AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Erbil saldırıları, Türkiye, İsrail'in istihbarat pazarı

Irak'ı işgal projesinin ve "küresel yağma çetesi"nin en etkili üyelerinden Paul Wolfowitz'in her gelişinde Irak'ta önemli gelişmeler oluyor. Wolfowitz, Kurban Bayramı'nın birinci günü sabaha yakın Irak'a geldi. Aynı sabah Erbil'de Irak Kürdistan Demokrat Partisi ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği bürolarında, aralarında bir çok üst düzey yetkilinin de bulunduğu yüzden fazla kişinin ölümüne yol açan saldırılar yaşandı. Kerkük'e gittiğinde kaldığı otele roket saldırısı düzenlendi. Ekim ayında yaptığı Irak ziyaretinde kaldığı Er Raşid Oteli'ne çok sayıda füze atılmış, bir ABD'li albay ölmüştü.

Erbil'de Irak işgalinden bu yana Amerika'nın Irak'taki müttefikleri olan iki Kürt gruba yönelik en ağır saldırılar gerçekleşti. Şüphesiz bu, birkaç istisna dışında, Irak'ta devam eden saldırılardan farklı özellikler taşıyor. Saldırıların Ensar-ı İslam, El Kaide ya da Irak'taki "direnişin ABD'nin müttefiklerini hedef alması"na ilişkin boyutu ayrıca tartışma konusu. Ancak ben başka ihtimallere dikkat çekmek istiyorum.

Saldırılar, her baktığı veya ilgilendiği bölgeye "ölüm saçan" bu adam ve içinde bulunduğu cinayet şebekesinin "önleyici saldırı", "Büyük Ortadoğu", İslam dünyasının ABD çıkarları doğrultusunda dönüştürülmesi" gibi tezlerine tepkilerin tırmandığı, Irak işgaline gerekçe gösterdikleri yalanlarıyla ilgili tartışmaların yoğunlaştığı hatta karşı saldırıların başladığı bir dönemde yaşandı.

İstihbarat fiyaskosu, İsrail bağlantısı

Irak'la ilgili istihbaratın palavra olduğu artık Amerikalı ve İngiliz en üst düzey yetkililer tarafından bile itiraf ediliyor. Kirli dosyalar açığa çıktıkça ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'in siyasi kariyerleri kötü sona yaklaşıyor. Seçim zaferine dönüştürmeye çalıştıkları Irak, onları imha edecek silaha dönüşüyor. Bush ve Blair ise, kimleri kurban edeceklerine karar vermeye çalışıyor. Bu amaçla, Irak'la ilgili istihbaratın incelenmesi için soruşturma komisyonları kurma kararı aldılar. Oysa göstermelik komisyonların bulgularının artık hiçbir önemi kalmadı. Bu aşamadan sonra kendilerini aklayacak malzeme bulmaları oldukça güç olacak. Saddam Hüseyin'e ele geçirme kozları bile birkaç haftada unutuldu.

Irak'la ilgili iddiaların yalan doğru olmadığına dair resmi itiraflar daha önce Paul Wolfowitz ve Condoleezza Rice tarafından dile getirilmişti. ABD'nin Irak'ın kitle imha silahlarını araştırmakla görevli uzmanı David Kay'in istifası ve ardından "Irak'ta kitle imha silahı olmadığı, bunun çok kötü bir durum olduğu" açıklamaları ve Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın bu açıklamayı doğrulayacak sözleri üzerine Washington'daki "neo-faşitler"e yönelik yıpratma savaşı başladı.

Powell'ın "Bağdat'ın kitle imha silahları olmadığını bilseydim savaşı desteklemezdim" açıklaması İngiliz gazetelerinde "Powell Blair'i zor durumda bıraktı" şeklinde yorumlandı. "Irak'ın kitle imha silahlarının kırk beş dakika içinde harekete geçecek kapasitede" olduğunu iddia eden Blair'in ne kadar zor durumda olduğunu anlamak hiç de zor değil.

İstihbarat skandalının İsrail bağlantısından söz etmemek mümkün mü? İsrail kaynakları, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahı olmadığının işgalden önce bilindiğini itiraf etti. Yossi Sarid, İsrail'in, savaş başlamadan önce "Saddam Hüseyin'in kitle imha silahı bulunmadığını bildiğini ve Bush yönetimini yanlış yönlendirdiğini" söyledi. BM müfettişlerinin eski şefi Scott Ritter ise, "Eğer İsrail istihbaratı bunu biliyorsa Amerikan ve İngiliz istihbaratı da biliyordur" dedi. İntihar ettiği açıklanan İngiliz silah uzmanı Dr. David Kelly'nin, ABD ve İngiltere'ye istihbarat bilgilerini İsrail'in sağladığına dair sözlerini tekrar düşünmek gerekiyor.

İsrail Türkiye'yi neden hedef gösterir?

Amerika ve İngiltere'yi istihbarat bilgileri ile besleyen, ABD yönetimindeki "sağcı Hristiyan-siyonist Musevi koalisyonu"nun en büyük müttefiki İsrail, Erbil saldırılarından sonra dünyanın dikkatlerini İran, Türkiye ve Irak'ın komşularına çeken yeni bir "istihbarat bilgisi" pazarladı. Mossad'a bağlı olan ve istihbarat bilgileri adı altında bilgiler yayınlayan "Debkafile" adlı internet sitesinde Celal Talabani'nin, "Erbil saldırılarının arkasında İran, Türkiye ve diğer komşu ülkelerin bulunduğunu söylediği, bu bilgiyi Irak'ta bulunan Wolfowitz'e ilettiği" öne sürüldü. İddianın, hem Amerika'nın hem de Kürtler'in dikkatlerini Türkiye ve diğer komşu ülkelere çekmeyi amaçladığı, özellikle Irak'ın geleceği üzerinde nisbi bir yakınlaşma içinde bulunan Türkiye-İran-Suriye'yi hedef aldığı ortada. İddia; bu ülkelerin Iraklı Sünni ve Şii Araplar'la yakınlığına, Kürtler'i dışladığına işaret ederek ülkenin bölünmesine yönelik senaryolara destek sağlamasının yanında hem Kürtler'le Türkiye arasına yeni bir düşmanlık tohumu etmeyi hem de Türkiye'yi Irak'tan uzak tutmayı amaçlıyor.

Ancak bir gün sonra İki Kürt grup İsrail iddialarını yalanladı. Önce IKYB üst düzey yöneticisi Behram Salih, ''IKYB'nin, Erbil'deki bombalı saldırılardan Türkiye'yi sorumlu tuttuğu yolundaki haberin tamamen uydurma olduğunu'' açıkladı. Ardından Mesud Barzani ve Celal Talabani grupları ortak açıklama yayınladılar ve Erbil'deki çifte intihar saldırısından Türkiye'yi sorumlu tuttukları iddialarını yalanladılar.

Ortada bir yalan var: Ya İsrail istihbarat kaynakları ya da Kürt gruplar doğru söylemiyor. İsrail, yakın ilişki içinde olduğu Türkiye'yi neden hedef göstermiş olabilir? Arap-Kürt-Türkmen çatışmasından kim çıkar arayabilir? Kerkük merkezli etnik gerilimden, Irak petrolünün yüzde kırkını barındıran Kerkük'ün bölgedeki hiçbir topluma yar olmamasından ve yabancı güçler tarafından yönetilmesinden kim faydalanabilir? Saldırı sonrası Wolfowitz Kerkük'te bu amaca yönelik görüşmeler mi yaptı? Türkiye, ilk kez çok kaba bir şekilde terör saldırısı ile itham edildi. Üstelik ABD ve Kürt grupların ortak savaş verdiği Ensar-ı İslam'ı desteklediği öne sürüldü. Saldırıları "Ensar ya da El Kaide yaptı" demek birçok ihtimali kamufle ediyor. Bence sorulacak çok soru var...


5 Şubat 2004
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED