AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
KREDİ KARTLARI UÇURUYOR!

Bankaların kredi kartı sayısını çoğaltmak için, gelir durumuna bakmaksızın vatandaşlara kart dağıtmaları üzerine hedefe ulaşıldı; yani kart sayısı çoğalmış oldu ama kartla alışveriş problem haline geldi.

Vatandaşlar da bankalar gibi gelir durumuna bakmadan harcama yaptı.

Limitler aşıldı, borçlar ödenemedi, acze düşüldü, hacze başlandı.

Öyle ki, kredi kartı denen nesneyi yanlış anlayanlar bile çıktı.

Canlı örneğine rastlamasaydım inanmayacaktım...

*

Eleman "para ödemeden" alışveriş imkanı sunan kredi kartıyla, tanınan limit dolana kadar serbestçe harcama yapabileceğini öğrenince pek memnun olmuş.

Ancak o tutarı sonra ödemesi gerektiğine aklı ermemiş.

Bankanın kendisine bir kıyağı sanmış.

Hani, paramız yoksa da kredimiz var hesabı.

Bir nevi para mühim değil, dükkan senin şeklinde anlamış.

Sonrası hüsran.

Halbuki çocuk olsa bilir o paranın ödeneceğini.

Neyse ki (!) elinde başka bankaların verdiği yeni kredi kartları bulunmaktaymış ve oradan çektiği nakitle eski kartın borcunu ödemiş.

Bu devir daim ancak kısa bir süre devam ettiği için, tam anlamıyla devir daim sayılamaz.

Devamı gelmeyen devir, adamı sırt üstü devirir.

Öyle olmuş nitekim.

Borçlar katlanarak büyümüş, faizler ana parayı geçmiş.

Elde ne ev kalmış, ne bark.

Araba gitmiş, bisiklet gitmiş, el arabası olsa o da gidecekmiş.

Yana döne borç para arıyordu gördüğümde.

*

Bu gibi durumları yaşayanların sayısı son yıllarda hızla arttığından, bankalar ve devlet önlem alınması gerektiğine karar verdiler.

Bankaların sokağa bir tezgah açarak gelene geçene form doldurtması ve bu yolla kredi kartı dağıtmasının saçmalığı farkedildi.

Kredi kartlı müşteri sayısının çokluğu bankalara ne kazandıracak?

Alacaklar tahsil edilemedikten sonra ve mağdurlar günden güne artınca, herkes aynı anda kaybetmiş sayılır.

Fakat bankalar ben onu bunu bilmem, borcunu ödemeyenin faizleri katlanır, ben de alacak hesabıma kaydeder, işime bakarım diyebilir mi?

Maksat sadece bilanço büyütmek midir?

Dünya kadar alacağın olsun, tahsil edemeyince kime ne fayda!

*

Abdullatif Şener, talep olmaksızın posta yoluyla kredi kartı gönderildiğine dikkat çekerek "Bana bile sekiz-on tane kredi kartı geldi" dedi.

Buradaki "bile" kelimesinin fazla olduğunu belirtmek zorundayız.

Bakan'ın "simitçiler ve kredi kartı" ile ilgili açıklaması da tepki topladı.

Zafer Çağlayan o konuşmayı "talihsizlik" olarak niteledi.

Şimdi benim merak ettiğim, uygulamanın hangi yönde olacağı.

Şayet bundan böyle simitçilere kredi kartı verilmeyecekse, İstanbul ve pekçok şehirde simit sarayları açan arkadaşlarımız Mahmut ve Bayram Beyler ne yapacak?

Ellerindeki kredi kartlarını kullanmaya devam edebilecekler mi, yoksa alınacak mı?

Karışık bir durum.

5K 1N KURALI

Gazeteciliğin ana kuralı kabul edilen 5N 1K (Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Niçin ve Kim) haberde bulunması gereken ögeler olarak sıralanır.

Ancak öyle haberlerle karşılaşıyoruz ki, bu kural gözardı ediliyor.

Hatta kimi zaman ters-yüz edilmiş haline rastlıyoruz.

Mesela şu haberde:

"Beş kişi, bir turisti kaçırıp soydu."

İşte tam bir 5K 1N örneği.

Biz "soydu" dedik, siz sonra ne yaptıklarını tahmin edersiniz.

Herhalde paraları alıp kaçmışlardır ve hesapsızca harcamaya başlamışlardır.

Başka ne olacak!

GÜNÜN SÖZÜ

Bir yöneticinin zeki olup olmadığı konusunda kanaat yürütmek için ilk yöntem, etrafındaki adamlara bakmaktır.
N. Makyavelli


1 Eylül 2004
Çarşamba
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED