AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Irak'ta insan olmak!

Geçtiğimiz hafta boyunca Irak'taydım. Orada Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın geçenlerde söylediği şu cümleyi hep hatırladım: 'Irak'ta cehennem kapılarını açtık ama bir türlü kapatamıyoruz.'

Altı gün süreyle Bağdat'ın güneyi hariç neredeyse Irak'ın bütün şehirlerinde dolaştım. Amacım, her şeyi en son durumu ile öğrenmek ve görmekti.

Çok kısa olmasına rağmen bu süre içinde tüm tarafları temsil eden sokaktaki insanlarla görüştüm. Siyasi liderleri bir sonraki ziyarete bıraktım.

Kuzey Irak'taki olası Kürt devleti ve Kerkük'teki durum ile ilgili değerlendirmelerimi önümüzdeki günlerde Yeni Şafak'ta okuyacaksınız. Orada önemli söyleşiler ve ilginç bilgi ve değerlendirmeler olacak.

Bu köşede ise üç gün süre ile Bağdat izlenimlerimi ve öncelikle orada ve diğer Irak şehirlerinde gördüklerimi ve duyduklarımı size aktarmaya çalışacağım.

Irak gerçekten bir cehennem. Bunu, yalnızca oralarda yaşanan kanlı eylemler için söylemiyorum.

Irak'ta bir insan olmak gerçekten ve inanılmaz derecede zor. Irak'ın ve Iraklıların acılarını yaşamak insanım diyen herkesin sorumluluğudur.

Bu İstanbul'da oturup ahkam kesmeye benzemez!

Amerikalılar; Kaide ve Taliban'ın, yani 'islamcı terörün' kökünü kazımak için Afganistan'ı işgal etti. Oysa Kaide ve Taliban liderlerinin neredeyse tümü hala Afganistan'da dolaşıyorlar. Amerikalılar ise onları unuttu.

Amerikalılar kitle imha silahı ve Saddam'ın Kaide ile ilişkilerini bahane ederek bu kez Irak'ı işgal etti.

Oysa Irak'ta ne kitle imha silahı, ne de Saddam'ın Kaide ilişkisi vardı.

Saddam ile Kaide arasında bir kan davası vardı. Çünkü 90'lı yılların ortalarında Bin Laden Saddam'ı devrimek için müttefiki Washington'dan izin istemişti. Ancak Amerikalılar o tarihlerde Saddam'dan kurtulma zamanının henüz gelmediğine inanıyordu.

Peki şimdi ne oldu?..

Amerikan bilgileri ile desteklenmiş bir Iraklı yetkili, Irak'ta şu anda yaklaşık olarak 6-7 bin 'islamcı terörist'in bulunduğundan söz ediyor.

Afganistan'da yok edilmek istenen terör, bu kez daha tehlikeli bir boyutta ve daha önemli bir coğrafyada ortaya çıktı. Yoksa Amerikalılar bunu mu istiyordu?!

Şimdi 'teröristlerin' büyük bölümü, tüm sınırlardan sızarak Irak'a gelmektedir. Bunlar köken olarak S.Arabistan, Ürdün, Yemen, Kuveyt, Mısır, Sudan, Filistin, Suriye, Türkiyelidir. Başka ülkelerden de gelen var.

Peki bunlar ne yapıyor?..

Başta Felluce olmak üzere Bağdat, Bakuba, Tikrit, Ramadi ve benzeri Sünni kentlerde Amerikan işgal kuvvetlerine karşı savaşıyor.

İkinci hedef olarak da Amerikalılarla işbirliği yapan kişileri seçiyorlar. Bunların başında Irak geçici hükümet üyeleri ve Amerikalılara hizmet eden yabancı şirket çalışanları. Amerikalıların kurmaya çalıştığı yeni Irak ordusu ve polis örgütünün elemanları da en önemli hedefler arasında.

Böyle olunca Bağdat ve genel olarak Irak bir cehenneme dönüşüyor. Örneğin, benim Bağdat'ta olduğum gün (perşembe) bakın neler yaşandı:

Polisliğe başvuran Iraklıları hedef alan bir intihar eylemi, bir Amerikan helikopterinin düşmesi, üç polis karakolunun bombalanması, yola döşenen bir bombanın patlaması, yeni Irak askerinden üç ve eğitim ve sanayi bakanlığında çalışan iki kişinin öldürülmesi, Mısırlı iki kişinin kaçırılması...

Bütün bu olup bitenleri izlemek için bir yerden bir yere koştururken, Amerikan tankları yolları kapatıyor ve gerektiğinde ters yöne girerek vatandaşların arabalarının üstüne çıkıyordu. Trafik inanılmaz derecede zorlaşıyordu. İnsanlar saatlerce 45 derece sıcaklıklarda arabalarında beklemek zorunda bırakılıyordu. Nefret ve kin herkesin gözünden ve dolaysıyla mimiklerinden okunuyordu.

Allah kimseyi o koşullarda 'ana gibi yar olan' Bağdat diyarında yaşatmasın!.. Bağdat'ta insan olarak yaşamak insanlığın tüm kriterleri ile zor. Bunun tek nedeni Amerika'dır..

Aylardır bunu söyledim.

Bir günlük Bağdat izlenimleri bu inancımı daha da pekiştirdi.

Bağdat sokaklarında bir yerden bir yere koşuştururken Amerikan uçakları Felluce'yi bombalıyordu. Felluce girişinde Amerikan askerleri bölgeye girişimize izin vermedi. Duman her taraftan yükseliyordu.

O rastgele bombalamada, çoğu kadın ve çocuk 38 insan öldürülmüştü. Yaşayanların yaşamını sürdürmesi hiç de kolay değildi.

İşgal kuvvetleri, işbirlikçi hükümet ve bu hükümete bağlı polis ve askerler... Sözde istikrarı sağlayıp demokrasiyi getireceklerdi...

Şimdiye kadar yaklaşık 30 bin Iraklı öldürerek...

Ülkenin tümünü harabeye çevirerek...

Yıkıntılar, pislik, yoksulluk dizboyu...

Irak sanki orta çağdan kalma bir şehir görüntüsünde...

Ülkede milyonlarca işsiz var...

İnsanların tümünün psikolojik tedaviye ihtiyacı var...

Herkes litresi 45 bin lira olan benzinle anlamsız ve amaçsız olarak arabalarıyla dolaşıyor...

Saddam'ın kanlı ve faşist yöönetiminden inanılmaz acılar çeken halk şimdi neredeyse Saddam'ı arar durumda...

Çünkü Saddam döneminde en azından çok az da olsa alacakları bir maaş, bedava sağlık ve eğitim hizmeti ve politikaya karışmayanlar için güvenli bir yaşam...

Şimdi ise bunların hiç biri yok...

Bir Iraklının söylemi ile: 'Saddam; konuşmamak için ağızlarımıza pamuk tıkamıştı... Amerikalılar ise acı haykırışlarımızı duymamak için ağızlarımızdan çıkarttıkları bu pamukları kendi kulaklarına tıktılar.'

(Yarın: Terörü kim yapıyor?)


26 Eylül 2004
Pazar
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED