya gayret ederek ona karşı güzel davran.

"Evine karşı, içinde namaz kılmakla iyi davran.

"Meclisine karşı iyi davranman için orada zikretmen gerekir.

"Oturduğun yerden ayrılırken oraya karşı iyi davranmak istersen oradan istiğfarla ayrıl.

"Gözüne iyi muamele etmen için onları Allah'ın yasaklarından uzak tutman gerekir.

"Kulağına karşı en güzel sözleri dinleyerek iyi davran.

"Dilini kötü söylemekten koruyarak iyi davranmalısın.

"Günahlardan korkarak ve çekinerek uzak durmakla onlara karşı iyi davranmış olursun.

"Duaya iyi davranmak demek onu yürekten yapmak demektir." (Altın Öğütler, Ahmet TAŞGETİREN, s. 354 – 355, Erkam Yay.)

"Ağaç ve taşlara da boşu boşuna harcamamak suretiyle iyi davran." diyor bu büyük gönül insanı...

Demek ki ağacın ve taşların da hukuku var. Demirin, çimentonun, suyun, aklın, kalbin hukuku var.

Hangi hukuku çiğnersek, bedelini bir şekilde ödüyoruz.

Belki de öncelikle içimizdeki ve dışımızdaki hemen her şeyin hukukundan habersiz hale gelip gelmediğimizi düşünmemiz gerekiyor.

Neyin farkındayız?

"Kiramen katibin" diye bir şey bize ne söyler?

Yaptıklarımızın yazıldığını ve bir gün karşımıza çıkacağını düşünüyor muyuz, biliyor muyuz, bu bilgi bizim için bir anlam taşıyor mu? "Kimse görmedi, yap öyleyse" dediğimiz işleri düşünsek bir... İşte bir gün o hiç kimsenin görmediğini düşündüğümüz şeyler birer "facia" olarak buluyor bizi... Ya bir başka dünyada çok daha büyük ve telafi edilmez bir facia söz konusu ise...

Belki de her şeyin merkezine "ben" putumuzu koyduk da, tüm arzularımızı, tüm gerçeklerimizi o belirliyor, kimbilir.

"Hevasını tanrı edineni gördün mü?"

Bu soru Kur'an'ın sorusu..

Yüreğimize baksak bir, arzularımızdan – kişisel çıkarlarımızdan put yapıp yapmadığını sorgulasak...

"Üzerinde namaz kılmakla yere iyi davran." sözü bize bir şey söyler mi?

Toprakla secde arasında bir bağ kurar mıyız? Yerin hukuku, göğün hukuku, taşın toprağın hukuku bize ne ifade eder?

Böyle bir hukuk duyarlılığı yeri göğü sömürmeyi düşünenden başka bir insanı gerektiriyor. Çağdaş insanın "benlik" savruluşlarından korunmuş bir insanı... Gönül insanları neslini...

Daha doğrusu "Rahman" ile yani tüm varlığı "Rahmet" sıfatına borçlu olduğumuz Varlık'la ilişkileri diri insanı gerektiriyor... Onunla buluşacağımız bir gün olduğunu bildiriyor O (c.c.) ve o günde "yüzü ak" çıkanlardan olmamızı istiyor. Daha dünyada iken benlik hesapları boşa çıkanlar, orada kendileri için güzel bina kurabilirler mi?


5 Şubat 2004
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED