AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Tasarrufsuz yatırım ve üretim olmaz

Ülkelerin uluslararası ilişkilerdeki ağırlığı, dünya standartlarını belirleyen ürün, hizmet ve bilgi üretme kapasitesinden kaynaklanır. Bir ülkenin üretim gücünü büyütmede yatırımların tartışılmaz bir yeri ve önemi vardır. Dünyanın her yerinde yoksulluk ekonomik, siyasal ve kültürel alana yapılan yatırımların yetersizliğinden kaynaklanır. Ülkelerin yoksulluğun üstesinden gelebilmeleri için, bütün kurum ve kuruluşların finansal ve entellektüel sermayelerini en verimli biçimde kullanmasını öğrenmeleri gerekir.

Finansal ve entellektüel sermayeyle yapılan yatırımlar, bir ülkenin geleceğinin en büyük güvencesidir. Herkes Kıyamet kopuyor bile olsa, elindeki kaynakları yatırıma yöneltmek, toplumun ürün ve hizmet üretme gücüne katkıda bulunmak zorundadır. Bunun için, İslam kültüründe sermaye ve insanın boş durması hoş karşılanmaz. Yalnızca, gelecekten ümidini kesenler, üretimin coşkusunu duyamadıkları gibi, zamanın ruhunu da kavrayamaz.

Yatırımlar bir toplumun tasarruf yeteneği ile üretgen gücünün göze görünen en somut göstergeleridir. Tasarrufun olmadığı ülkede yatırım olmaz. Yatırımın olmadığı ülkede de, üretim olmaz. İster ürün, ister hizmet, isterse de bilgi olsun, üretim yapmayan ve üretimi özendirmeyen toplum da yoksulluk kurtulamaz. Bu yüzden Anadolu'da yoksulluk ile ümitsizlik birbirinden ayrı tutulmaz.

Aydınlanma döneminden bu yana, sosyologlar dindarlık ile yoksulluk arasında doğru, dindarlık ile zenginlik arasında da ters orantılı bir bağıntı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa Doç. Dr. Ali Köse'nin, dünyanın önde gelen sosyologları Peter L. Berger, Rodney Stark, W.H.Swatos, K.J.Chiristiano, Jeffrey K. Hadden, Robert N.Bellah, David Martin ve Mark Juergensmayer'den derleyerek çevirdiği "Sekülerizm Sorgulanıyor" isimli kitabında, uzmanlar üretim gücünü büyüterek, zenginleşen toplumların, özellikle Müslüman ülkelerin dindarlaştıkları vurgulanıyor.

Ekonomik, siyasal ve kültürel alanda açıkca gözlendiği gibi, bütün dünyada kutsal kültüre karşı ilgi büyük bir hız ve yoğunluk kazanmaktadır. Ülkeler kültür ve medeniyetlerinin ana kaynağı olan dinlerine dönüyor. Dünya ölçeğinde yaşanan bu dönüşüm, ekonomik, siyasal ve kültürel alanda köklü paradigma değişikliğine yol açacak. Artık hiçbir ülkede ekonominin inançları yönlendirdiğine inanılmıyor. Dinin sonu geldi, derken, herşeyin kaynağının din olduğunun bilincine varılıyor. Değişik alanlardaki yatırım kararlarında ekonomik faktörler yanında metaekonomik faktörler belirleyici oluyor.

Kamu, özel ya da gönüllü bütün kurum ve kuruluşların ürün, hizmet ve bilgi üretmedeki başarısı, teknolojik, siyasal ve kültürel gelişmelerin gerisinde kalmamak için, yaptıkları yatırımlara bağlıdır. Çünkü yatırımlar ekonomik dünyanın olduğu kadar metaekonomik dünyanın da en dinamik ve en etkili unsurudur. Yatırımlar ekonomik yoksullukla birlikte kültürel yoksulluğu da giderir.

"Toprağın Bol Olsun Sekülerleşme" başlıklı araştırmasında Prof. Dr. Stark'ın vurguladığı gibi: İslam'ın değerleriyle ekonomik gelişme arasında çatışma değil, uyuşma vardır. İslam'da yoksullar gibi basit ve yalın yaşamak bir ustalıktır. Ancak yoksulluk bir üstünlük değildir.

Yirmibirinci yüzyılı finansal ve entellektüel sermayesini ürün ve hizmete dönüştürmesini başaran yatırımcılar yaşanır kılacaktır.


26 Eylül 2004
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED