AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S P O R

Kumdan kale

Bu sezon başında süper ligde yaşanan en ilginç durum (Belki de dramatik demeliydik) Beşiktaş'la ilgilidir.

Siyah beyazlılar tarihlerindeki en kötü sezon başlangıcını yaptılar. Yedi maç ve altı puan ile onüçüncü sıradalar.

Aslında bu çok da önemli olmayabilirdi. Lakin Beşiktaş yönetimi yeni değişmiş, istenilenden fazla transfer yapılmış, takımın başına dünya çapında bir hoca getirilmiş ve elbette bunca gayret yüksek umutlar doğurmuştu.

Heyhat!

Acaba bir "kumdan kale"mi inşa edilmişti. Öyle olmalı ki, Kıvanç Oktay B.B.Ankara maçından sonra "ipin ucu kaçtı" dedi.

Bir TV-Spor programının geç saatlerinde Del Bosque'nin istifasını verdiği, ancak durumun nezaket kesbetmesi münasebeti ile Bodo ve Trabzon maçlarında takımın başında olacağı belirtildi. Haberin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış orası bir yana; Bosque'nin defteri kapattığına işaret ediyordu.

Beşiktaş'a sabır tavsiye edilmiş, o da gereğinden fazla sabretmişti. Her şey bir yere kadar. Elde un var, yağ var, şeker var ama, usta helvayı kotarmayı becerememişti. Demek ki "kariyer" denen şeye de o kadar güvenmek doğru değil.

Kumdan kale sonunda dağılıyor. Bosque için dert değil, Real'in yine ona ihtiyacı var. Belki yeniden yuvaya döner.

Bana sorarsanız bir kumdan kale de Fenerbahçe'dir. Kendi tuttuğum takıma bu sıfatı nasıl yakıştırıyorum. Şöyle: Umumî kanaat odur ki; Fenerbahçe "kötü oynayarak" kazanıyor (Malatya maçının 60 dakikası hariç).

Geçen yıl Beşiktaş'ın akıl almaz biçimde el çektiği lig ortamında şampiyon oldu. Bu sezon da lider. Ama futbolu beğenilmiyor.

Şu "beğenilmiyor" lafının altında ne var?

Takkenin düşüp kelin görüneceği korkusu var. Var çünkü Fenerbahçe kazandığı maçların neredeyse çoğunu son dakikalarda şansın da yardımı ile kişisel becerileri olan yıldızları ile kazanıyor. Bu durum ne takımın oturmuşluğuna, ne de güvene işaret eder. Fenerbahçeliler maçları hep "yürek ağızda" seyrediyorlar.

Durum sür-git böyle devam edemez.

M.United maçı gerçek bir sınav olacak.

Fenerbahçe bu maçta Malatya karşısında oynadığı gibi oynarsa umut vardır. Ayrıca Fabiano'yu ya ortada, ya da solda oynatmalı; Deniz'i yedekte tutmalıdır. Şimdi göreceğiz bu takım kumdan kale midir, yoksa bize güzel bir sürpriz mi yapacak.

Olumsuz mali şartlar altında kendini toparlamaya çalışırken sayısız eleştiri alan Hagi Galatasaray'ı toparladı işte. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Galatasaray bir yerde Hakan Şükür demektir. O da zaman zaman ağır eleştirilere hedef oluyor, form grafiği düşüyor; ama daima küllerinden doğan Anka misali yeniden diriliyor. Galatasaray'ı zirve yarışında ihmal etmemek lazım.

Trabzon'a gelince.

Defaatle söyledim. Kiev maçını keşke almış olsa idi. Yine de bu kırılma takımı fazla sarsmadı. Ziya Doğan tasarladığı kadroya kavuşamadı. Lakin yarışı sonuna kadar götürecek; yeter ki ileri üçlüde oynayan yıldızlara bir şey olmasın.

Son olarak Samet Aybaba'nın gayretine değinmek isterim. Samet Hoca hangi takıma el attıysa orada gözle görünür bir başarının varlığı hissediliyor. Umum futbol camiası ağır ağır da olsa hocanın bir gün gelip BJK'nin başına geçeceğini hem umuyor, hem bekliyor.


28 Eylül 2004
Salı
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED