AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Yeni çatışma ekseni

Dünya sıralamasında Rusya'nın ekonomik, siyasal ve kültürel gücünü yitirmesiyle, Amerika'nın öncülüğündeki Batı dünyası, "Şer İmparatorluğu" olarak gördüğü düşmandan yoksun kaldı. Eski Soğuk Savaş döneminde çatışma ekseninin bir yanında Amerika, diğer yanında da Rusya vardı. Yeni Soğuk Savaş döneminde Rusya'nın yerini kendisini Batılı olarak görmeyen ve ona karşı bir alternatif oluşturmaya çalışan ülkeler aldı.

Kan ve gözyaşıyla beslenen yeni çatışma ekseninde ekonomi tabanlı ideolojiler değil, farklı kaynaklara dayanan devlet yapı ve oluşumları yer almaktadır. Çatışma geçmişte olduğu gibi, hem ulusal hem de uluslararası seviyede yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. Zaman zaman kültürel çatışma, silahlı çatışmaya da dönüşmektedir. Her iki taraf da kendi yanında olmayanı kendisine düşman olarak görüyor.

Mark, Juergensmeyer, Adem Yalçın'ın çevirdiği "Yeni Soğuk Savaş" isimli kitabında, yeni dönemde "dini" milliyetçiliğin "seküler" milliyetçilikle olan savaşını İran, Hindistan, İsrail ve Mısır gibi değişik ülkelerdeki çatışmalardan hareket ederek, seküler Batı açısından değerlendiriyor. Bir taraf yanlış uygulanan "dini" milliyetçiliktir derken, diğer taraf da hatalı olanın "seküler" milliyetçilik olduğunu söylüyor.

Dini değerlerden daha çok seküler değerlerin egemen olduğu Batı dünyası, yeni dönemde Kapitalizm gibi Sekülarizm'i bütün dünyaya, gerekirse Afganistan ve Irak'ta olduğu gibi, savaşla ihraç etmeye çalışıyor. Seküler milliyetçilik ulusal ve uluslararası ordularına dayanarak, bir misyoner mantığıyla bütün dünyayı işgal etmek istiyor. Onlar geçen yüzyılda "devlet inşa etme" görevi yanında sömürgeciliğin de öncüsü oldu.

Dünyada seküler milliyetçiliğe karşı durabilecek tek güç, kutsal kitaplar ile peygamberlere dayanan dinlerdir. Juergensmeyer'in vurguladığı gibi: "Din her zaman sıkıca prangaya bağlı olarak tutulamaz." Metafiziğe kapalı seküler kültürün, kutsal kültürü kuşatması mümkün değildir. Toplumların dönüşümünde belirleyici olan, seküler değil, kutsal değerlerdir.

Yeni çatışma ekseninde, ana sorun, iki kültürün geçmişte Kudüs, Kurtuba ve İstanbul'da olduğu gibi, şiddete başvurmadan bir arada yaşayıp yaşamayacağıdır. Bunun için de her iki kesimin zora dayanan devrimci unsurlardan bütünüyle arındırılması gerekir. Devrimci yaklaşımların yapısında şiddet vardır. Şiddetin olduğu yerde, özgürlük değil, dayatma olur. Hiçbir dayatmacı yönetim ise, hangi değerlere dayanırsa dayansın, uzun ömürlü olamaz.

Seküler kültür, yeni yüzyılda kendisini Rasyonalizm'in demir kafesinden kurtarmak zorundadır. Bir toplumun ayakta kalmasında seküler kültür yeterli olsaydı, Rusya seksenli yılların sonunda bir iç ya da dış düşman saldırısına uğramadan kendi kendine dağılıp gitmezdi.

Kutsal kültür Medine seküler kültür de Atina'nın dışına çıkmazsa, her iki kültürün ortak bir yaşama alanı bulması oldukça zordur.

Savaşsız bir dünya için Medine ve Atina'nın Kudüs'te buluşması gerekir.


1 Eylül 2004
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED