|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyaset ya değerler ve idealler ya da menfaatler üzerinde döner. Siyaset ilke ve değerler üzerine kurulursa uzlaşı ve hizmet üretir, çıkarlar üzerine kurulursa çatışma ve ayrışma... Bu yüzden değerden azade bir siyaset olmaz. En katı laik siyasal düzenler bile belli erdem ve değerleri önemsemek zorundadır. Siyasetle ahlakın birbirinden kopması en büyük felakettir. Ahlakın kökeninin ve kaynağının ne olduğu ayrı bir tartışma konusudur, ama ahlaki dinamikler geliştiremeyen bir siyaset yapısı ruhu kaçmış, anlamını ve amacını yitirmiş bir yapı haline gelir. Son dönemde siyasetin yozlaşması, sığlaşması, rant dağıtım aracına dönüşmesi, halkları tatmin edemeyecek bir karakter kazanması bu yönüyle de sorgulanması gereken bir durumdur. Siyasetle ahlakın arasının açılmasında modern dönemde yaşanan kimi olumsuzlukların da etkisi vardır. Geleneksel dönemde genel hikmet şemsiyesi altında bulunan sanat (estetik), ahlak ve bilim modern dönemde birbirinden bağımsızlaşmıştır. Benzer şekilde bu dönemde alanların özerkleşmesi siyaset alanını da mutlaklaştırmış ve objektifleştirmiş, ama diğer alanların kimi erdemlerinden de yoksun bırakmıştır. Çok açıklıkla vurgulamak gerekir ki, siyasetin ahlaki bir amacı olmalıdır. Siyasetin ahlaki amacı ADALET'tir. Adalet sadece hukuk alanıyla ilgili kuru bir kavram olarak görülmemelidir; adalet hayatın tüm alanları içinde işler kılınması gereken çok yönlü bir olgudur. Devlet toplum ilişkisinden, insan evren ilişkisine, kişiler arası ilişkiden kul ile yaratıcı arasındaki ilişkiye kadar çok geniş bir ilişkiler ağı adaletin konusudur. Adaletin "yansız olmak, yanlışlık yapmamak, eşit davranmak, dengeli olmak" gibi rasyonel anlamları olduğu gibi daha manevi ve erdem yüklü anlamları da vardır. İnsaflı, itidalli, hakkaniyetli, hoşgörülü, müşfik olmak gibi... Adil olmak herhangi bir işi düzgün ve dengeli yapmayı, ölçülü olmayı gerektirir. Eğer adaleti esas alan bireyler yetiştirseydik, Konya'daki apartman felaketi yaşanır mıydı? Gerekli olan malzeme gerekli ölçüde kullanılsaydı ve gerekli işlemler tam anlamıyla yapılsaydı böyle bir dram yaşar mıydık? Eğer adaletin temel esprisi olan düzgün iş yapmak esas alınsaydı Hac'da her yıl aynı facialar yaşanır mıydı? Eğer adaleti esas alsaydı Saddam rejimi böyle gururu beş para olarak yerle bir olur muydu? Toplumuna insanca ve hakça bir düzen kursaydı böyle bir sona mahkum kalır mıydı? Çünkü genel bir kaidedir, "inançsızlık (küfür) devam eder, ama zulüm devam etmez". "Zulüm yaşlandıkça azalır, ilim yaşlandıkça artar". Bu yüzden akla, hukuka, hikmet ve adalete dayanan bir yönetim ve siyaset felsefesi güderek siyaset yapmak gerekir. Tarih kitapları adil olan hakimden, değil adil olan hükümdardan bahseder, çünkü hakim zaten adil olandır (olmalıdır), asıl adil olması gereken hükmeden yöneticidir. Siyasetçinin de temel misyonu adaleti tesis etmek ve titizlikle ayakta tutmaya çalışmak olmalıdır. Adil bir yönetimin temeli insan haklarına dayanır. Çünkü adil olmak herkese hakkını vermek, eşit olmak, hakkı hukuku korumak anlamlarına da gelir. Tüm varlıklar arasında hakkın korunması, herkesin hakkını elde etmesi, hakların yaşanılır kılınması adaletin bir gereğiyse, adil bir yönetimin "haklar temelli" bir yönetim olması gerekir. Devletin hukuk devleti olması da hukukun temel hak ve özgürlüklerle techiz edilmesi anlamını taşır. Bu yüzden adaletle hukuk devleti arasında, hukuk devletiyle de insan hakları arasında "olmazsa olmaz" bir ilişki sözkonusudur. Siyasetin ahlaki bir amacı olmasıyla siyaseti ahlaklı kişilerin yapması arasında her zaman doğru orantı bulunmamaktadır. Aristo mantığına göre, ahlaklı kişilerin siyaset yaparken ahlaki bir amaç güdeceği düşünülür, ancak bu her zaman böyle olmayabilmekte veya tersi de olabilmektedir, yani kişisel yaşamında ahlaki kuralları çok önemsemeyen bireylerin yürüttüğü siyaset toplumun umumi menfaatlerini gözeten bir ahlaki amaca sahip olabilir. Bu yüzden siyasetten bahsettiğimiz zaman kişisel ahlak ve amaçlardan daha önemli olan husus, siyaset felsefesinin ve yönetim anlayışının böyle bir amaç üzerine kurulu olmasıdır. Yani adaleti tesis etmek en temel hedef olarak görülmelidir. Adaletin toplumdan, siyasetten, vicdanlardan çıkması kıyamet alameti gibidir. Toplumsal birlik ve bütünlük, sosyal barış ve huzur, devlet-toplum kaynaşması için adaletin her yönüyle önemsenmesi, temel ilke ve değer haline getirilmesi gerekiyor. Unutmayalım ki, Allah'ın sevgisi ve insanlık vicdanı adil olanlarla birliktedir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |