|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
10 yıl önce DEP milletvekilleri, demokrasinin kalbi olan parlamentodan enselerinden tutularak yakapaça cezaevine götürülürken, Türk demokrasisi büyük bir utancı yaşamıştı. O gün demokrasiye karşı başlatılan "kuşatma", giderek genişlemiş ve siyasetin zemini adeta mayınlı bir araziye dönüşmüştü. O gün, siyaset dışı güçlerin "mühendislik projeleri" ile başlayan yeni süreç Türkiye'ye çok ağır faturalar ödetti. Türkiye'nin en büyük siyasi partisi kapatıldı, bugün Başbakan olan Tayyip Erdoğan cezaevine gönderildi. Millet iradesiyle çatışan "ucube" iktidarlar dönemi başlatıldı. Ve Türkiye, ekonomik, siyasal ve toplumsal anlamda kelimenin tam anlımyla dibe vurdu. Sonunda bütün bu demokrasi ayıplarının faturasını da Türk halkı ödedi. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu ülkenin dinamik insan yapısının ve kaynaklarının ne kadar hoyratça ve bir hiç uğruna heba edildiğini daha iyi görüyoruz. Hele bu on yıllık süreçte, adeta bir kâbus gibi yaşadığımız "28 Şubat"ı düşündükçe doğrusu insanı hafakanlar basıyor. Bu saatten sonra, oturup bir 28 Şubat analizi ve tahlili yapmak gibi bir niyetim yok. Bunun için sadece, sektörel bazda Türkiye'nin kayıplarını gösteren bir örnek sunmak istiyorum. Hafta içinde, Müteahhitler Birliği'nin bir toplantısına katıldım. Birlik toplantısında, inşaat sektörünün bugünü ve gelecek 10 yılına ilişkin bir projeksiyon sunuldu. 1990'ların sonuna kadar hızlı büyüme gösteren inşaat sektörü, daha sonra daralma sürecine giriyor. Sektörün en karanlık yılları ise, 1994 ve 2001 arası. Yani, siyasi istikrarın kaybolduğu 1998 sonrasında bütün alanlarda olduğu gibi, inşaat sektöründe de yerlerde sürünme dönemi başlıyor. Geçtiğimiz 10 yılda yaşadığımız acı tecrübeler bize öğretti ki, ülkede siyasetin zemini tahrip edildiği zaman, ekonomi de, özgürlükler de, demokrasi de kaybediyor. Ve sonuçta, Türkiye kaybediyor. Şimdi Türkiye yeni bir dönemi yaşıyor. Demokratikleşme alanında önemli adımlar atılıyor ve Türkiye, her gün demokratik dünyaya bir adım daha yaklaşıyor. Son olarak, DEP milletvekilleri ile ilgili tahliye kararı, Türkiye'ye adeta bir demokrasi şöleni yaşatıyor. Elbette önümüzde, daha yürünmesi gereken zor ve "dikenli" yollar var. Henüz özgürlüklerin önündeki barikatlar tümüyle kaldırılabilmiş değil. Çünkü bu ülkede, gazeteciler hâlâ düşüncelerinden dolayı demir parmaklıkların arkasına gönderilebiliyor. Mesela Hakan Albayrak, düşünce suçu ayıbının bir simgesi olarak Kalecik Cezaevi'nde... Mesela, üniversitelerde henüz "kışla düzeni" mantığından kurtulamadık, bu ülkenin bütün çocuklarına hiçbir ayrımcılık yapmadan, eğitimde fırsat eşitliğini sunamadık. Mesela, ekonomik anlamda Türkiye'nin önünü açacak, topluma daha fazla refah imkanı sağlayacak olan özelleştirmelerin önündeki "statüko"yu aşamadık. Her şeye rağmen umutluyuz, çünkü bu ülkede iyi şeyler de oluyor. Bir kere, yaşanan bütün olumlu gelişmelerden mutluluk duyuyoruz ama yeni demokrasi şölenlerinden de asla vazgeçmiyoruz...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |