AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Avrupa'daki diaspora
Türkiye'sini bekliyor

100 bin Türk göçmenin yaşadığı İsviçre'de Türk göçmenlerin en büyük problemi işszilik. Güven Akıncı, "Türkiye'nin göçmen toplumuna ilişkin politikasında değişiklik yapması gerekiyor" diyor

Avrupa'nın en eski demokrasisine sahip 7 milyon 280 bin nüfuslu İsviçre'nin yüzde 20,5'i göçmen. 80-100 bin arasında Türkiyeli göçmenin yaşadığı İsviçre'de Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romançca olmak üzere 4 resmi dil konuşuluyor. 26 kantondan oluşan İsviçre'de Türklerin yoğun olduğu kantonların başında Zürih, Bern ve Basel geliyor.

Avrupa'nın en zengin ülkeleri arasında yer alan İsviçre'nin dış politikası tarafsızlık üzerine kurulu. Bu nedenle 1. ve 2. dünya savaşlarında tarafsız kalan İsviçre BM'ye 2000'de girdi. İsviçre'de her kantonun kendi meclisi var ve içişlerinde özerkler. İsviçre, bir tür şehir devletleri konfedarasyonu. Öte yandan göçmenlerin bütün işlemleri polis üzerinden yapılıyor. Bu anlamda İsviçre bir polis devleti. İsviçre uluslararası diplomasinin de buluşma merkezi. Davos Zirvesi her yıl İsviçre'de yapılıyor.

Türkiye'li göçmenlerin İsviçre'deki ilk durağı Zürih kantonuna bağlı olan Winterthur. Türkiye'deki tekstilcilerin yakından tanıdığı Rieter fabrikaları, idari büroları hariç bomboş. Üretim birimleri Hindistan, Polonya gibi ülkelere kayınca pek çok Türk işsiz kaldı. İşsizliğin meydana getirdiği sorunların suçlusu da göçmenler oluyor. Bazı göçmenlerin kriminal vakaları tüm göçmenlere mal oluyor.

AŞIRI SAĞ YÜKSELDİ

Diğer Batı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi son seçimlere göçmenler-yabancılar damgasını vurdu. Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) oylarını artırarak birinci parti oldu. Son seçimlerde "Daha Güvenlikli Bir İsviçre İçin Yabancı Misafirliklere Son" başlıklı kampanya ile giren SVP'nin başarısı merkez sağ partilerde deprem meydana getirmiş. SVP'nin popüler Christoph Blocher'in göçmenleri yakından ilgilendiren adalet ve içişlerinden sorumlu bakanı olması tedirginlikle karşılanıyor. En küçük sağ parti olan SVP, 1959'dan bu yana ilk kez 7 kişilik merkezi hükümete iki bakan verdi. SVP Federal Meclis'te ve Kantonlar Meclisi'nde en fazla sandalyeye sahip. Bloher'in bakan olması diğer partiler tarafından güçlükle kabul edildi. Merkezi hükümet SVP, SP, FDP ve CVP Koalisyonu'ndan oluşuyor.

MÜTEDEYYİN İŞADAMI SOSYAL-DEMOKRAT PARTİ'DE

Sosyal-Demokrat Parti'den Zürih Kantonu'ndan milletvekili adayı olan Zürih'li işadamı Durali Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre Türk göçmenlerin yüzde 20'si İsviçre vatandaşı. 30 yıldır Zürih'te yaşayan ve 22 yaşından beri kuyumculuk ve saatçilik yapan Yılmaz göçmenlerin seçimlere ilgisizliği yüzünden az farkla kaybediyor. Mütedeyyin bir işadamı olan Yılmaz, partinin göçmenlerle ilgili biriminde faaliyet gösteriyor. "SP'den siyasete nasıl girdiniz?" sorumuza Yılmaz şöyle cevap veriyor:

"Seçimlerden önce Sosyal-Demokratların yabancılar bölümünden teklif geldi. Diyalog kurmak ve sorunlarımızı görüşüp konuşmaktı amacımız. Bu teklif gelince değerlendirdik. SP, yabancı kökenli ikinci nesiller listesi yaptı. 2,5 ay vardı seçimlere. Türk kökenli seçmenlerin tam bir duyarlılık gösterdikleri söylenemez. Maalesef yabancılar listesinden hiçbir kişi seçilemedi. İsviçre seçim sistemi biraz karışık. Sandığa gitme şartı yok, mektupla oy kullanma durumu var. Göçmen vatandaşların ilk defa oy kullanmaları dezavantaj oldu. Nasıl oy kullanacaklarını anlatan broşürler yaptık. Buradaki Türk basını destek sağladı, ama yeterli olmadı. Sonraki seçimlerde 6 ay önce çalışmaya başlamak lazım."

'BLOCHER'DEN KORKMUYORUZ'

Durali Yılmaz, kolaylaştırmalı vatandaşlığa geçiş hakkı için çalıştıklarını belirterek, "Burada yaşayan tüm vatandaşların aynı haklara sahip olmasını istiyoruz. Üç kategoride yabancı vatandaş var İsviçre'de. Her kategori ayrı bir statü. Bunun değişmesini istiyoruz. Bir diğer sorun, vize sorunu. İsviçre dışındaki Avrupa ülkelerine çıkacak olsanız vize isteniyor. Ayrıca emeklilikle ilgili sorunlar var. Meclis'te olmayınca ne kadar başarılı olabilirsiniz ki" diyor. Blocher'in seçilmesinin göçmenler kadar diğer partiler tarafından da endişeyle karşılandığını belirten Yılmaz, "Ama çok korkmamak lazım. Açık konuşmak gerekirse Bloher'in güçlenmesinde göçmenlerin de katkıları olmuştur. İnsanımız kendi halinde kaldıkça, dili öğrenmedikçe, İsviçrelilerle diyaloğa girmediği müddetçe birilerine malzeme veriyoruz. Belki bunda İsviçre'nin kendi kanuni hataları da var. Mesela iltica eden bir şahıs kriminal hadiseye giriyor. Böylece bütün yabancılara yönelik bir düşmanlık beliriyor" diyen Yılmaz, "Benim Bloher'den pek de endişem yok. Partim aynı kanaatte olmayabilir, ama bir noktada iyi oldu. Yıllar yılı 1 bakanları vardı, muhalefette idiler. Muhalefet atar tutar, güçlenir daima. Bunlar da güçlendi. Şimdi iş başındalar. Göreceğiz. Kanımca sonraki seçimde güçleri azalır. Sadece lafla sorunlar çözülemez" şeklinde konuşuyor.

'Gettolaşma önlenmeli'

"İsviçre Türkiyeli Gençler İnisiyatifi"nden Güven Akıncı, İsviçre'deki ikinci kuşak gençlerin kendi kaderlerine terkedildiklerini belirterek, "Göçmenlerin en büyük sorunu, bu toplumun ortalama sosyalitesinin içinde kendine yer bulamaması. İnsanımız iş, ev, lokal-cami üçgeninde hayata mahkum. Bir anlamda kendi ördükleri kozaların içinde, gettolarında yaşıyorlar" diyor. Türkiyeli göçmenlerin yüzde 40'ını 14-40 arası yaş grubunun oluşturduğuna dikkat çeken Akıncı, "İşsizlik gittikçe artıyor. Eğitim seviyesi düşük. Genç kitle iki toplum arasında gel-gitler yaşıyor, geleceğe güvensizlik duyuyorlar. Ne kendi kültürlerini ne içinde yaşadıkları toplumun kültürünü biliyorlar. Türk gençlerinin adli vakalarda tüm yabancılar içindeki oranı yüzde 22. Bu korkunç bir rakam. İntihar vakaları artıyor" diyor. "Bu sorunların çözümlenmesi için Türkiye'nin Avrupa göçmen toplumuna ilişkin politikasında köklü değişiklikler yapması gerektiğini düşünüyorum" diyen Akıncı, "Avrupa'da hatırı sayılır ölçüde AB vatandaşı Türk göçmen var. Bu potansiyel sağlıklı değerlendirilirse, siyasi kanallarını bulursa, Avrupa'da Türkiye'nin pozisyonu son derece güçlenir kanısındayım. Gurbetçiler yıllardır Türkiye'ye döviz aktardılar. Artık Türkiye'de onlar için birşeyler yapmalıdır. En azından buradaki gençlerin anavatanlarıyla bağlarının canlı tutulması için çeşitli etkinlikler düzenlenmelidir" şeklinde konuşuyor.

Türkiye ayağa kalkmalı

Söğüt'lü olan Prof. Niyazi Arı, Zürih Uygulamalı Teknik Üniversitesi (ETH) Elektrik Bölümü mezunu. Uzun yıllar özel firmalarda yöneticilik yaptı. 1985'de Basel Uygulamalı Teknik Üniversite'de profesör ünvanı aldı. 1986'da ETH Elektrik Bölümü'nde Dekan Yardımcılığı yaptı. Dünyanın en ünlü teknik üniversitelerinden biri olan ETH'da Araştırma ve Geliştirme'den Sorumlu Rektör Yardımcısı olan Prof. Arı, Sakarya Üniversitesi'nde de çeşitli zamanlarda ders veriyor. 1961 yılında İsviçre'ye ilk gelen Türk göçmenler arasında yer alan Prof. Arı sorularımızı cevapladı.

Göçmenlerin en büyük sorunları neler size göre?

İsviçre'deki Türk toplumu çeşitli sorunlarla karşı karşıya ama, önceki dönemlere kıyasla çok daha iyi durumdalar. Yabancı bir toplumda yaşamanın zorlukları kolay aşılmıyor. Bence İsviçre'de en büyük sorunu kadınlarımız yaşıyorlar. Hem sosyal olarak hem psikolojik olarak. Düne kadar Türkçe konuşabilen bir kadın doktor yoktu. Bugün pek çok sahada Türk kökenli insana rastlamak gurur verici bir gelişme. Dil sorunu diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi burada da mevcut. Eski yıllara kıyasla olumlu gelişmeler var.

Beyin göçü hakkında neler söylersiniz?

Türkiye bilimsel gelişmeleri çok iyi takip etmeli. Buraya öğrenci göndermek çok güzel, ama, eğitimini tamamlayan yetişmiş insanımızın kendi memleketimizde çok iyi şekilde değerlendirmesi gereklidir. Beyin göçü dediğimiz olay, yetişmiş insanımıza gereken değerin verilmemesinden kaynaklanıyor.

Türkiye'nin AB'ye girme mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsviçre AB üyesi değil. Kendi standartları var. Kendilerine güveni var. AB'ye girmekten önce Türkiye, kendini ayağa kaldırmalı. Bu kabiliyet var. Türkiye AB'ye girer yahut girmez, ama muhakkak ayağa kalkmalı, alternatif bir ülke olmalı. Bu AB'ye girmekten daha önemli. Burada yaşayan çocuklarımız eğitimlerini çok iyi bir şekilde tamamlasınlar. En temel mesele bu. Burada nüfus yaşlanması var. Türk nüfus gelecekte, eğer eğitimlerini çok iyi şekilde tamamlarsalar, İsviçre'de önemli bir rol oynayabilirler. Gençlere tavsiyem, hangi alanda olurlarsa olsunlar en iyisini yapsınlar. Elbette siyasete de girmeliler. Burada doğmuş ve burada yaşamaya devam eden insanlarımızın siyasete de söz sahibi olmaları en tabii haklarıdır.

- BİTTİ-





 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED