|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
belgesel var!
Sermaye desteğinden yoksun bir şekilde çoğu kez dostlarının yardımıyla Türkiye'nin tarihinde yer tutmuş olayları belgeleyen yönetmen Şehbal Şenyurt, Ertuğrul Fırkateyni'nin öyküsünü anlattığı 'Güneş Ay Yıldız'ın ardından Moğolistan'daki Tuvaları anlatan belgeseli için kaynak arayışında.
ÖMER ÇAKKAL
Filmografinizde Çerkezler, Çanakkale Savaşı, Kıbrıs, Ertuğrul Fırkateyni ve Moğolistan'ın şaman inançlı yerli halkı Tuva üzerine yaptığınız çalışmalar öne çıkıyor. Niye her çalışmanızda başka bir alana yöneliyorsunuz? 19. yy. sonları, 20.yy. başları önemli kırılmaların yaşandığı, bugüne ve yarına dair çok şey söyleyen bir dönem. Aslında bu bir merak. Biz belgeselciler, merak virüsü kapmış insanlarız. Merak duygusunun kağıda döktüğü sorular beni bu öykülere götürdü. Bir de o çok büyük siyasi olayların içinde zayıf, gündelik, sıradan insan hallerimiz var. Bir çoğumuz gibi ben de onların peşindeyim daha çok. Neyi ne kadar keşfedebiliriz bilmiyorum ama olayların önemi yok bence. Olayların neyi ifade ettiğinin önemi var. Sanırım, bana bunu söyleyen hayatları anlatmayı seviyorum. Ülkemizde sermaye ne oranda 'sinema vitrininin' gerisindeki belgeselcinin arkasında? Yaptığım çalışmalar için başka ülkede olsa eminim bir dolu destek alırdık. Oysa biz iki senedir belgeselimize Türkiye'den destek arayıp duruyoruz. Başvurduğumuz kurumlardan sadece Burla Biraderler bizi hiç yormadan Panasonic kaset desteği verdi. Onlara gerçekten müteşekkirim. Şimdi yurtdışından destek arayacağım ve bu çalışma bir Alman, Amerikan yapımı olarak tarihe geçecek. Memleketin zavallılığının bir başka resmi bu. BBC niye Afrika'yı çeker, ARD, ARTE niye Türkiye'de ofis bulundurur, niye belgeseller yapar, Batı'da niye özel şirketlerin sinema fonları vardır? Bu sorular arif olana.. Dünyanın dört bir yanında sürdürdüğünüz çalışmalar sırasında kadın yönetmen olarak erkeklerden daha mı zordu işiniz? Kadın yönetmen olmam noktasında bir sorun yaşamadım. Sinema işine kamera-ışık asistanlığından başladığım için teknik anlamda hiç sorunum olmadı. Üstelik kameralar hafiflediğinden beri de çekimlerimi kendim yapmaya başladığım için keyifliyim. Proje aşamasında ulaşabileceğim belgelerin sınırlarını zorlarım. Bu bazen ekibi çileden çıkartır. Ama ne yaptığımı bildiğimi bilmeleri işimi kolaylaştırır. Çünkü, her aşamayı ve bilgiyi paylaşırım. Birlikte üretmeyi seviyorum ve son sözü söylemekle birlikte ekibin yaratıcılıklarını sonuna kadar açmak hoşuma gider. Bu yüzden de sette hiçbir zaman dediğim dedik biri olmadım. Belki bu kadınca bir reflekstir, ama avantajı çok. Bir işi yapmak kadar, o işi nasıl yaptığın da önemlidir diye düşünüyorum. Son çalışmanız 'Güneş Ay Yıldız' ne zaman tamamlandı? Ertuğrul Fırkateyni macerası 2002'nin Ocak ayında başladı. Japonya'dan bir fon bize, yapım bittiğinde destek vereceğini vaadetti. Ardından da gariptir, önceleri kayıtsız duran Türkiye Kültür Bakanlığı desteğini bildirdi. Prodüksiyon aşaması uzun sürdü. Ve 'Güneş Ay Yıldız' nihayet geçtiğimiz haftalarda CNN Türk'de yayınlandı. Şu aralar üzerine çalıştığınız Tuva belgeselinin öyküsü nedir?
Tuva projesi, şamanizm üzerine yaptığı iki yıllık çalışmasını teze dönüştüren antropolog Ebrar Akıncı ile birlikte yürüttüğüm bir iş. İki kadın kalkıp gittik Moğolistan'a. Döneli daha bir ay oldu. Bölgede yaklaşık iki ay kaldık. Pek- çok Moğol'un bile gitmediği yolu bilinmez, izi bulunmaz dağlarda onların koşullarında, onlarla birlikte keçe çadırlarda yaşadık. Yaptığım çekimlerden onların yaz dönemlerini anlatan bir film çıkarabilirim. Ama doğrusu 'meşhur olur'da finans bulabilirsem çalışmamı sürdürmek, bölgeye yeniden gitmek istiyorum. Tuvalar çok kapalı bir toplum ve onları kameraya alıştırmam bile başlı başına bir olaydı. Yolda ya da başka bir bölgede Alman, Fransız yapım şirketlerine rastladık. Beş kişilik ekipler altlarında jeepler, rehberler.. "Siz iki kadın, hem de Türkiye'den. Bu işleri nasıl yaparsınız?" diye şaşarak ayrıldılar yanımızdan.
|
|
|
|
|
|
|
|