|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 Eylül sonrasında katıldığım televizyon programlarında dünyada olup biten herşeyden Amerika'yı sorumlu tutuyordum. Halen de öyleyim.. Bu programların birinde son 50 yıllık tarihmizden örnekler verirken, Amerika'nın Kyoto Protokolü'nü imzalamamakla dünyayı felakete süreklediğini söylemiştim . Programa katılanların hemen tümü 'bunun 11 Eylül ile ilgisi olmadığını' belirterek geleneksel olarak Amerika'nın söylemlerini savunmayı sürdürdüler.. Geçtiğimiz Pazartesi ise bu arkadaşların çalıştığı gazateler Kyoto Protokolü'nü manşete çekmişti.. Bu gazetelere göre 'Kyoto Protokolü'nü imzalamayı reddeden Amerika dünyayı bir felakete sürüklemektedir. Habere göre 'Başkan Bush Mart 2001'de küresel ısınmaya yol açan gazların emisyonunun 10 yıl içinde % 5,2 azaltılmasını öngören Kyoto Protokolü'nü imazalamayarak, bu gazların % 36'sının emisyonundan sorumlu ülkekesinin ekonomik çıkarlarını dünyadaki çevre sorunlarının önünde tutmayı yeğlemiştir'.. Pentagon'nun raporundan özetler veren gazeteler önümüzdeki 20 yılda küresel ısınma sonucu dünyada ciddi kuraklık, seller, açlık ve iklim değişikliklerinin meydana geleceğinden sözediyordu. Yani Bush'a göre 'Amerikan çıkarları tüm dünyanın felaketinden daha önemlidir'.. Bush hayranları da ne yazık ki aynı şekilde düşünüyor! Nitekim Irak'a saldırı hazırlıkları yapılırken bu kişiler Saddam'ın elinde olduğunu söyledikleri nükleer füzelerin İstanbul ve Ankara'yı bile vuracak kapasitede olduklarını tekrarlayıp durdular. Çünkü patronları Amerika Irak'ı işgal etmek için böyle bir söyleme destek istiyordu.. O zaman da söylemiştim.. Amerika yalan söylüyor ve bölgede kitle imha silahlarına sahip tek ülke İsrail'dir.. Bush ve Blair'in yalan söyledikleri bugün artık kanıtlamıştır. Geçen Salı günü de Washington Times gazetesi Pentagon raporlarına dayanarak 'İsrail'in 82 tane nükleer silaha sahip olduğunu' yazdı. Gazete ayrıca Irak (Saddam kalsaydı) ve İran'ın ancak 2020 yılında nükleer silaha sahip olabileceğini de yazarak İsrail'in sahip olduğu diğer kitle imha (kimyasal, biyolojik ve bakteryal) silahlarından söz etmiyor. Oysa daha önce BBC'nin de belirttiği gibi İsrail bu tür silahlardan yaklaşık 300 kadar füzeye sahiptir. Bunca yalan ve dalavera ile yetinmeyen Bush ve Blair bir de casusluğa kalkışmışlar. İngiliz İstihbaratı BM Genel Sekreteri Annan'ın tüm telefonlarını dinlerken, CIA da Irak'ta silah denetçilerinin başkanı Hans Blix'in tüm görüşmelerini kaydediyordu.. Böyle bir rezilliği ancak İngiliz ve Amerikalılar yapabilirdi.. Tabiî Mossad'ın da hakkını yememek gerekir! Gelelim Kürt meselesine .. İşgal öncesinde ve sonrasında Amerikalılar'ın Irak'taki Kürtler'le ilişkileri konusunda her kafadan bir şeyler duyuyorduk. O zaman da söylemiştim. Amerikalılar ve tabiî İsrail eğer Irak'ı parçalamak, orada iç savaş çıkartmak ve tüm bölgeyi karıştırmak isterlerse Kürtler'i kullanacaklardır. İsrail Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Alon Liel, Redikal'de Murat Yetkin'e bakın ne diyordu iki gün önce: 'İsrail devletinin Kürt liderlerle resmi bir ilişkisi olduğunu sanmıyorum. Ancak basında Mossad elemanlarının Kuzey Irak'ta olduğuna dair haberler var. Kürtler'le geçmişe dayanan ilişkimiz olduğu doğru. 1960'larda, 70'lerde Molla Mustafa Barzani'ye destek vermiştik. Ama şimdi Türkiye ile ilişkilerimiz bizim için o kadar önemli ve değerli ki, Kürtler'e bağımsızlık için destek vermek çılgınlıktır '.. Buradan da şunu anlıyoruz Türkiye'yi kendilerine yakın bağımlı gördükleri sürece Amerika ve İsrail Irak Kürtleri'ni tereddütsüz satacaklardır. Son bir ay içinde bu yönde birçok bilgi geldi.. CİA'nın başkanı George Tenet hafta başında Senato İstihbarat Komitesi'nde yaptığı konuşmada Kürtler'in Kuzey Irak'taki taleplerinin kabul edilebilir cinsten olmadığını söyledi.. Tenet'e göre Kürtler'in Kerkük kompleksi Amerika'nın Irak hesap ve planlarını bozabilir.. Tarih tekerrürden ibaret olduğuna göre, Amerikalılar Kürtler'i yarı yolda bırakmaya hazırlanıyorlar.. Çünkü Amerikalılar şimdi de başka bir projenin peşindeler.. Türkiye'ye de önemli rollerin verileceği hesaplanan Büyük Ortadoğu Projesi (B.O.P). Yukardaki örneklerle umarım Amerikan yalanlarını kendi insanlarına pazarlamak isteyenler artık gerçeği görür ve Washington'daki dostlarının peşinden gitmekten vazgeçerler. B.O.P'un Amerikalılar tarafından tartışılmaya açıldığı bu sıralarda bu temenni çok daha önem kazanıyor.. Bilinmelidir ki; bu proje ile Amerikalılar Büyük Ortadoğu Kekinde en büyük parçanın peşindeler.. Yetişebilirlerse belki bazıları ( Avrupa ülkeleri) bu kekten bir şeyler kapabilirler.. Ama; Fehi Koru'nun deyimi ile 'Amerika'nın fetihçi serüvenine yazı ve yorumlarıyla katkıda bulunanların alacakları madalyalarla göğsü kabaranlar'ın payına hiçbir şey düşmeyecektir! Bir yıl sonra birlikte göreceğiz!!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |