AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"Otomobilim uçar gider"/ "Kara tren gelmez"

Her devrim, ulaşımını yeni ve çarpıcı bir şekilde yapmak zorunda. Osmanlı'nın son dönemlerinde Batılı işletmeciler tarafından inşa edilmeye başlanan demiryolu, cumhuriyetin kurucuları için ulus devleti sürükleyip götürecek kadar önemli görülür. Bir baştan bir başa vatanı kat etmesi için türlü tedbir alınır. Abdülhamid, elekrik telleri ve raylarla yeniden imparatorluğu fethetmeye çalışırken, aynı eylemi Cumhuriyetçiler "Vatanı vatan içinde kurtarma" olarak sloganlaştırır. "Malatya Demiryolu bugün açılıyor" başlıklı 9 Eylül 1929 başlı gazete haberi: "İktisat ve terakkimizin müjdecisi olan şimendiferler, milli hükümete kadar, memleketimizde pek ziyade ihmal edilmiştir. Büyük Gazimiz ve azimkar Başvekilimiz İsmet Paşa Hazretleri yurdumuzu canlandıracak kudreti şimendiferde buldular. Memleketin demirağlarla örülmesine, dört elle sarıldılar ve vatanı, vatan içinde bir daha kurtardılar…"

Cumhuriyetle birlikte raylar ve garlar kutsal bir mite dönüşür şiirlerde şarkılarda.. Hüküm yürümekte, devlet ilerlemektedir. Hareketten bereket doğduğunu sembolik manada en iyi ifade eden yer Gazi'nin çoban çocuklarının başını okşadığı garlardır çünkü. Gar, devlet ile vatandaşın göz göze geldiği, birbirine dokunma mesafesinden yaklaşabildiği tek yerdir.

Trenler ne kadar yakınlaşma ve yaklaşma imajına uygun ise otomobiller o kadar uzaklık sembolüdür. Halkın içinde ama halktan uzak. Hep bir caka satma aracı olarak algılanmıştır. Oysa otomobilin tarihi de II.Meşrutiyet'e kadar uzanıyor.

Acemi tabiri bile varlığını otomobile borçlu. II.Abdülhamid'in arabacısı saraya otomobil geldikten sonra da, şoför olarak işine devam etmeye kalkınca ortaya bu tabir çıkmıştır. Arabacı acemidir. Otomobilin sadece gazına basıp gittiği için, yöre halkı "kaçın acem geliyor" diye bağrıştığından, acemi işini yapamayan olarak deyimleşmiştir.

Kara tren ne kadar hüzün eşliğinde düşerse dilimize ve yüreğimize otomobil o kadar uzak ve yabancıdır başlangıçta. Mesela Namık Kemal'in torunu Selma Ekrem, Enver Paşa ve arkadaşlarını, otomobil içindeki olumsuz imajları ile tasvir eder: "Her gün İstanbul'un dar, eğri yolları kocaman otomobillerin gürültüsüyle sarsılırdı. Korkunç bir hızla geçerler, insanlar korku içinde kaçışırlardı. Enver ve ortakları otomobillerine sere serpe yayılırlardı. Enver ve ortakları güçlerinin doruğundaydı. Hiç kimse onlara karşı tek bir söz söyleyemezdi."

Tren ne kadar her sınıfı birleştirirse, otomobil o kadar ayırır. Herkeste olmayandır. Onun bu seçkinliği 1950'li yıllara kadar devam etmiştir. O kadar ki "Annem Belkıs" adlı eserde Belkıs Halim Amerika'dan dönerken yanlarında otomobil getirdiklerinden bahseder. Arabayı koyacak yer bulamamış, bir garaja emanet etmişlerdir. İhtiyaçları olduğunda, otomobili yerinde bulamazlar. Ünlü bir işadamının kızı evlenmektedir ve kendilerine sorulmadan otomobil iş adamına kiralanmıştır.

27 Mayısçılar devrimlerini taşıyacak "devrim" otomobiliyle taşıt yarışına dahil olmak isterler. "Devrim" otomobili Eskişehir'de Cer atölyesinde üretilir.Cemal Gürsel'in yüzde yüz yerli malzeme kullanılarak üretilmesini istediği otomobil, trene konularak Ankara'ya getirilir. Güvenlik sebebiyle otomobile benzin konulmaz. Daha sonra ise benzin kullanılması tamamen unutulur. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in huzurunda otomobil hareket ettirilir. Ama benzinsiz "devrim" bir müddet sonra durur. Cemal Gürsel otomobili kullanan mühendise "Garp kafası ile araba yapıyor ama Şarklı olduğunuz için benzin koymayı unutuyorsunuz" der.

Sadece devrimler değil şahıslar da geçmişten geleceğe ulaşmak için taşıtlara, otomobillere ihtiyaç duyuyor. Jet Fadıl adıyla ünlenmiş olan Fadıl Akgündüz "İmza" marka otomobiliyle, kendi geleceğine imza atmak istemiş, bu yolda su gibi para harcamıştı. Fakat,"İmza"nın ATV ekranlarından Halit Kıvanç sunumuyla tanıtımının yapıldığı bol yıldızlı geceyi hatırlayan kaç kişi var?


30 Temmuz 2004
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED