AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y E M E K
Açık büfelerin kapalı sıkıntıları

Son yıllarda yemek kültürümüz epey değişimlere uğradı. Özellikle düğün, kokteyl gibi toplu organizasyonların vazgeçilmezi olan açık büfeler buna en iyi örnektir herhalde. Son olarak geçenlerde bir arkadaşımın düğün davetine katılmıştım. Düğünde kurulan açık büfelerin geleneklerimizin dışına çıkarak modern olma uğruna değişime uğraması düğünde ben ve eminim benim gibi birçok davetlinin aç kalmasına neden oldu.

Geçmiş zamanlarda özellikle köy düğünlerinde "açık büfe" çok sıkça rastlanan bir yemek kültürüydü. Çocukluğumdan hatırımda kalan yağmur duasına çıkılırken, buğday kaynatılır, dağıtılırdı. Açık büfeler zaten bizim kültürümüzde var olan bir yemek kültürüydü.

Bir taraftan pilav yapılırken diğer taraftan da pişirilen et ve keşkek bu açık büfelerin vazgeçilmez yiyecekleri arasındaydı. Ayakta yenilen yemek bizim kültürümüzde pek hoş karşılanmadığından katılanlar mecbur kalmadıkça yemeklerini ayakta veya yolda yemez, bir yere çömelerek veya sandalyeye oturarak yerlerdi. Maalesef günümüzde açık büfelerde ayakta yemek-içmek adeta kural olmuş. Böyle toplu organizasyonlara katılanlar bilirler. Açık büfede davetliler büyük bir bahçede veya havuz başında toplanırlar. Bir taraftan döner, diğer taraftan köfteler ve etler pişer; salatalar, soğuk iştah açıcılar, içecek çeşitleri masaya dizilir. Bunun yanında boş tabaklar, çatallar ve bardaklar... Önce o sıkıcı ve çekilmez fakat mecburi tabak, çatal sırasına girersiniz. Sıra size geldiğinde çatalınızı, bardağınızı kaptığınız gibi aşevi kuyruğunda bekleyen insanlar misali yemek kuyruğuna girersiniz. Izgara, döner kokuları içinde epey kuyrukta bekledikten sonra nihayet yemeğinize kavuşursunuz. Kavuşursunuz; fakat yemeğe kavuştuğunuza kavuşacağınıza pişman olursunuz.Bir elinizle yemeğinizi yemeğe diğer elinizle de içeceğinizi içmeye çalışırken oldukça zor anlar yaşarsınız: Ya ayakta ya diz üstünde ya da çömelerek yemek yeme hallerinden birini seçmek durumunda kalırsınız. Çünkü tabaklarınızı bırakacağınız bir masa, oturacak bir sandalye genelde bulamazsınız. Bu durum Sn. Ahmet Örs'ün de dikkatini çekmiş olacak ki bir yazısında açık büfelerin olumsuzluğuna değinip, "İnsanın bu gibi durumlarda kırk ayak olası geliyor" diyerek yerinde bir teşbihte bulunmuş.

DAVET SAHİBİNİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Davet sahibi, misafirlerini memnun etmek istiyorsa, anlaştığı organizasyon veya yeme-içme firmasından açık büfede yemekleri bir araya toplamamasını, değişik yerlere serpiştirmesini talep etmelidir. Böylece davet esnasında uzun kuyrukların oluşması engellenir. Davetin yapıldığı yere masa ve sandalye konularak misafirlerin rahat yemek yemeleri sağlanmalıdır.

BRUNCH ZATEN OSMANLI'DA VAR OLAN KÜLTÜRDÜ

Yine son yıllarda moda haline getirilen brunch ismiyle adlandırılan açık büfe kahvaltılar Türkçe manasından da anlaşılacağı üzere sabah ile öğle arasında yenen hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün anlamına geliyor. Brunch, aslında Osmanlı'dan beri süre gelen kültürümüzün bir parçası. Osmanlı zamanında yemek günde iki sefer yenilirdi. Bunlardan biri kuşluk diğeri de zeval yemeğiydi. Börek, hamur işi çeşitleri yendiği için akşama kadar tok tutan kuşluk yemeğinin öğle vaktinden yaklaşık 1 saat öncesinde bitiriliyordu. Osmanlı zamanında kuşluk, şimdi de brunch ismiyle adlandırılan bu yemek kültürü aslında bizim yıllar öncesi yaptığımız bir yemek alışkanlığıydı. Üç öğün yeme modası sonradan çıktı…

AÇIK BÜFELERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Otelinden kebapçısına, pastahanesinden balıkçısına kadar açık büfe kahvaltı hizmeti veren müessese neredeyse kalmadı. Bu sefer size müesseselerin değil tüketicilerin açık büfe kahvaltısı konusunda dikkat etmesi gerekenleri anlatacağım:

Herhangi bir müessesenin açık büfe kahvaltısına giden herhangi bir tüketici bir daha yerinden kalkmamak için açık büfeyi dolaşarak, tatlısından tuzlusuna bütün çeşitleri bir tabak içine tepeleme doldurur. Sonrasında oturacağı masaya gider ve iç içe karışan ürünleri yemeye çalışır. Muhtemelen yiyeceklerin yarısını bile yiyemez. Tüketici bunun sonunda ne kahvaltıdan zevk alır ne de yiyeceklerin ziyan olup çöpe gitmesini engelleyebilir.

İşte hem yapılan israfı önlemek hem de açık büfenin tadını çıkarabilmek amacıyla tüketicilerin bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerekir. Açık büfe kahvaltı için herhangi bir müesseseye gidildiği zaman öncelikle büfe baştan sona, hiçbir ürün almadan, gezilmeli ve damak tadına uygun yiyecekler tespit edilmelidir. Sonra tatlı, tuzlu, hamur işi ve meyve çeşitleri ayrı ayrı tabaklara alınmalıdır. Tabak bitip tekrar yiyecek istenildiği taktirde yeniden büfenin başına geçilip istenilen yiyecekler alınmalıdır. Böylece hem arzu edilen keyifli bir yemek yenir, hem de yiyeceklerin israfını önlenmiş olur.

LEZZETLİ SÖZLER

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
(Atasözü)


24 Temmuz 2004
Cumartesi
 
RAMAZAN BİNGÖL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED