AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İbn-i Haldun'dan bugüne bu topraklar...

Masamın üzerine Yeni Şafak Gazetesi'nin okurlarına dağıtacağı ki ciltlik bir kitap bırakılmış; İbn-i Haldun'un "Mukaddime"si...

İbn-i Haldun bu ülkede yaşayanların şöyle ya da böyle bildiği, duyduğu bir isimdir. Kimi iklim teorisi hakkında bir fikre sahiptir, kimi asabiyet teorisi hakkında... Kimi devletten bahsettiğini duymuştur... Kimi ise sadece bizden olan biri olarak kendi tarih hazinesinin parçası kabul eder, İbn-i Haldun'u...

Ancak "tanınmasına rağmen ne kadar bilinir ya da tanınmasına oranla ne kadar bilinir" soruları önemlidir.

Ünlü eseri Mukaddime Türkçeye iki kez çevrilmiştir. 1970'lerde yapılan ilk çevirisi dil kavgalarının yaşandığı bir döneme denk gelmiş, çeviri dili itibariyle geniş kitlelere kapalı kalmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan sol yoruma tabi çevirisi ise içeriği açısından tartışmalı olmuştur. Üniversitelerde İbn-i Haldun bir çok araştırmaya, makaleye, kitaba konu olmuşsa da, bu çalışmalar genel olarak akademik dolaşımda kalmıştır.

Yeni Şafak Gazetesi'nin okura dağıtacağı çevirisi ise hem bugünün Türkçesiyle, hem çeviri ahlakına uygun olarak hazırlanmış ve İbn-i Haldun'u ilk kez geniş okur kitlesiyle buluşacak...

Peki, Mukaddime'nin önemi ne?

İbn-i Haldun'un 1377 tarihli Mukaddime'si, bir anlamda Rönenans'a giden yolun taşlarını döşemiş bir eser olarak kabul edilir.

Mukaddime Ortaçağ'da tarih felsefesine ilk giriştir.

İbn-i Haldun'la, özellikle Mukaddime'yle ilgili anlamlı tespitlerden birisini bir dönemler, ülkenin "değeri bilinmemiş" kıymetli düşünürlerinden Dr. Hikmet Kıvılcımlı yapmıştı. Onu da analım ve İbn-i Haldun'u onun değerlendirmesiyle anlatalım. Şöyle der Kıvılcımlı:

"İbn-i Haldun'a göre, tarihin konusu savaşlar değil, 'ümran', yani medeniyet ve sosyal kalkınmadır. (İlk sorusu şudur) İnsanlar neden toplum haline geldiler? (Ona göre) bunun nedenleri: 1- İnsanın sosyal yeteneği, 2- Gereksinimlerin zorlu gereği, 3- Sanayi ve geçim araçlarını üreten emektir. İbn-i Haldun, zamanı için iki üretim yordamı görür:1- Göçebelik, 2- Kentlilik... Ekonomiyi temel sayarak der ki: "Gelenek ve göreneklerle kurumlar arasındaki başkalık, insanların geçim araçlarını ediniş yordamlarına bağlıdır

Ve tarihi bir vetire, yani süreç halinde görür.

Der ki: 'Evrenlerin tavırları ve ümmetlerin adetleri daima bir tek vetire üzerinde durmayıp, zamanın değişimi ve devrimi ile bir durumdan başka bir duruma değişip geçer.'..."

İbn-i Haldun'un bu kanıları, Avrupa rönesansından yüz yıl önce yazıldı. Avrupa o düşünceleri ancak ikinci, üçüncü elden, hâttâ kaynağını bile bilmeyerek pek geç işitti.

İbn-i Haldun sundukları içinde evrildiğimiz toplum ve devlet geleneklerini anlamak açısından da önemlidir.

Bugün sosyal bilimin anlama çerçevelerinden birisi olan, Şerif Mardin'in analizleriyle özellikle Türk siyasi ve toplumsal yapısını okumak için bir anahtar haline gelen "çevre-merkez" kavramsallaştırmasının babasıdır, İbn-i Haldun.

Bu topraklardaki çevre-merkez dinamikleri hakkında ilk verileri sunan odur. Yaşadığı dönemdeki bölge halklarını, bölge düzenleri incelerken iktidar mücadelelerini göçebe ve kent ilişkisi olarak tanımlamıştır. Göçebe'nin, yani çevrenin merkezi ele geçirme çabası, iktidarı kazanan çevre güçlerinin merkezileşmesi üzerine yeni çevre güçlerinin bu yeni merkezi ele geçirme çabası, daha doğrusu süreci olarak ele almıştır.

Böylelikle gelenek olarak bütünleşmenin değil, çevrenin kendi içinde esnek ve farklı bir yapıya sahip olmasından ötürü yapısal bir farklılığın varlığına işaret eder.

Bu durum birçok açıdan hem yapı hem zihniyet olarak bugün bile geçerliliğini koruyor.

Muhalefet mahkumlarının da, çevreden gelip iktidar olanların da Mukaddime'yi bir kez okumalarında fayda var!


28 Eylül 2004
Salı
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED