|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Özkan DOKÇU: D.İ.E tarafından düzenlenen 2002 Yılı İmalat Sanayi Sektörü Yapısal İş İstatistikleri Soru Kağıdının İstihdama İlişkin Bilgiler Kısmında, "İşyerinin Bordrosunda Gözüken Evde Çalışan Kişi Sayısı" şeklinde bir soru yer almaktadır. Bildiğimiz kadariyle kişinin fiilen bir işyerinde çalışmadığı halde S.S.K'ya tabi olarak çalışıyor gösterilmesi sahte sigortalılığa girmektedir. Ancak ilgili soruda sahte sigortalılığı ilgilendiren bir husus söz konusu olmayabilir. Belki de böyle bir sorunun amacı, işçinin, kendi evinde işverene ait bir işle ilgilenmesi ya da işverenin evinde, işveren veya ailesi üyelerinden biri tarafından verilen bir iş dolayısıyla çalışıyor olmasının, D.İ.E'nin elde edeceği veriler açısından önemidir. Enstitü'nün sorusu hakkında yorumunuzu istiyorum. * Yeni İş Yasası'yla yeni çalışma biçimlerinin iş sözleşmeleriyle oluşturulabileceği varsayımından hareketle kısmi çalışma, çağrı üzerine çalışma vb çalışma şekilleri kabul edilmiş bulunmaktadır. Ürünlerini, hizmetlerini e-posta ile sunabilmeyi tarafların (işçi-işveren) kabul ettiği alanlarda, bazı kalite kontrol işlerinde vb çalışan işçilerin evde çalışmaları öngörülebilir. Çünkü işyerinde çalışma ürün ya da hizmete ek maliyetler yüklüyorsa (örneğin servis, yemek, kira, ısıtma, temizlik, vb) ve evde çalışmada iş disiplini yönünden bir sorun yaşanmıyorsa, yani verilen iş işçi tarafından istenen şekilde yapılabiliyorsa, tarafların iş sözleşmesini evde çalışma esasına göre kurmalarında bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak bu çalışmada işçinin sigortasız istihdam edilmesi mümkün değildir ve aynı işyerinde çalışan işçiler gibi sigorta kayıt ve prim ödeme işlemlerinin yapılması gerekmektedir. DİE de sanıyorum istatistik formundaki not ve kayıtlarda farklı açıklama yoksa, bu anlamda çalışmayı araştırmakta ve istatistiki bilgi üretmeyi amaçlamaktadır. Mustafa ERSOY: Ben Nisan 1980'den beri sigortalıyım. 7000 işgünü prim ödedim ve 46 yaşındayım. Normalde SSK'dan Nisan 2005 tarihinde emekli olmalıyım. Yani emekli olmama henüz 13 ay daha bulunmakta. Ancak 3 aydır ortak olduğum bir fabrikada çalışmaktayım. Bu durumda Bağ-Kur'a geçmem gerekiyor. Bildiğiniz gibi Bağ-Kur'a ancak 8 ay prim ödedikten sonra sağlık yardımından faydalanabiliyorum. Halbuki benim ve ailemin acilen tedavi ve ilaç ihtiyacımız bulunmaktadır. SSK'ya 13 ay daha prim ödeyip SSK'ya emeklilik müracaatında bulunsam, emekli işlemleri sırasında bir problem çıkabilir mi? * Okuyucumuz, Sosyal Sigortalar Kurumu'na prim ödemeyi aralıksız sürdürmesi halinde Bağ-Kur'a geçiş yapmak zorunda kalmayacak ve Nisan 2005'e kadar, yani 25 yıllık sigortalılık süresinin doldurulmasına kadar primlerini SSK'na ödeyebilecektir (Bağ-Kur K., m.24). Ancak okuyucumuz, sözkonusu prim ödemesine devam edip etmediğini bildirmemiştir. Eğer SSK'na prim ödemesine bir süre ara vermişse, mevcut ortaklık durumuna uygun Bağ-Kur sigortalılığı işlemlerini yapmak durumundadır. BİR OKUYUCU: Eşim isteğe bağlı emeklilik primlerini düzenli olarak ödedi. Bu ay sonunda son primini ödeyecek ve emeklilik dilekçesini verecek. Ben Emekli Sandığından emekliyim. Eşim SSK'dan isteğe bağlı emekli olduğunda dilekçe vererek şu anda benden dolayı faydalandığı Emekli Sandığı sağlık karnesinden yararlanabilir mi? Bunun için emeklilik dilekçesini verirken Ek belge vermemiz gerekir mi? * SSK emeklisinin sağlık yardımlarını bu Kurumdan alması gerekir. HAYATİ: 20. 04. 2002 yılında vekil öğretmenliğe başladım. Aralıklarla farklı okullarda vekillik yaptım. Ancak son çalıştığım yerden emekli sicil numaramı istediler, ama benim emekli sicil numaram yok. Çalıştığım dönemler emekliliğime sayılır mı? Ne yapmalıyım? * Okuyucumuz, sanıyorum, sigortasız çalıştırılmış; vekil öğretmenliğin sosyal güvenlik şartı taşımayan bir hizmet olduğu söylenemeyeceğine göre, çalıştığı işyeri işverenleri aleyhine, SSK'na kayıtlı istihdam etmemeleri nedeniyle iş mahkemesinde dava açması gerekmektedir. Böylece yaptıracağı tespitle, 18 yaşını doldurmuş ise, vekil öğretmenliğe başladığı tarih sigortalılığın başlangıcıdır. Z. ULUSOY: 506 sayılı Kanun'un Ek 1. Maddesi'ne (13.07.1967 tarih ve 899 sayılı Kanun, m.3) göre uygulanan evlenme toptan ödemesi hakkında bilgi almak istiyorum. "İşinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içinde evlenmiş veya evlendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde işinden ayrılmış olan kadın sigortalılar, evlenme dolayısıyla işten ayrılmış sayılırlar." http://www.ssk.gov.tr de yapılan tanım bu şekilde, ancak işten ayrıldıktan sonra, bir yıl içinde evlenemeyen birinin bu durumda ne yapması gerekir bilmiyorum. Evlendikten sonra bir-iki ay çalışması yeterli midir? * Yasal tanıma uygun şartları taşımayan, fakat bir yıllık süre geçtikten sonra evlenip iki-üç ay çalışan bayan sigortalının evlenme toptan ödemesinden yararlanması mümkün değildir. Not: Okuyucularımızın varsa resmi işlemleri de anlatarak sorularını yazmalarını istirham ediyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |