|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SİMAV ÇAYI MANZARASIYLA YEMEK
Geçenlerde Dr. Mücahit ÖZTÜRK ile Balıkesir Belediye Başkanı Sabri UĞUR'u ziyaret etmek amacıyla bir yolculuk gerçekleştirdik. Yol boyunca acıktık tabii… Sonunda İzmir yolu üzerinden geçtiğim sürece temiz ve leziz yemeklerini gönül rahatlığıyla yediğim Yaldız Gaga Tesisleri'nde bulduk kendimizi. Gürül gürül akan Simav Çayı manzarası eşliğinde yediğimiz yemek bir hayli keyifliydi. AİLECE GÖNÜL VERİLMİŞ Tesislerin sahibi Ahmet Gaga 35 yıldır mesleğin içinde. Her ne kadar geçen sene rahatsızlık geçirip işin başından 1 sene ayrı kalmışsa da, iyileşip tekrar işinin başına dönmüş. Yaldız Gaga Tesisleri'ni işletmeye gönülden istekli olan Gaga ailesi, yolculara en güzel yemeği ve servisi nasıl veririm konusunun tatlı telaşı içindeler. Tesisin epey temiz olması ve yemek kalitesinin bozulmaması dikkatimi çeken özellikler arasında idi. TEPSİDE MANTI Yaldız Gaga Tesisleri'nde siparişime, geçen sene geldiğimde yediğim ve tadı damağımda kalan, tepsi mantısı ile başladım. Dantel gibi işlenen, büyük maharetle açılıp, küçük küçük büzülen mantıları yediğimde "İşte mantı budur" dedim. Mantının içinde kullanılan dana eti ve üzerine eklenen tereyağlı sos damakta hoş bir tat bırakıyor. Sosun yapımında kullanılan tereyağının keçi sütünden yapılması mantıya ayrı bir güzellik katmış. Mantı faslının ardından Ahmet Bey'in tavsiyesi üzerine çiğ börek siparişi verdim. Yapımında kullanılan kıyma ve soğan oranı tam kıvamında ve gayet lezzetliydi. Kızartılması için kullanılan yağın çeşit ve kalitesi böreğe altın rengi vermiş. Çiğ böreğin ve gözlemenin tesis dışında bir yerde pişirilmesi müesseseye ayrıcalık katan bir özellikti. Çiğ börek, hamurunun yapımında maya kullanılmayan, sadece un ve su ile hazırlanan bir börek çeşidi. Yolculuk sırasında ağır yemek istemeyenler için iyi bir tercih olacaktır. KÖPÜĞÜ BOL AYRAN Mantı ve çiğ böreği yerken, yanında içtiğim ayran, tam anlamıyla bir şölendi. Manda yoğurdundan yapılan, kocaman köpüklü ayranın yoğurdu Bursa'dan özel olarak getirtiliyor. Hem göze hem mideye hitap eden bu güzellikte ayran duruyorken gazlı içecekler içmeyi tercih edenler bence lezzetle alakalı bir çok şeyi kaçırıyor. DOĞAL ÜRÜNLER Yaldız Gaga Tesisleri'nin doğal erişte, köy ekmeği, köy unu, helva, höşmerim ve Manyas mihaliç peynirleri gibi doğal ürünlerin satıldığı küçük bir marketi var. Arzu edenler bu ürünler ister kendine ister eşine dostuna hediye paketi yaptırıp götürebilir. Arzu edenler için kuzu pirzoladan, köfteye kadar bir çok ızgara çeşidi de mevcut. NASIL GİDİLİR: Adres: Susurluk'u geçip, İzmir istikametine doğru yol alındığında; Susuluk'a 6780 m. 23 cm.uzaklıkta, yolun solunda. Tel: (0266) 871 52 52 BEĞENDİĞİM: Müessesenin temizliği. Tanıtım broşürünün içerisinde yer alan yazıların içtenliği. Tepsi mantı. BEĞENMEDİĞİM: Tabakta yediğim mantının sosu koyu ve ekşiydi. FİYATLAR: Tepsi Mantı: 5 milyon, Çiğ Börek: 3 milyon, Gözleme: 3 milyon, Ayran: 1 milyon MÜESSESEYE ÖNERİ: Yola tanıtım tabelaları konulup, tesis İstanbul'dan yolculuk eden insanlara tanıtılmalı Simav Çayı'na bakan dış bölüme masalar konularak, bu güzel manzara eşliğinde dışarıda da yemek yenilmesi sağlanmalı. LEZZETLİ SÖZLER: Ekmeğini yalnız yiyen yükünü kendi dişiyle kaldırır. TEŞEKKÜRLER Türk Mutfak Kültürünü Araştırma, Geliştirme ve Yaşatma Vakfı'nın 11.05.2004 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu Toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı seçilmem sebebiyle; beni başkanlığa layık gören Yönetim Kurulu Üyelerine, meslektaşlarıma, tüm Türkiye'de yeme-içme sektöründe faaliyet gösteren firmalara ve Türk mutfağına gönül vermiş herkese şükranlarımı sunarım. Türk Mutfak Vakfı başkanı olarak bundan sonraki Türk mutfağını dünyada bir marka haline getirebilmek için gerekli çabayı göstereceğim. Konu ile ilgili sektöre gönül vermiş olanların ve en önemlisi siz değerli okuyucularımın fikir ve desteklerini bekliyorum. MEHMET ALİ KILIÇBAY'IN ANLAYAMADIĞI... Yazılarıma başladığım günden bu yana değerli okuyucularımdan birçok övgü, eleştiri ve fikir aldım. Aktüel dergisinin bu haftaki sayısında "Osmanlı Yadigarı" adlı yazısında da Sn. Mehmet Ali KILIÇBAY'ın birkaç eleştirisi olmuş. Yazılarımda tanıttığım mekanlarda aradığım öncelikli kıstasların sadece temizlik ve yemeklerin lezzeti olmadığını üstüne basarak vurgulamak istiyorum. Bu kıstasların yanında yemeklerin sunumu ve çeşitliliği de benim için önem teşkil etmektedir. Bir mekanın çok lüks olmaması veya o mekanda 70-80 çeşit yemek yapılmaması, o mekana gidilmemesi veya mekanın tanıtılmaması anlamına gelmemelidir. Böylesi mekanları yazarken Türk mutfağının, ev yemeklerimizin tanıtılması ve yaşatılması adına yaptığım eleştirilerin olumsuz olması kesinlikle buraları yermek için değil, mutfağımızın en iyi ve en doğru şekilde ayakta durabilmesi içindir. Çok uzun bir döneme damgasını vurmuş, üç kıtada hüküm sürmüş Osmanlının torunu olmaktan çok büyük bir gurur duymam gerektiğinde onu eleştirmeyeceğim, kendime göre eksik yönlerini söylemeyeceğim anlamına gelmemelidir. Doğru olan her şeyi savunduğum gibi yanlışa yanlış denmesi gerektiğine de her zaman inanırım. Osmanlının yemek adabı ve diğer mutfaklara olan üstünlüğü şüphesiz tartışılmazdır. Günümüzde yaşatılması gereken birçok zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Yemek kültürümüzü ayakta tutmak için çaba sarf eden bu mekanları yazma gayem yemek kültürümüzün yaşaması ve onu dünyanın tanımasıdır. Tıpkı öncesindeki Anadolu mutfağını ve günümüz Anadolu mutfağını savunduğumuz gibi. Eski güzelliklerimizi savunmak ve yaşatmaya çalışmak kolaycılığa kaçmak olarak tanımlanmamalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |