AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Nihayet Osman Pepe de 'adresi' gösterdi

Hatırlayanlar vardır, MV Ulla'nın (hani şu İskenderun'da ambarlarındaki tonlarca zehirli madde ile denizin 40 metre derinliğinde yatan gemi) hikayesinde ortaya bir türlü çıkmayan "kahraman" hakkında bu köşede iki yazı yayımladım. Konuya ilişkin tavrım açıktı: Orman ve Çevre Bakanı bu çevre faciasına ilişkin sorulara cevap yetiştirmeye çalışırken, hikayenin "gizli kahramanı" olan Denizcilik Müşteşarlığı'ndan tek bir açıklama yapılmamasını esrarengiz bulmuş ve Bakan Pepe'nin üzerine haddinden fazla gidildiğini söylemiştim.

Bu iki yazının arkasından Müşteşarlık'tan gelen açıklama da sorularımızı cevaplamaktan uzaktı. Denizcilik Müşteşarlığı, MV Ulla'nın felaketle sonuçlanan hayat hikayesinden sorumlu kurumun kendisinin değil, Çevre Bakanlığı olduğunu ileri sürüyordu.

Açıkça söylemek gerekirse, ben bu tartışmada kendimi Osman Pepe'ye daha yakın buluyordum.

Ve işte nihayet Pepe'den beklenen açıklama geldi. İsterseniz, konuya ilişkin gazete haberini olduğu gibi aktarayım: "Ulla için Çevre ve Orman Bakanlığı'nın suçlandığını anımsatan Pepe, Çevre Kanunu'na göre, Ulla'yı kaldırma, içindeki atığı gönderme ve taşıma görevinin bakanlığına verilmediğini ifade ederek, 'burada asıl sorumluluk Denizcilik Müşteşarlığı'ndadır' dedi."

Ohhh be! İşte nihayet konuya ilişkin apaçık bir açıklama...

Bakalım işler bundan sonra nasıl gelişecek? Ulla'nın takipcisi olan kuruluşlar ve medya Pepe'nin açıklaması üzerine Denizcilik Müşteşarlığı'nın (ve bu arada tabii ki Ulaştırma Bakanlığı'nın) kapısına dayanacak mı? Bana sorarsınız, dayanmaları gerekir...

Osman Pepe'nin başka önemli açıklamaları da olmuş. Çevre Bakanı, Ulla meselesinde "ilk hata"yı nakil organizasyonu için 14 Mart 2003'te yapılan toplantının düzenleniş biçiminin oluşturduğunu söylüyor. Çünkü Denizcilik Müşteşarlığı bu toplantıya -ilgili kurumların bilgisi olmadan- Ulla'nın acentesi Mavi Denizcilik'in temsilcisini de davet etmiş. Öyle bir "ilk hata" ki, yükün nakledileceğini öğrenen acente de, toplantının hemen ertesinde yüke haciz koyduruyor.

Görüyorsunuz ben değil, Çevre Bakanı açıklıyor....

Pepe, "ikinci hata"nın İskenderun 3. İcra Müdürlüğü'nün haczin kaldırılması kararını durdurma isteği olduğunu belirtiyor.

Yani bir sürü karışık hikaye...

Osman Pepe'nin Ulla meselesini kapattıktan sonra ülkenin çevre sorunlarına ilişkin verdiği bilgiler de önemli. Çevre Bakanı gelişmekte olan birçok ülke gibi Türkiye'nin de "uluslararası atık mafyasının" saldırılarına maruz olduğunu açıklıyor. Bu güçlü merkezler Türkiye'deki paravan şirketleri aracılığıyla zehirli atıkları Türkiye'ye sokmakta, ülkeye sokulması yasak olan olan bu atıkları özel yöntemlerle denizlerimizin dibine sabitlemektedir.

Pepe'nin ülkemizde her gün "yüzlerce Ulla"nın ülkemizin deri, kaplama, boya sanayii tarafından sulara ve toprağa boca edildiği bilgisini verdiğini de hatırlatalım.

İşte böyle...

Pepe'nin benim samimi bulduğum açıklamaları bu merkezde... Ama eğer bakanın bu açıklamalarını dinledikten sonra kafanız karışıp da "İyi ama, çevre felaketlerinden Çevre Bakanı da bu şekilde şikayet ederse başkaları ne yapsın?!" diye söyleniyorsanız tabii ki siz de haklısınız!

Haklısınız ama burası Türkiye: Herkesten önce, daha kimse ağzını açmadan Milli Eğitim Bakanı'nın eğitim-öğretimden, Adalet Bakanı'nın adaletten, İçişleri Bakanı'nın güvenlik güçlerinden (...) ve bu arada Çevre Bakanı'nın çevre felaketlerinden şikayetçi olduğu bir ülkede yaşamıyor muyuz?

Bu tuhaf sonuca şaşırmamak gerekir; çünkü eğer bir ülkede "siyasetin öznesi" epeydir ortalarda görünmüyorsa sonuç hemen her zaman böyle olur...


28 Eylül 2004
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED