|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
"Karlı dağlar karanlığın bastı mı" diye başlayan bir Sivas türküsü vardır. Ne zaman duysam gözlerim dolar. Bu türküyü elbette bir hanım okumalıdır. Çünkü askerdeki yâre yakılmış bir hasret türküsüdür. Yeri gelmiş iken bir garabete işaret edelim: Radyo ve televizyonlarımızda mutlak surette erkek veya aynı kesinlikte hanım sanatçıların okumaları gereken türküler var. Güftelerinden ayırt edilebilir. Aksi gerçekleşince tuhaflık oluyor. Göç, gurbet ve hasret -artık ulaşım ve haberleşme imkânları genişlediği için pek kıymet-i harbiyesi kalmamış olsa bile- milletimizin kültürel hafızasında köklü yeri olan duygular. Kaybedilen, uzak düşülen değerler, kişiler, mekânlar, eşyalar, dostluklar, mutluluklar vb. arkasından duyulan özlemi dile getirmekte türküler kadar kitapların da yeri var. Bu kitaplar hatıraların küllenmiş ateşini karıştırdığı kadar, geçip giden hayatımızın, yıkılıp-yokolan şehir, kasaba ve köylerimizin, eski yaşama tarzımızın nemenem bir şey olduğunu yeni nesillere taşıyor. Yeni nesiller köklerini böylece tanıma şansına kavuşuyor. Dedeler, nineler nasıl insanlarmış; nasıl yaşarlarmış; ne yer ne içerlermiş, neye sevinir neye üzülürlermiş, günlük hayatları nasıl geçermiş, eski dünyanın ölçüleri, değerleri, kıymet hükümleri, ahlakı, ideali, hedefleri neymiş, bütün bunlar kitaplardan öğrenilecek. Öğrenilecek ki maziden istikbale bir köprü kurulabilsin. Değişim yaşanıyorsa bu kökünü unutarak, onu kesip atarak değil; bir süreklilik içinde cereyan etsin. Yeni nesiller eskilerden tevarüs eden mirası kucaklasın, tanısın, ayağını basacağı bir sağlam zemin bulsun. Ne demişler: "Aslını inkâr eden haramzededir". Bu yolda yazılmış çok kitap var. Bir kaçını sayalım: Mithat Enç'in Osmanlı dönemi Antep'ini anlattığı Uzun Çarşının Uluları; ve tabii Ahmet Hamdi Tanpınar'ın meşhur Beş Şehir (İstanbul-Ankara-Bursa-Erzurum-Konya) adlı kitabı. Bu kitabın hemen arkasına koyabileceğimiz Ahmet Turan Alkan'ın doyumsuz güzel Türkçesi ile Sivas'ı anlatan Altıncı Şehir'i, Çetin Baydar'ın Erzurum'u anlatan Geçidi Bekleyen Şehir'i, Mustafa Armağan'ın Bursa Şehrengizi vb. Dergâh Yayınları bu tür kitaplara bir yenisini ekledi: Sücaattin Erdem'in yazdığı Arapgir Hasreti (İstekler için tlf: 0 212 520 46 96 - 520 46 97). Sücaattin ile Erzurum'da beraber okuduk. O Ziraat'te, ben Edebiyat'ta. O gün, bu gün süren dostluğumuz zedelenmeden devam ediyor. Edebiyata âşina olan bu kalem sahibi kardeşimiz memleketi olan Arapgir hakkında dört başı mamur bir eser neşretti. "Hasret" çünkü Arapgir de göç veren öteki beldelerimiz gibi eski halinde değil. Ziraata pek elverişli olmayan tabiat şartları Arapgirlileri, tıpkı Eğin, Darende, Akseki gibi gurbete gidip ticaretle uğraşmaya zorlamıştır. Sücaattin Arapgir'in bundan elli yıl önceki halini tasvir ediyor. O dönem ve ondan önceki yılları dile getiriyor. Eserin kıymeti samimiyetinde, sıcaklığında, üslubunda (Kasten bazı yerel sözcükler kullanılıyor ve bunlar için eserin sonunda bir de sözlük veriliyor). Ayrıca kendini, ailesini, yakın tanıdıklarını ve bunların yaşantılarını ayrıntıları ile anlatıyor. Ayrıntıların zenginliği çok az eserde raslanacak yoğunlukta. Bu anlatım, bu şahitlik esere bir araştırmanın yabancılığını, soğukluğunu değil, hayatın yanıbaşımızda işleyip duran sahihliğini katıyor. "Hasret" çünkü giden gitmiş, eski dünya neredeyse çökmüş-yokolmuştur. Ancak ondan geriye kalan hatıralar o kadar güçlüdür ki, bir çınar, bir ceviz ağacı kadar içimizde yaşarlar. Dedemiz, ninemiz, babamız, halamız, evimiz, tarlamız, çiçeğimiz, böceğimiz içimizde yaşar. Tıpkı kubbe ve minare, karlı dağlar, Fırat ve Dicle, biçilmiş çayır kokusu, sağılmış süt kokusu gibi. Bunlardan vazgeçemeyiz. Arapgir'i unutamayız. "Diriliş" evet bu "hatırlama" ile ilgili birşey.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |