AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Eeey özgürlük!

Radikal'den Adnan Keskin yine yaptı muhabirliğini... Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'nun "Neşter 2" soruşturmasına adı karışan Yargıtay üyelerinin yargılanmasına engel olan kararının tam metnini yayımlayarak (27 Ağustos) yaptı yine yapacağını...

Takdir edersiniz ki, söz konusu kararın lâyıkıyla değerlendirilmesi için "tam metin"in elimizde olması gerekiyordu. Olay patlak verdiğinden beri sürekli konuştuğumuz kararın nasıl bir şey olduğunu bilmiyor ve dolayısıyla kıvranıp duruyorduk.

Eksik olmasın, Adnan Keskin bu merakımızı da gidermiş oldu.

Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu kararının tam metni gerçekten bir "hukuk abidesi" niteliğinde. Öyle sanıyorum ki, bundan böyle pekçok ülkede sık sık atıfta bulunulacak bir metne de dönüşecek.

Söz konusu karar metni bir kere çok "özgürlükçü". Kararı imzalayan yargıçlar bu haddinden fazla "özgürlükçü" tavırlarını şöyle iyice bir temellendirebilmek için karıştırılmadık ulusal, uluslararası sözleşme ve içtihat bırakmamışlar. İşi o derece ciddiye almaşlar ki, "ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1914 yılındaki Weeks V. United States kararı"na bile ulaşmışlar.

Atıfta bulunulan belge ve kararlar o kadar çok ki... İşte bunların önemli bir bölümünün listesi:

1- Anayasa'nın 20. maddesi 1. fıkrası.
2- 1954 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi.
3- CMUK'un 135/a maddesi.
4- Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun 2. maddesi.
5- Halford-Birleşik Krallık kararı.
6- Yargıtay'ın "Telekulak" kararı.

Dahası da var ama bu kadarı yeter herhalde. Ayrıca bu belge ve kararlara bazı hocaların verdiği görüşleri de ekleyin.

Peki bunca çaba, bunca araştırma niçin, neyi ispat etmek için?

Karar metni bu amacı şöyle tarif ediyor: "Sonuç olarak, özel ve aile yaşamının gizli alanı çiğnenerek haberleşme özgürlüğü ve bunun gizliliği ilkesi gözardı edilerek yasak yöntemlerle elde edilen bulgular, yasal kanıt sayılamaz ve ceza yargılamasında kullanılamaz."

Görüyorsunuz, iyi bir sonuç doğrusu... Ama lütfen söyleyin; bu derece "özgürlükçü" bir karar bu memlekette yaşayan ve bin türlü davaya şahit olan sizleri de biraz gülümsetmiyor mu?

Elimizdeki karar metninde bana çok tuhaf gelen şöyle bir bölüm de yer alıyor: "Kaldı ki; tüm kanıtların yasal olduğu varsayılsa bile, haklarında soruşturma yapılan kişiler yönünden suç unsurlarının oluşmadığı görüşüne varılmıştır."(!)

Ne dersiniz, epeyce "tuhaf" kaçan cümleler değil mi bunlar? Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu, tam da karar metnini bir güzel tamamlayıp işin sonuna geldiğinde bu son faslı kaleme almak ihtiyacını niçin hissetti acaba? Haksız mıyım; karar metni özellikle "haberleşme özgürlüğü"nün ne derece dokunulmaz olduğunu binbir atıfla güzel güzel anlatırken metnin bütününde pek de eğreti kaçan bu cümleye niçin ihtiyaç duyuldu acaba?

Herhalde şu nedenden: Bizim millet "özgürlükler" konusunda henüz olgunlaşmadığı için bir an önce sadede gelip işin aslına ilişkin kuşkuları bertaraf etmek....

Yanlış anlaşılmasın, bütün özgürlükler gibi "haberleşme özgürlüğü"ne de tabii ki azami derecede titizlik gösterilmesi gerekir. Aklına esenin telefon dinlediği bir ülkede demokrasinin varlığından tabii ki söz edilemez. Ama, özgürlüklere ilişkin bütün bu "a priori" lere rağmen, bu dokunulmazlık zırhı haklarında "dinleme kararı" olmasa da telefonun diğer ucundaki ahizeyi kaldıranın "uygunsuz" kaçan soru ve cevaplarını da kuşatır mı, doğrusu emin değilim. Çünkü bu takdirde bazı işler hepten karışmayacak mıdır? Hatta gerekli hallerde bu telefon mükalemelerin metne dökülmesi de imkansız hale gelmez mi? Derdimi daha iyi anlatabilmek için tamamen uyduruk şöyle bir mükaleme metni örneği vereyim:

A- (hakkında dinleme kararı var) Ama abi siz de çok uzattınız yani... Bir torba para verdik hâlâ bir sonuç çıkmadı!

B-(hakkında benzer bir karar yok) .............

A-İyi ama bak baştaki ne diyor? Abi seninle şimdi ne zaman görüşebileceğiz?

B- .............

A- Abi niçin böyle üstü kapalı konuşuyorsun, yoksa "haberleşme özgürlüğün" mü yok?

B- ............

A- Abi yoksa bizim bilmediğimiz bir numara mı var?

B- İyi geceler....

Evet aşağı yukarı böyle bir durum. Ve görüyorsunuz mesele ne derece nazik...

Mesele nazik, çünkü "haberleşme özgürlüğü" denilen özgürlüğün tadı çoğu zaman tek başına çıkarılamıyor. Bu dünyada aklı başında hiç kimse telefon ahizesini kaldırıp bir numara çevirmeden konuşmaya başlamıyor! Dolayısıyla (bu da bir "Hoca" görüşü olsun!) mahkeme kararıyla telefonu dinlenen bir kimsenin "uygunsuz" bir sohbet sürdürdüğü muhatabı da dokunulmaz olmasa gerek. Yoksa zamanında kaç kişinin telefonunun dinlenmesine karar verilmişse, bu sayı ne bir milim artar ne de eksilir... Dikkat edin, kararda altı defalarca çizilen özel hayatın mahremiyetinden söz etmiyoruz, konumuz "Suç Örgütleriyle Mücadele".


1 Eylül 2004
Çarşamba
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED