|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İran'ı ziyaret aslında, iki ülke arasındaki karşılıklı ilişkilerin bir halkasından ibarettir. Geçen yıl İran Başbakanı (Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı) Türkiye'yi ziyaret etmişti, sonbaharda da Cumhurbaşkanı Hatemi Ankara'nın misafiri olacak. Diplomatik ilişkiler, bu arada bir de karşı ziyaret olmasını gerektiriyor. Erdoğan'ın yaptığı da işte budur. Özel bir sebebi olmak veya üçüncü ülkelere tavır göstermek şöyle dursun, geç bile kalınmış bir ziyarettir. Buna rağmen, Türkiye'nin tutumunun özellikle son dönemde bölge ülkeleriyle yakınlaşma politikasını da referans yaparak kritik etme eğilimi gözlenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin ambargo uyguladığı bir ülkeyle ekonomik ilişki içinde bulunmak ve bunu geliştirmek, bazı kritikleri gündeme getirmektedir. Elbette bir ülke; ilişkilerini bir diğerinin arzularıyla sınırlayamaz. Kaldı ki ABD için Iran'la ilişki kurulması gerçekten önemli bir problemse bunu önce diğer Avrupalı müttefiklerine iletmek zorundadır. Mesela Fransa'ya, mesela Almanya'ya… Çünkü bu iki ülkenin Tahran yönetimiyle geniş ve limitsiz ekonomik ilişkileri vardır ve yıllardan beri de devam etmektedir. Türkiye'nin durumunu açıklayan daha güçlü başka argümanlar da vardır. Bunların aktüel olanı Ankara'nın bölgeyle ilgili projeksiyonlarının; özellikle nükleer çalışmalar ve Irak'ın geleceği konusunda Washington'la paralel bir noktada bulunmasıdır. Zaten Erdoğan da İran'lı yetkililere bu iki konuda görüşlerini açıkça söyledi. İranlılar'dan, "Nükleer çalışmalarımız silahlanma için değildir, enerji amaçlıdır. Zaten, kitle imha silahı kullanmaya etik ve felsefe olarak karşıyız" sözünü de aldı. Bunun yanı sıra, iki ülke arasındaki temel ilişki zemini ise çok daha derinlere dayanmaktadır. Türkiye-İran sınırı çizildiğinde henüz, Amerika Birleşik Devletleri kurulmamıştı. 1639 yılında Kasr-ı Şirin anlaşmasıyla belirlenen sınırlar o günden bugüne sorunsuz gelmiştir. Bu sınır belki de dünyadaki en eski sınırlardan birisidir ve hiçbir ülke böylesine sağlam bir ilişkiyi yok sayamaz, riske edemez ve konjonktürel dalgalanmalara kurban edemez. Tarihi yakınlığa rağmen, bugüne kadar her İran ziyareti diğerleriyle kıyaslanmayacak ölçüde önemli ve tartışmalı olmuştur. Dün tamamlanan ziyaret de bir ölçüde bundan nasibini almış görünmektedir. İki ülke arasında Türk heyetinin tahminlerinin üzerinde çetin ve çetrefilli pazarlık süreci yaşandığını söylemek gerekiyor. İranlıların odaklandıkları bir hedefe ulaşabilmek için, bütün detayları öne çıkarma eğilimlerinin bunda etkisi olmuştur. Sonuçta, bir kez daha görüldü ki İranlılar bir görüşmede iş bitirmeye hazır değiller. Ancak farkında olmadıkları şey, Türkiye ile pazarlığı sıkı tutarken dünyaya açılmak için başka rasyonel seçenekleri olmadığıdır. Mesela, dünyada fiyatlar aşırı oranda artmasına rağmen, bütün petrol üreten ülkeler kazançlarına kazanç katarken İran satış yapamamaktadır. Küçük sorunlar için, Türkiye'ye direndikleri doğalgaz konusunda da durum farklı değildir. Türkiye ile arasındaki bütün irili ufaklı konuları doğalgazlarını Avrupa'ya taşıma şartına bağlayan İran'ın bu alanda da başka seçeneği yoktur. Doğalgazlarını Türkiye'ye sattıkları yüksek fiyattan hiçbir şeye pazarlama imkanları bulunmamaktadır. Hiçbir ülkeye "al ya da öde", yani gaz alınmasa da parayı ödeme şartını önerebilmeleri mümkün değildir. İran, Türkiye'nin bir dönem yaptığı bu hatanın, kendileri için uluslararası pazarlara açılma stratejisi olabileceğini düşümemelidir. Ve tabi en önemli konu da Tahran'ın çevresindeki siyasal ambargoyu yok sayamayacağı gerçeğidir. Türkiye, bu açıdan alternatifsiz bir çıkış kapısıdır. Aynı şekilde, İran'ın açılımını sağlamak Türkiye için de kolay ve tartışmasız bir husus değildir. Dolayısıyla, böyle bir desteğin kazancı elle tutulur, gözle görülür ve hissedilir olmalıdır. İran için Türkiye'yle yakınlaşmanın marjinal faydası yüksektir. Türkiye için de bütün bölgeyle ilişkileri geliştirmek bulunmaz bir açılım fırsatı anlamına gelmektedir. Erdoğan'ın ziyareti işte bu açılımın rasyonel bir zemine taşınması açısından değer taşımaktadır. İranlılar, biraz yavaş hareket ettikleri için! ziyaretin meyvelerini toplamak birkaç ay alacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |