|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İki gündür, CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol'u bir şeylere itiraz ederken yakalıyorum. Hangi gazeteyi açsan, hangi kanalı çevirsen o... Bir şey yakalamış, hükümetin icraatları arasında kendince bir "açık" bulmuş, onu eleştirip duruyor. Konu sıkıntısından, işi İncili Çavuş fıkralarına döken bazı yazarlara da ilham verdi. Bunlardan biri, kendisine "külyutmaz" sıfatı takılan duayen meslektaşımız, iki gündür Anadol'un yakaladığı "açık"la ilgili Türkiye'yi, Genelkurmay Başkanlığı'nı, sivil toplum örgütlerini, parlamento dışı muhalefeti uyaran yazılar yazıyor; hem de tadını çıkara çıkara, sözcükleri yaya yaya... "Gördünüz mü, bunlar takiyeci. AB istiyor gerekçesiyle ne kadar şeriat yasası varsa Meclis'ten geçirecekler. Kaç kere yazmıştık, 'bunların gizli gündemi var' diye..." Böyle yazılar... İddiaların ciddiyeti nedir, bilmiyorum. Kemal Anadol neye itiraz ediyor, tam olarak onu da bilmiyorum. Dinle ilgili bir konu mu? Hayır. Anladığım kadarıyla, ticaretle ilgili bir konu. Kemal Anadol, İslam Özel Sektörü'nün kurulmasıyla ilgili uluslararası anlaşmada geçen "İslam" ve "İslam Hukuku" sözcüklerine takmış. Öyle böyle değil, basbayağı takmış. Bu anlaşma (anlaşmada yer alan sakıncalı sözcükler) hükümetin niyetini gösteriyormuş. Hükümetin niyeti ne peki? Ne olacak, "şeriatı getirmek", Türkiye'yi Suudi Arabistan'a benzetmek. Bu Kemal Anadol'un, değerli yazar-romancı Kemal Anadol'la bir ilişkisi var mıdır? Eğer, yazar Kemal Anadol'la teşerrüf ediyorsak, daha kolay anlaşabiliriz diye düşünüyorum. Tabii sözcüklere, sözkonusu uluslararası anlaşmada olduğu gibi, "kendine göre" anlamlar yüklemeyecekse ve sakıncalı ilan ettiği sözcüklere karşı "suçüstü" psikolojisine girmeyecekse... Konu (İslam Kalkınma Bankası'nın, üye ülkelerdeki üretimi teşvik etmesine ilişkin düzenlemenin de yer aldığı uluslararası bir anlaşma) apaçık görülüyor ki "ticari" ve korkmamıza, hele Kemal Anadol'un korkmasına gerek yok. İşin teolojik, dinsel bir boyutu da yok ki, tahsisli ilahiyatçılara başvurup, meselenin korkutucu olup olmadığını, korkutucuysa ne kadar "korkutucu" olduğunu ölçebilelim. Aslında bu meseleleri Kemal Anadol'un niçin "mesele" edindiğini de anlamış değilim. Kaldı ki, (cidden merak ediyorum), mesele ne? Belki Anadol bize, "İslam" ve "İslam Hukuku" sözlerinden niçin rahatsız olduğunu, İslam Kalkınma Bankası'nın teşvik uygulamasından neden uzak durmamız gerektiğini anlatır. Belki, ardından, şu soruların cevabını merak eder? CHP niçin halkla, fakir fukarayla değil de, devletle ve özellikle statükoyla bütünleşti? Nasıl oldu da, insan hakları ve demokrasi duyarlığı konularındaki önceliği "dinci" addedilen partiye kaptırdı? Neden kendi özü olan "emek"ten uzaklaşıp "devlet solculuğu", "seçkincilik" ve "bürokratik solculuk" gibi çıkışı olmayan yollara saplandı? Ve niçin iktidara gelememektedir?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |