|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Böyle bir sabahı insan yılda kaç kez yaşar? Kimse kendini kandırmasın. İş, hamaset edebiyatına vardırılırsa, böyle bir sabahın günde beş kez yaşandığını ileri sürecekler bile ortaya çıkabilir. Düşünün: sabahın daha ilk ışıkları çatıların turuncu kiremitlerine vurmadan kendinizi sokakta buluyorsunuz. Sabahın serin yeli yüzünüzü yalarken, mahmurluğun verdiği uyuşukluktan çıkmaya savaşıyorsunuz. Ağzınızda Allah'ı ululayan ve birleyen sözcükler yuvalanıyor. Attığınız her adımda bu sözcükleri yineleme gereğini düşünüyor, bu düşünce hatırınıza gelmeden -veya hemen hemen gelmeden bir ân önce- ululama ve birleme sözcüklerini asal dilinde çığırıyorsunuz. Biliyorsunuz ki, az sonra şu kapıdan biri daha çıkacaktır, onun bir altındaki kapıdan bir başkası daha.. ve şu köşeyi döner dönmez, koltuklarının altına seccadelerini sıkıştırmış birkaç genç; onların yanı başında bir dede ve dedenin elini tutmuş, altı yaşındaki torun.. hepsi aynı ululama ve birleme tümcesini çığırarak aynı hedefe yöneliyor. O hedef, o gün, kentimizin merkezidir. Böyle yüzlerce merkez kuruluyor kentimizin muhtelif yerlerine. Bir kentin yüzlerce merkezi mi olurmuş demeyin, o güne özgü bir özellik olarak, o gün kentin merkezi onla, yirmiyle, elliyle çarpılabilir. Böylece yüzlerce kent merkezi ortaya çıkar ve her merkeze konaklık eden çatıların altında yüzlerce, binlerce inanç sahibi insan bir araya gelir. Bunu bilirsiniz. Ve göze aldığınız yolların herhangi birinden o merkezlerden birine doğru yönelirsiniz. Artık Allah, semanın tek çatısı altından, kentin, bu yüzlerle sayılan her bir çatısının altında bire bir tecelli edecektir. Bunu düşünmek ve bilmek, insanı çıldırtabilir. O gün, bir merhamet heyamolası yaşanacaktır. Şefkat ve derinlik, keder ve yenilenme, doğuş ve yıkanış hepsi bir arada ve birbirinin içinde olarak kalbinize girecektir. Kalp, buna hazırdır. Bekler. Beklenen ân geldiğinde, o ululama ve birleme sözcükleri, her tarafta birden, aynı anda işitilmeye başlar. Bu görkemi kuşkusuz, daha önce defalarca yaşadınız, bunu bilirsiniz. Ama bu kez, her şey sil baştandır. Her şey, daha önce hiç olmamışçasına yinelenir, yenilenir. İçinizle birlikte, kalbinizle birlikte, bir dünyadan yeni bir dünyaya geçiş denemesini yaşarsınız. Ortalardaki şarlatanlara rağmen, bindörtyüz yıl önce yaşanan deney, sizin kişiliğinizde bir kez daha yenilenir ve yinelenir. Çünkü o yaşanan şey insanın asal yapısında, onun ırasında varbulunmaktadır. O yaşanan şey, o ıraya bir eklenti olarak kondurulmamıştır. O şey o ıranın temel farikasından sayılan bir özellik olarak orada durmaktadır. Şarlatanların baykuş ötüşüne benzeyen çığırışları hiç etkimemiştir demiyorum. Ama öylesine zavallı bir etkime ki bu, ihmal etmekte yitim aranmaz. Dahasını da söyleyebilirim. Bütün o sağlık şamatalarına, bütün o teknoloji zımbırtılarına rağmen, o, sabahın özgü şefkat ve merhamet havasını dağıtmaya, bunların hiçbiri güç yetiremez. Olumsuz çığırtkanlık ortalığı istediği kadar kargaşa ve yılgı havasına boğmaya çabalasın, sonuç bir hiçtir. İnsanın asıl yapısından gelen o şefkat ve merhamet duygusu bir kez daha yaşanacaktır. Yaşadığınız yalnızlık, bu dünyadaki kısmetiniz olan son bir kâse süt, devenizin üstünde çölün derinliklerine doğru aldığınız yol ve onun varacağı menzil, o sabah, her insan teki tarafından bir kez daha bir başına ve bireysel olarak bir kez daha ve yenisinin yaşanacağı bir kez daha umularak yaşanır. Bir ermiş değilsinizdir belki, ama ermiş olanların himmetini üzerinizde hissetmenize bir engel de yoktur. Alın, bu hisle secdeye konur. Ve secdeden kalktığında ve eller niyaz için semaya açıldığında, orada, yeni bir insan vardır. Onunla yüz yüze gelirsiniz. Günaydın!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |