AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S P O R
Kesinlikle yerli hoca

Haber Devam Spot Haber Devam Spot Haber Devam Spot Haber Devam SpotHaber Devam Spot Haber Devam Spot Haber Devam Spot

Türk futbolunda bir özgüven kaosu yaşanıyor. Ne yazık ki, Türk insanı birbirine güvenmiyor. Şu yabancı özentisinden de bir türlü kurtaramıyoruz kendimizi. Son örneği Del Bosque...

Vitrinde herşey güzel görünüyor. Fiyatı da kesene uygunsa bu iş tamamdır. Girersin dükkana, ayak numaranı söyler denersin. Dar gelirse, bir numara büyüğünü, bol gelirse bir numara küçüğünü ister, bir daha denersin. Önemli olan ayağın rahat etmesidir. Yine olmazsa başka dükkan, başka mağaza, her neyse... Benim için şık görünmesi ikinci plandadır. Ama bu, herkes için geçerli değil. Kimisi marka meraklısıdır. Ayakkabının darlığına bakmadan alır giyersen, bir süre sonra ya topuğuna basarak dolaşmak zorunda kalırsın, ya da acılar içinde dolaşır durursun. Kan dolaşımı etkilendiği için, ayaklarda şişme de olur, nasır da...

"Ben haklı çıktım" demek hoşuma gitmiyor. Çünkü spor medyasında böyle demeye can atan yeteri kadar megoloman var. Asıl söylemek istediğim, kökten çözüm üreten kimse çıkmıyor. Bunun altında da "gösteriş budalalığı" yatıyor. Neden yabancı hayranlığı; çözemiyorum...

Beşiktaş'a ayıp olmuyor mu?

BEŞİKTAŞ'ın Del Bosque uyumsuzluğu gün gibi ortada. Değiştirmekte çok geç kalınmasına rağmen, yönetim karar vermekte güçlük çekiyor. Saatlerce toplantı, gece yarılarına kadar net yanıtı bekledik. Basın sözcüsü Sayın Reha Muhtar'ın açıklaması şöyle; Del Basque ile bir toplantı yapıp kararımızı ondan sonra açıklayacağız. O bizim dostumuz. Kendisi ile görüşmeden yolları ayırmak, ayıptır, Beşiktaşlılığa da yakışmaz...

Doğrudur. Ama Beşiktaş yönetimi ve sayın Muhtar'a şunu sormak istiyorum. İçinde bulunduğu durum Beşiktaş'a yakışıyor mu?... Del Bosque'ye ayıp olur da Beşiktaş camiasına olmaz mı?..

Bunları geçeceksiniz, sayın Muhtar. Beşiktaş 25 milyon taraftarı ile gözyaşı döküyor. Ve sizden gerçekçi, somut çözüm üretmenizi bekliyor. Diyelim ki, Beşiktaş Bodo'yu eledi. Sonra ne olacak? Bir tur sonra Beşiktaş'ı bekleyen canavarlarla nasıl boğuşacaksınız. "Zararın neresinden dönülse kardır." Del Bosque ile Kartal sürekli kırmızı ışıkta geçiyor. Faturayı da siz ödemek zorunda kalıyorsunuz. En kısa zamanda Rıza Çalımbay mı olur, Samet Aybaba mı olur, yoksa Metin Tekin-Sinan Engin-Rasim Kara'dan oluşan bir ekip mi olur bilemem. Ama mutlaka olmalı...

Fener farklı oynamalı

Manchester United, Premier Lig'de en kötü dönemini yaşıyormuş!. İnanmıyorum... Bu durum, F.Bahçe için bulunmaz bir fırsatmış. Vay canına!.. Bir kere M.United, İngiltere'nin üst düzey liginde oynuyor. Bunu gözardı edebilir miyiz? Uçmayalım.. Ayrıca F.Bahçe'nin futbolundan kaç F.Bahçeli memnun, çok merak ediyorum. Gerçekçi olmak gerekirse ben, çok endişeliyim. Elbette Alex'e, Hooijdonk'un muhteşem frikik gollerine güveniyorum. Ümit'in özverili oyununa, Serkan'ın dinamizmine, Tuncay'ın enerjisine sonsuz güvenim var. Yeter ki, Daum onları doğru yerlerde oynatsın. Bir puana çoktan razıyım.. Hele bir de kazanıp gelirlerse, "kaymaklı ekmek kadayıfı" olur..

Trabzonspor'da gerilim var

Ne Ziya Hoca'nın, ne de Trabzonspor'un zarar görmesini istemem. Çünkü bu başarılar kolay elde edilmiyor. Ancak Bordo-Mavili ekibin son Sakaryaspor maçında gördüğüm olay, beni Ziya Hoca'yı uyarmaya yöneltti.. Petkoviç'in bir pozisyon sonrası Hüseyin'e tepkisi oldukça sertti. Centilmenliğe uymadığı için de hakem Cem Deda iki futbolcuya da sarı kart gösterdi. Belki fındık kabuğunu doldurmayacak bir olaydı. Peki bu futbolcuların daha önce sarı kartları bulunsaydı ne olacaktı? Neyse, asıl demek istediğim Trabzonspor takımında gerilimin arttığını Ziya Hoca'nın da görmesini sağlamak. Bu tür tartışmalar yarın başka iki futbolcu arasında da çıkabilir. Bu konuda yapılabilecek en iyi terapi, futbolcuları mesai saatleri dışında futbolla ilgisi olmayan yerlere taşımaktır. Ne bileyim, piknikli, sinemalı, tiyatrolu, konserli eğlenceler olabilir. Çünkü Trabzonspor'un önünde oldukça uzun, üstelik dikenli yollar var. Hem Türkiye, hem de Avrupa'da...

Galatasaray gelişiyor

Belki otorite ve taraftarlarının arzuladığı futbolu henüz sahaya yansıtamıyorlar ama Galatasaray sezon başından bu yana sürekli gelişme gösteriyor. İstanbulspor karşısında girdiği net gol pozisyon sayısı tam 18... Gazetemizin değerli yazarı, dostum Güray Soysal 4-1 kazanmasına rağmen Galatasaray'ı acımasızca eleştirmiş. "Skor iyi, futbol sıfır" diyerek. Ardından da meydan okumuş, "Skoru bir kenara koyduğunuzda futbol adına birşey var diyen çıkarsa onunla tartışmaya hazırım" Sevgili Soysal, biz haftalardır "Futbol oyun olarak önemini yitirdi. Herkes galibiyete kitlenmiş" diye yazmıyor muyuz?. Ayrıca rakip kim olursa olsun, bir takım 90 dakika içinde 18 net gol pozisyonu yakalamış, rakip kaleye de 4 gol bırakmışsa, artık onun kötü futbolundan sözedilebilir mi?.. Lütfen, bizi Galatasaray'lı taraftarlara karşı seni savunmak zorunda bırakma. Dün telefonlar kitlendi de...

  • Haftanın Yorumu - Salih Sezer



  • 28 Eylül 2004
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED