|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AK Parti genel seçimlerde büyük bir oy çoğunluğu ile Meclis'e girdi. Bu oy çoğunluğunun Meclis sandalyelerine yansıması daha da büyük oldu. AK Parti parlamentoya bütünüyle hakim bir parti. İstese, Anayasa'yı tek başına değiştirebiliyor. İstediği kanunu kolayca geçirebiliyor. Bunlar ülke yönetimi için büyük imkanlar. Üstelik de karşısında muhalefet yok. Karşısında muhalefet olmaması bir avantajmış gibi görünüyor. CHP'nin devlet savunuculuğuna odaklanmış, tutucu ve kısır tepkiselliği ve militarist yaklaşımları kendi kitlesinde bile büyük tepki görüyor. CHP'nin halkın sorunlarıyla da ilgisi yok. Devletin çıkarlarını savunma adına, devleti yöneten odakların sözcülüğü ve tetikçiliği ile meşgul. O nedenle muhalefette olduğu halde oyları sürekli azalıyor. Bu durumda AK Parti'nin Meclis'te işi kolaylaşıyor. İşi kolaylaşıyor ama, Türkiye'nin işi zorlaşıyor. Meseleler doğru dürüst tartışılmıyor, hatta hiç tartışılmıyor. Yaratıcı görüşler, farklı yaklaşımlar ve muhalifler sesler dile getirilemiyor. Parlamento dışında bir muhalefet var ama, onları dinleyen yok. Ne, seçimlerden önce parlamento dışı muhalefete önem vereceğini söyleyen Başbakan Erdoğan ve partisi ne de çıkarlarını bu partide gördüğü için ona sımsıkı yapışmış büyük medya bu sesleri dikkate alıyor. Böyle durumlarda muhalefet görevini de iktidar partisinin üslenmesi beklenir. Bunun için de iktidar partisi bünyesindeki muhalif kanatların aktif olması zorunluluğu ortaya çıkar. Zaten AK Parti gibi kitle partilerinde, partinin çeşitli kanatları mevcuttur. Parti adeta bir koalisyon görünümündedir. Daha iktidarın birinci yılında bu gibi farklılıkların ortaya çıkması söz konusu bile olmadığı için, AK Parti bir bütünmüş gibi düşünülüyor. Oysa AK Parti de değişik kanatlardan, eğilimlerden oluşmuş bir parti. Şimdilik iktidar nimetlerinin bölüşülmesinde sorunlar yaşanmıyor. Hükümetin, devleti yöneten odaklara karşı giriştiği mücadele devam ederken parti üst yönetimine destek veriliyor. Bu durum, yerel yönetim seçimleri için aday tesbitlerinde vahim yanlışlıklar yapılmazsa bir sure daha devam eder. Başbakan Erdoğan, herzaman parti içinde karar almadan önce herkesi dinlediği söylemekle birlikte farklı seslere tahammülü olan bir lider gibi görünmüyor. Partili milletvekillerinin ve parti mensuplarının, özellikle devleti yöneten odaklarla tartışmalara girmesini istemiyor. Yanlış bir laf edilmesinden çok korkuyor. Devleti yöneten kadrolarla bir kavgaya girmeyi şimdilik uygun bulmuyor. Bu nedenle ne Maclis içinde, ne de Meclis dışında fazla bir tartışma yaşanmıyor. Meclis içinde muhalefet olmadığı gibi Meclis dışından da öyle esaslı bir muhalefet gelmiyor. Çalışan kesimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve Kürtler'in muhalif sesleri ise çeşitli baskılarla ve güvenlik güçleri eliyle engelleniyor. Erdoğan bu konuda pek demokrat sayılmaz. Demokratik açılımlar ve karşı çıkışlar hâlâ çok sert polisiye tedbirlerle sindiriliyor. Türkiye demokrasisi böylece bir ayağı eksik bir görünüm sergiliyor. Muhalefet kanadının eksik olduğu, farklı seslerin ve düşüncelerin kendini ifade imkanı bulamadığı ve böylece ülke meselelerinin tek yanlı tartışıldığı bir süreç yaşanıyor. Bazı konularda farklı görüşler ortaya çıkıyor kuşkusuz. Ama bu farklılıklarla ilgili tartışmalar devleti yöneten bürokratik odaklar ve kendilerini Cumhuriyet'in koruyucusu ilan etmiş 'Uyanık Güçler' ile hükümet arasında cereyan ediyor. Kuşkusuz, hükümeti geriye çekmeye ve değiştirilmek istenen bazı şeylerin değişmesine karşı çıkan bu tepkilere muhalefet demek tabii ki mümkün değil… Biz gerçek muhalefetten söz ediyoruz. Birçok temel konuda zaten AK Parti hükümeti ile devleti yöneten odaklar arasında ve bu odakların Meclis'teki temsilcisi olan CHP arasında bir farklılık bulunmuyor. Söz gelimi Kürt meselesinde, Irak politikalarında hükümetle bu odaklar aynı şeyleri savunuyor. Farklı görüşte olan sınırlı sayıda muhalifi ise dinleyen yok. Bana kalırsa şu sırada Türkiye'nin ihtiyacı olan en önemli şey ciddi ve gerçek muhalefet yapacak siyasi örgütler ve siyasi faaliyetler. Bu görüşleri ve faaliyetleri özgürce yansıtacak muhalif medya… Türkiye'de bunlar yok değil. Var ama, gelişmeleri yaygınlaşmaları ve yeşermeleri için uygun ortam yok. Yerel seçimler bu açıdan çok önemli. Seçmenlerin önüne şimdiden iki parti, AK Parti ile CHP alternatifi sunuluyor. Çekişmenin Laiklik ve 'Uyanık Güçler' ile 'Dinciler ve Gizli Şeriatçılar' arasında olacağı mesajı verilmek isteniyor. Keşke yerel yönetimlerin bir kısmı bu iki parti dışındaki muhalif güçlerin eline geçse. Muhalifler, il özel idarelerinde, belediye meclis üyelikleri seçimlerinde başarılı olabilseler. En azından yerel demokrasinin kurallarına göre işleyişini sağlayabilseler. Böylece Türkiye'nin geneli için bir demokrasi havası estirebilseler. Çünkü bu seçimlerde baraj engeli yok. Türkiye'nin, AK Parti'nin devlete ve güç odaklara karşı bağımsız gerçek muhaliflere, muhalif partilere ihtiyacı var. Muhalefet olmazsa, herşeye parmak kaldıran ve sesini çıkarmayan daha yüzlerce milletvekiliniz olsa bile başarılı olamazsınız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |