|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Belki bilimsel, belki de deneyimli bir söz ya, her neyse.. Derler ki, "kişi kendini nasıl hissederse o odur..." Öyle ise, bu bağlamda,"Kendini TC vatandaşı hisseden herkes Türk'tür" sözü geçerlilik kazanır. Geçen akşamların birinde, Lütfi Kırdar'da oynayan "Anadolu Ateşi"ni Selim ve Hüseyin Velioğlu'nun davetlisi olarak, seyrettim. Anadolu insanı ve Karadeniz kökenli biri olarak ses ve ritmik hareketler ile seyirci koltuğundan "yeni bir diriliş"le kendime geldim dersem, gerçeği ifade etmiş olurum... Gece yarısını aşan bir zamanda, Taksim'den geçerken, yanımızda, direksiyonda "kadın görünümlü makyajlı biri"nin sağa-sola gülücükler dağıtması hayretimize gitmedi değil... Mutlaka TC'nin verdiği "kimlik kartı"nda "cinsiyeti" için "E" yazıyordu... Amma onu toplum yeni bir çağdaş şekle sokmuş ki, kendini "K gibi" hissediyordu. Bizde öyle olmadı mı, 70'li yıllarda... Nice genç kendini KGB veya CIA ve FBI'lı hissetmeye başlamıştı... Daha sonra da, nice genç nesiller, başka tür bir etnik yapılanma ile kendini "Cahiliye dönemi asabiyet unvanları" ile nitelemeye başladılar. Ve öyle oldu ki, birden bire Sabiha Gökçen olayı ile, "Ermeni kökenli"lik patlak verdi. Ve de "Boşnak"lıktan girip, "Makedon"lulukla Doğu'ya doğru huruç harekâtına girişenler, nerede ise "Büyük İskender"e rahmet okutacaklardı... Bu safhada Agos'un genel yayın yönetmeni Bay Hırant'a kızmaya gerek yoktur... Bu memlekette nice Ermenî kökenli mimar, müzisyen ve sanatkar yetişmiş ve hepsi de eserlerini "Türkçe/Osmanlıca" vermiştir. Şimdi onların arta kalan torunlarını TC vatandaşı saymayacak mıyız? Acaba İzmir Nif'te oturup, Türkçe konuşanları "İyonyalı" mı sayacağız veya Karşıyaka'da oturup, "Rumca"yı aile dili olarak, Girit ve Rodos'tan Ege'ye taşıyanlara "Helen" damgası mı vuracağız? Ve yine, sormak gerekir: Babası İstanbul Kocamustafapaşalı biri olup, ABD'de oturan ve evlerinde Türkçe konuşulup, "aile dili Türkçe" olan bir Ermenî ile, İzmir Eşrefpaşa nüfusuna kayıtlı iken New York'ta alış-verişte, Manhattan'daki lüks mağazalarda dolaşırken bozuk aksanlı İngilizcesi ile kendini "ABD'li" göstermek isteyen havalı züppe ve hoppadan hangisi daha etkin "Türk" diye sormak hakkımız değil mi? Onun için fazla soru sorup sorgulanmaktan kaçınmak gerekir. Zira, Münker-Nekirin soru sorma vakti giderek yaklaşıyor ve en sonra da "Rabbin kim, Nebin kim?..." diye muhatap olunacak sorular da hazır bekliyor!.. Kim bakalım en etkin ve mukni cevabı verecek? Eşrefpaşalı mı, Eli maşalı mı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |