|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖMER ÇAKKAL
HER DÜKKAN BİR OKUL 1950'deki büyük yangına kadar uzun bir süre Kapalıçarşıda hizmet veren sahafların kendilerine has gelenekleri vardı. Küçüklüğünden ötürü adını dükkancık olarak koydukları işyerlerini her sabah dua ile açıp, her akşam dua ile kapatan sahaflar, diğer esnaflar gibi bir loncaya bağlıydı ve her loncanın bir piri vardı. Sahafların ilk pirinin, ilk kitapçı olduğu söylenen Abdullah Yetimi olduğu rivayet edilir. O zamanlar her dükkan bir okuldur. Onlarca yıllık çalışmanın ardından ancak sözünün ciddiye alındığı sahaf, neredeyse yazılmış tüm eserlerden haberdardır ve hafızasında onbinlerce kitap ismini muhafaza etmektedir. Sahaf dükkanları da kendine has bir dünyayı barındırır içinde. Gürültünün, hele kavganın hiç duyulmadığı, dar mekanda insanların bağdaş kurarak oturdukları, el yazması kitaplar, onlarca yıl öncesine ait dergiler, ansiklopediler, kartpostallar, eski fotoğraflar, bir de kedilerin dört bir yana sıralandığı birkaç metrekare alana kurulu dükkancıklar uzun zaman bir cazibe merkezi oldu. Mesleğe atılmak isteyenlere; pir ya da şeyh adı verilen liderin başkanlığında toplanan esnaf ileri gelenlerinin huzurunda yapılan bir sınavla belge verildiği, hali vakti yerinde olmayan esnafa yardım edilip müşteri yollandığı, esnafın ticari sırlarını korumak için aralarında gizli bir dille konuştukları büyülü atmosfer; sahafların 1950 yangınının ardından taşındıkları Beyazıd Camisi avlusunda da bir süre devam eder. Önceleri 12'si çift katlı 23 dükkanın yaptırıldığı Sahaflar Çarşısı, sonraki yıllarda belediyenin işbortacıları buraya sürmesiyle varolagelen düzenini yitirir. USTA-ÇIRAK GELENEĞİ SÜRÜYOR 1980 sonrası Kadıköy'de Akmar Pasajı ve Beyoğlu'nda Aslıhan Çarşısı'nda da dükkanlar açan sahafların bugün en önemli sorunu, büyük kitabevlerinin müşterilerini çekmesi değil. Zaten kitabevleri ve son zamanlarda moda olan gross marketlerdeki kitap reyonlarında bulunan kitaplar eski sahaflarda bulunmaz; sahaflarda bulunan kitapları da mağazalar satmaz. Sahafların asıl sorunu geçmişte her zaman kendilerine arka çıkan belediyenin kiraları aşırı bir biçimde artırması, eski kitaplardan anlayan insanların sayısının git gide azalması ve dükkanlarının önünü işgal eden işportacının sürekli huzursuzluk yaratması. Yeni yetişen kitapçıların eski kitaplar yerine ders kitabı, dergi ve süs eşyası satmaya yönelmesi, İstanbul'da bile gerçek sahafların parmakla sayılır hale gelmesine yol açtı. Buna karşın az sayıdaki sahaf, yeni öğrenciler yetiştirerek tarihi mesleklerini yaşatma yolunda büyük gayret sarfediyorlar. Bugün yalnızca İstanbul'da değil Anadolu'da birçok şehirde ve kasabada tek tük bile olsa sahafa rastlamak mümkün. "İnsanlar hazıra alıştı" Sami Önal (Dil-Tarih Sahaf - Kadıköy)- "Ordudan emekli olduktan sonra 1983'de sahaflığa başladım. Kitaplarla daha fazla haşır neşir olabilmek, adını duyduğum kitapları daha kolay elde edebilmek için kıdemli binbaşı rütbesindeyken isteğimle emekli oldum ve sahaflığa başladım. Bizim nesil bir kitabın adını duyar; o kitaba ulaşmak için çırpınırdı. Oysa bugün insanlar önlerine gelen kitaplara meylediyorlar. Bilgisayar ve fotokopi teknikleri sahafların belini bükmüş durumda. Geçmişte gazeteciler bir araştırma yapmak istediklerinde gelir, bizden kitap soruşturup alırlardı. Bugün oturduğunuz koltukta istediğiniz bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Bugün bizim müşterilerimiz kanına el yazması kitap sevgisi, eski kitap virüsü giren az sayıdaki insan." 'Sahaflar Derneği işlevsiz' Halil Bingöl: (Barış Kitabevi-Beyoğlu)- "Ben 1966'dan beri kitap satıyorum. İşimiz tamamen geçmişin kültürünü bugüne taşımak. Yüz yıl öncesine dair harap olmuş bir el yazması geçer elimize, güzel elbiseler giydirip bugünün insanının istifadesine sunarız. Bu noktada sorunlarımız var. Örneğin devlet kurumlarının yurtdışındaki müzayedelere katılıp çok pahalı fiyata kitaplar alması garip. Önce bize sorsalar biz o kitabı onlara üçte bir fiyata temin ederiz. İstanbul Sahaflar Derneği var ama Beyoğlu ve Kadıköy'de dükkanı olanları üye kabul etmiyorlar. Kafalarını deve kuşu gibi gömmüşler kuma. Edirne'de, İzmir'de, Trabzon'da ve ülkenin dört bir yanında sahaflar var. Ama ne yazık ki bütün bunları bünyesinde toparlayan bir lonca sistemi yok." Ahmet Hamdi ve Halide Edip müşterimdi
İbrahim Manav (Dilmen Kitabevi- Beyazıd)- "Sahaflık bir mektep. Ben 1952'den beri bu işin içindeyim. Halen eksik olduğum konular var. 1965'ten beri sahaf dükkanım var ve birçok kez kitap müzayedeleri düzenledim. Önceleri aramızda yapılan müzayedeler daha sonra Pera Palas'a, Marmara ve Hilton Oteli'ne taşındı ama maddi sorunlar bugün o işi de durma noktasına getirdi. 1950'li yıllardan beri çok özel müşterilerimiz de oldu. Ahmet Hamdi Tanpınar gelirdi dükkana. Halide Edip, Anadolu yakasında oturur son zamanlarında buraya gelemediği için evine ben kitap götürürdüm. 1965'lerde dükkan sahibi olduktan sonra dükkana üç tane genç gelir "Bize kitap tavsiye et ağabey" derlerdi. Bunlardan biri Cem Boyner, biri Celal Şengör, biri de Mim Kemal Öke'ydi."
|
|
|
|
|
|
|
|