|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Zor bir konu var kafamın içinde dönüp duran, okuyucuyla paylaşmaya çalışacağım. Amerika'da seçimleri Bush kazandı ve bu zaferin ana dinamiğinde Amerikan toplumunun "ahlaki duyarlılığı" çok önemli rol oynuyor. Ahlaki duyarlılık "din"le bağlantılı. Hem Katoliklerin (Kerry Katolik olmasına rağmen) hem Protestanların önemli bir kısmı Bush'a oy vermiş. Toplum yönelişini etkileyen "Din bağlantılı" konuların başında da kürtaj, eşcinsel evliliği ve kök hücre nakli var. Amerikan halkının önemli bir kısmı bir anlamda modern yozlaşmaya karşı tepki gösteriyor. Amerikan halkının "Din bağlantılı" bu tavrının bir İslam ülkesinde de paylaşılması mümkün. Yani kürtajın yasak olması, eşcinsel evliliklerine tepki ve kök hücre naklinin insan klonlanmasına kadar uzanması konusunda paralel refleksler gelişebilir. Oysa Amerika'daki Müslümanlar seçimde Bush'u desteklemediler, İslam dünyasında da Bush çizgisi adeta Şeytan'la eşdeğer görülüyor. Bununla paralel olarak Bush'a oy veren toplum kesimlerinde de İslam ve Müslümanlara karşı duyguların dostça olmadığını, hatta derin düşmanlıkların seslendirildiğini biliyoruz. Avrupa'ya gelelim. Avrupa'da da, Türkiye'nin AB üyeliğine en sert karşı koyuşu Hristiyan Demokrat partiler seslendiriyor. Vatikan'ın tavrı müsbet değil. Artı AB'deki muhalif çizgiyi Vatikan'ın beslediği de bir vakıa. Ve tüm bunlarda ana etkenin "Müslümanlık" olduğu biliniyor. Ve bir şey daha: Avrupa'daki Hristiyan duyarlılık, Türkiye'de "İslami zemin"den doğan Ak Parti'nin iktidar oluşunu da, negatif propagandanın unsuru olarak kullanıyor. Avrupa planında ortaya çıkan garabet de şu: Tıpkı Amerika'da olduğu gibi Avrupa'da da eşcinsel evliliği, kürtaj gibi konular ciddi tartışma konusu ve Avrupa toplumları da bu alanda kültürel bir ayrışmayı yaşıyor. Tahmin edileceği gibi burada da "dindar"larla laikler-liberaller-sol ayrı kamplara bölünmüş durumdalar. Gene tahmin edileceği gibi, kültürel bir ayrışmada, Türkiye'nin dindarları ile Avrupa'nın dindarları aynı kampa düşebilirler. Ak Parti de bu ayrışmada Hristiyan Demokratların yanında görünür. Oysa şu andaki ayrışma böyle değil. Ak Parti Türkiye'de kendisini "muhafazakar" olarak tanımlıyor ve içerdeki kültürel ayrışmada sol ve laikçi zihniyetle ayrı kamplara düşüyor ama Avrupa ile ilişkide soldan destek buluyor. Tabii ki dünya olayları sırf kültür-din ekseninde biçimlenmiyor. Ancak din ve kültürel duruşun insanlığı çok derinden etkilediği ve küresel güçlerin seçim sonuçlarında bile çarpıcı değişmeler gerçekleştirdiği bir vakıa. Artı, bazı insani konuların küresel planda tartışıldığı, dini ve seküler çözümlerin ayrıştığı ve insanlığın kaderinde köklü yönelişlere yol açtığı da bir vakıa. Şu söylenebilir: İslam, Hristiyanlık ve Musevilik vahiy kaynaklı dinler. Bu dinlerin birbirleri ile ilgili eleştirel duruşları var. İslam, Hristiyanlık ve Museviliğe "tahrif edilmiş dinler" olarak bakıyor, onlar da İslam'ı kökten dışlıyor. Buna karşılık, daha duru bir bakışta, İslam diğer iki dinde tahrife rağmen "vahiy çizgisi" bulunabileceğini düşünecek, diğer dinler de İslam'da paralel hükümler bulunabileceğini teslim edeceklerdir. Köklü negatif yargıların ötesinde böyle bir yumuşak ilişki alanı mevcuttur. Ancak güncel vakıa, bir çatışma atmosferi ve etkinlik savaşıdır. İnsanoğlu özgür irade sahibi bir varlık olarak yaratılmış. İnanç seçimleri de onun için bir sınav alanı olarak belirtilmiş. Onun için insanların inanç seçimlerini, din değiştirmelerini önlemek mümkün değil. İletişim ortamı, inanç değiştirmeleri de getirecek. Bundan kaçınmak mümkün değil. Ancak bunun rekabet ve çatışma ortamını beslediği de bir gerçek. Soru şu: Acaba bu ilişkinin mutlaka yokedici bir niteliğe bürünmesi kaçınılmaz mıdır? İnsanlığın temel kriz alanlarında dindarca bakışın ortak duruşu söz konusu olamaz mı? Belki "Dinler arası" diye başlayıp şimdilerde daha doğru biçimde "Dindarlar arası" diye ifade edilen "diyalog" girişimi böyle bir arayışın ürünü. Bu arayışın henüz çok derin fay hatlarını ortadan kaldırdığı söylenemez. Türkiye-AB ilişkilerinde din ana sorun, Amerika-İslam coğrafyası ilişkilerinde kanama noktası dinle ilgili, Filistin-İsrail ilişkilerinde din en derin fay hattı. Ben, bir Müslüman olarak, tüm bu karşılaşmalarda Müslümanların payına "mazlumiyet"in düştüğünü düşünüyor, "mazlumiyet"ten kurtuluş için ortaya konan ve zaman zaman İslam'ın ölçülerini de aşan tepkiler, öteki taraftan "terör" olarak görülüyor. Ardından fay hatlarını daha da derinleştiren hesaplaşmalar... Belli ki ben "mazlumiyet"ten kurtulmazsam bu tepkilerim bitmeyecek ve belli ki bu tepkiler karşı tarafa terör olarak yansıdıkça savaş durmayacak. Aslında dinlerin, "mazlumiyet"i ve "terör"ü de "insan krizi"nin bir uzantısı olarak görmesi ve dışlaması, ortadan kaldırmak için tavır koyması gerekir. Bunun üzerinde her din mensubunun kafa yorması, belki de "vahy"in, insanoğlunun belirleyici mecrası olarak devam etmesi için de zaruri. Ben bir mülakatta, AB bünyesinde ana gerilim ekseninin Müslümanlarla Hristiyanlar arasında olmayacağını, olmaması gerektiğini ifade etmiştim. Bu iki din mensuplarının, dinlerini doğru anlamaları ölçüsünde insani kriz alanlarında kimi ortak çalışmalar yapabileceğini söylemiştim. Bilmem çok mu iyimserim? Savaş sanayii, uyuşturucu ticareti, global emperyalist hesaplar oy mekanizmasına yoğun bir sömürü damgası vurmuşken "insanlık krizi kimin umurunda olacak!" yargısı daha mı egemen? Ama insanlığın geleceği adına böyle olması zaruri değil mi? Bu yazıyı, bir güzel hadiseyi hatırlayarak bitirmek istiyorum: Urfa'da "İbrahimi Dinler Sempozyumu" yapılmıştı. Harran harabelerindeki açılış töreninde İstanbul'daki Vatikan temsilcisi George Moroviç de bir konuşma yapmış ve söze "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek başlamıştı. Hepimizin Rabbi birdi ve O'nun adıyla işe başlamak için İslam, Hristiyan veya Musevi olmak farketmezdi. Moroviç'in o tavrı çok çarpıcıydı. İçimden geçen soru şu: Acaba Hristiyan din adamları Amerikalılara "Armageddon Kıyamet Savaşı" telkinlerinden ne zaman vaz geçecekler ve Moroviç'in tavrı Avrupa'da - Amerika'da ne zaman yankılanacak?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |