|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Vahye dayalı dinlerin aslı ve kaynağı bir olmakla beraber Kur'an dışındakilerin zaman içinde beşer eliyle değiştirilmiş olduğu, bazı uçtakiler bir yana bırakılırsa bu dinlerin mensuplarınca da kabul edilen tarihi bir gerçektir. Pavlus öncesi ve sonrası Hıristiyanlık aynı değildir ve resmi/yaygın olan dışındaki bazı Hıristiyan gruplar tevhîd inancına (İslam'a) oldukça yakındır. Batı'da insan hayatını etkilemek ve Hıristiyan ahlakını hayata sokmak konusunda başarılı olamayan din adamları ve misyonerler, çeşitli hileler ve perdeler kullanarak geri kalmış, ekonomik sıkıntı çeken, her türlü hizmete muhtaç ülkelere yöneldiler, buralarda yaşayan insanları dinlerine çevirmek için olağanüstü çaba sarfediyorlar. Hilelerinden bir tanesini aktarayım: Türkiye'de faaliyet gösteren bir misyoner teşkilatı İncil'den sevgi, şefkat, yardımlaşma ile ilgili parçaları, Kur'an'dan da savaş ve ceza ile ilgili âyetleri seçerek bir broşür yapmış, "İşte kitaplarına göre sevgi dini Hıristiyanlık ile şiddet dini İslam" diye propaganda yapıyorlar. Aşağıya aldığım okuyucu mektubu da bir başka faaliyetlerini ortaya koyuyor: "Hocam, ben Konya İlahiyat Fakültesi'nde öğrenciyim... Eskiden (liseden) beri dinlere, cemaatlere karşı bir merakım var. İnşallah, dinler tarihi alanında yükselmek istiyorum. Bu nedenle çalışmalara şimdiden başladım. Birkaç ay önce ardarda Radikal, Vatan ve Hürriyet gazetelerinde 3 farklı ilanla karşılaştım. Bunlardan ilki ''Kutsal kitabı hiç okudunuz mu?'' başlıklı bir ilandı, ikincisi,''İsa'nın yaşamı ve ilk kilise tarihi'', üçüncüsü de ''Alo İncil, Tevrat, Zebur'' başlıklı ilanlardı. İlk ikisini istedim ve hemen gönderdiler. İncil'i, İncil Bilgilendirme Merkezi adı altında çalışan bir kuruluş, ikinci kitabı da Ephesus Yayınevi gönderiyor. İncil B. Merkezi, İncil'le birlikte birkaç kitap,anket, vs. de gönderiyor ki, karşı tarafla ilişkilerini diri tutabilsin. Çok geçmeden Ankara'dan, sonradan Hıristiyan olduğunu söyleyen, Koreli bir bayan beni aradı ve sırf benimle görüşmek, bana yardım etmek için Konya'ya geleceğini (bir arkadaşıyla beraber) söyledi. Bilet falan alınmıştı, ben onları otogardan karşılayacaktım. Sonra ben onlara Konya'ya neden geleceklerini, bundan ne gibi bir çıkar elde edeceklerini sordum ve ekledim: 'Benim sizinle görüşme gibi bir talebim olmadı.' Telefondaki bayan beni tekrar arayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Ertesi sabah beni tekrar aradı ve bahanesi hazırdı: Gelemeyeceğim. Bu olayı Konya'da gazete temsilciliği yapan bir tanıdığıma ve yine aynı gazetede (Vakit gazetesi) yazılar yazan bir gazeteci büyüğüme anlattım. Her ikisi de uygun bir platformda değerlendireceklerini söylediler. İlahiyatçı olduğunuz için sizin de bu konuyla ilgilenmenizi rica ediyorum. Artık satın alınan gençler sokaklarda, evlerde, internette aleni bir şekilde misyonerlik faaliyetlerini yürütüyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığımız'da da bu konu hızla ele alınmalı. Birçok insan Kur'an mealinden habersiz. Birçok insanın evinde Kur'an meali yok. Ve yine birçok Müslüman dedesinden kalmış, cildi aşınmış Kur'anları okuyor da yılda bir kez Ramazan ayında hatim ve mezarlık ziyaretlerinde okunanla sınırlı kalıyor. Ve küçük ebatlı Kur'an mealleri piyasada yüksek fiyatlarla satılıyor. Diyanet insanlara ücretsiz Kur'an, veya sadece meal dağıtsa iyi olmaz mı? İnsanlarımız Orhan Pamuk'un vitrinlik kitaplarını okuduğu kadar Kur'an meali okumuyor maalesef... Tekrar yazıyorum, lütfen bu konuyla ilgilenelim. (Bu arada İncil Bilgilendirme Merkezi'yle ilgimi kestim, tanıştıkları insanların kolay kolay peşini bırakmadıklarını itiraf etmeliyim...) Gazetedeki köşenizden konuyu takip edeceğim. Selam ile..." (Fatma B. KONYA) Bir başka yazıda İsa'nın tekrar gelmesi, AB ve dinler arası diyalog bağlamında bu konuya devam edeceğim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |