AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K Ü L T Ü R
Kaynak yok,
belgesel var!

Sermaye desteğinden yoksun bir şekilde çoğu kez dostlarının yardımıyla Türkiye'nin tarihinde yer tutmuş olayları belgeleyen yönetmen Şehbal Şenyurt, Ertuğrul Fırkateyni'nin öyküsünü anlattığı 'Güneş Ay Yıldız'ın ardından Moğolistan'daki Tuvaları anlatan belgeseli için kaynak arayışında.

  • ÖMER ÇAKKAL
    Derinlerdeki Tarih: Çanakkale (1987), Kıbrıs (1994), Adige (2000) ve Güneş Ay Yıldız (2004) adlı belgeselleriyle dünyanın farklı coğrafyalarından hayatları ve tarihi kayda geçiren yönetmen Şehbal Şenyurt şimdilerde Moğolistan üzerine hazırladığı Tuva belgeseliyle meşgul. Şenyurt'la belgesellerini konuştuk.

    Filmografinizde Çerkezler, Çanakkale Savaşı, Kıbrıs, Ertuğrul Fırkateyni ve Moğolistan'ın şaman inançlı yerli halkı Tuva üzerine yaptığınız çalışmalar öne çıkıyor. Niye her çalışmanızda başka bir alana yöneliyorsunuz?

    19. yy. sonları, 20.yy. başları önemli kırılmaların yaşandığı, bugüne ve yarına dair çok şey söyleyen bir dönem. Aslında bu bir merak. Biz belgeselciler, merak virüsü kapmış insanlarız. Merak duygusunun kağıda döktüğü sorular beni bu öykülere götürdü. Bir de o çok büyük siyasi olayların içinde zayıf, gündelik, sıradan insan hallerimiz var. Bir çoğumuz gibi ben de onların peşindeyim daha çok. Neyi ne kadar keşfedebiliriz bilmiyorum ama olayların önemi yok bence. Olayların neyi ifade ettiğinin önemi var. Sanırım, bana bunu söyleyen hayatları anlatmayı seviyorum.

    Ülkemizde sermaye ne oranda 'sinema vitrininin' gerisindeki belgeselcinin arkasında?

    Yaptığım çalışmalar için başka ülkede olsa eminim bir dolu destek alırdık. Oysa biz iki senedir belgeselimize Türkiye'den destek arayıp duruyoruz. Başvurduğumuz kurumlardan sadece Burla Biraderler bizi hiç yormadan Panasonic kaset desteği verdi. Onlara gerçekten müteşekkirim. Şimdi yurtdışından destek arayacağım ve bu çalışma bir Alman, Amerikan yapımı olarak tarihe geçecek. Memleketin zavallılığının bir başka resmi bu. BBC niye Afrika'yı çeker, ARD, ARTE niye Türkiye'de ofis bulundurur, niye belgeseller yapar, Batı'da niye özel şirketlerin sinema fonları vardır? Bu sorular arif olana..

    Dünyanın dört bir yanında sürdürdüğünüz çalışmalar sırasında kadın yönetmen olarak erkeklerden daha mı zordu işiniz?

    Kadın yönetmen olmam noktasında bir sorun yaşamadım. Sinema işine kamera-ışık asistanlığından başladığım için teknik anlamda hiç sorunum olmadı. Üstelik kameralar hafiflediğinden beri de çekimlerimi kendim yapmaya başladığım için keyifliyim. Proje aşamasında ulaşabileceğim belgelerin sınırlarını zorlarım. Bu bazen ekibi çileden çıkartır. Ama ne yaptığımı bildiğimi bilmeleri işimi kolaylaştırır. Çünkü, her aşamayı ve bilgiyi paylaşırım. Birlikte üretmeyi seviyorum ve son sözü söylemekle birlikte ekibin yaratıcılıklarını sonuna kadar açmak hoşuma gider. Bu yüzden de sette hiçbir zaman dediğim dedik biri olmadım. Belki bu kadınca bir reflekstir, ama avantajı çok. Bir işi yapmak kadar, o işi nasıl yaptığın da önemlidir diye düşünüyorum.

    Son çalışmanız 'Güneş Ay Yıldız' ne zaman tamamlandı?

    Ertuğrul Fırkateyni macerası 2002'nin Ocak ayında başladı. Japonya'dan bir fon bize, yapım bittiğinde destek vereceğini vaadetti. Ardından da gariptir, önceleri kayıtsız duran Türkiye Kültür Bakanlığı desteğini bildirdi. Prodüksiyon aşaması uzun sürdü. Ve 'Güneş Ay Yıldız' nihayet geçtiğimiz haftalarda CNN Türk'de yayınlandı.

    Şu aralar üzerine çalıştığınız Tuva belgeselinin öyküsü nedir?

    Tuva projesi, şamanizm üzerine yaptığı iki yıllık çalışmasını teze dönüştüren antropolog Ebrar Akıncı ile birlikte yürüttüğüm bir iş. İki kadın kalkıp gittik Moğolistan'a. Döneli daha bir ay oldu. Bölgede yaklaşık iki ay kaldık. Pek- çok Moğol'un bile gitmediği yolu bilinmez, izi bulunmaz dağlarda onların koşullarında, onlarla birlikte keçe çadırlarda yaşadık. Yaptığım çekimlerden onların yaz dönemlerini anlatan bir film çıkarabilirim. Ama doğrusu 'meşhur olur'da finans bulabilirsem çalışmamı sürdürmek, bölgeye yeniden gitmek istiyorum. Tuvalar çok kapalı bir toplum ve onları kameraya alıştırmam bile başlı başına bir olaydı. Yolda ya da başka bir bölgede Alman, Fransız yapım şirketlerine rastladık. Beş kişilik ekipler altlarında jeepler, rehberler.. "Siz iki kadın, hem de Türkiye'den. Bu işleri nasıl yaparsınız?" diye şaşarak ayrıldılar yanımızdan.

  •  
    İstanbul'un sanatı Almatı'ya taşındı
    Türkiye'nin kültürel zenginliği Kazakistan'ın Almatı şehrinde başlayan kültür günlerinde sergileniyor. 2 Ekim'e dek sürecek etkinlikte gösterimler, sergiler, konserler, konferans ve söyleşiler yapılacak.
    San Sebastian Film Festivali Ahmet Uluçay'ı onurlandırdı
    Kütahya Tavşanlı'da, kendi imkanları ile sinema yapan Ahmet Uluçay, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi ile 52. Uluslararası San Sebastian Film Festivali'nde 'yeni yönetmenler' dalında ikincilik ödülünün sahibi oldu.
    KİTAPLIK
    Ankara'da perde Ekim'i bekliyor
    Ankara Devlet Tiyatrosu (ADT), 2004-2005 sezonunun ilk yarısında 6'sı yeni 14 değişik oyunla, seyirci karşısına çıkacak. Büyük Tiyatro'da Orhan Asena'nın yazdığı ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun yönettiği 'Sığıntı' ilk kez seyirci ile buluşacak. Oyunda, Rüştü Asyalı, Tayfun Erarslan, İhsan Sanıvar, Osman Nuri Ercan, Nesrin Üstkanat başta olmak üzere çok sayıda sanatçı rol alıyor. Oyun, taht kavgaları sonucu Bayezid'in İran Şahı Tahmasp'a sığınmasını ve ardından gelişen olayları konu alıyor.
    Reşat Nuri Güntekin'in ünlü eseri 'Yeşil Gece'nin dünya prömiyeri de 5 Ekim Salı günü 'Küçük Tiyatro'da yapılacak. Küçük Tiyatro'da ayrıca 26-31 Ekim tarihleri arasında 'Schubert ve Şevki Bey' sanatseverlerle buluşacak. Ali İhsan Kaleci'nin yazdığı, Mustafa Avkıran'ın yönettiği 'Schubert ve Şevki Bey' adlı oyunun dünya prömiyeri ise 2 Ekim'de Şinasi Sahnesi'nde yapılacak. Ayla Kutlu'nun ünlü eseri 'Sen de Gitme Triyandafilis' adlı oyun ise 19-31 Ekim tarihleri arasında Şinasi Sahnesi'nde, sinema tarihine 'dansın ve umutsuzluğun hüzünlü masalı' olarak geçen Horace McCoy'un ünlü eseri 'Atları Da Vururlar', 12 Ekim'de başkent seyircisini selamlayacak. Arthur Miller'ın ünlü eseri 'İki Pazartesinin Hikayesi' de 8 Ekim'de Altındağ Tiyatrosu'nda Türkiye prömiyeri yapacak.
    28 Eylül 2004
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED