AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Fransa Cumhurbaşkanı Chirac yalan mı söyledi?

Fransa Cumhurbaşkanı'nın iki farklı beyanı

Avrupa Bitliği için üyelik müzakerelerinin önündeki en büyük engel, Fransa'nın muhalefeti olarak görülmektedir. Bu muhalefeti ortadan kaldırmak için Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül büyük bir çabanın içerisine girmişlerdir.

Son olarak, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Berlin'de uçak alımı sözleşmesini imzalarken Alman Şansölyesi Schröder ve Fransa Cumnurbaşkanı Chirac ile görüşmüştür. Bu görüşmeden sonra, Fransa'nın ikna edildiği ve adaylık için tarih verilmesine evet dediği haberi basınımızda yer almıştır.

Gazetelerde yer alan habere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Hürriyet Gazetesi muhabirinin sorduğu soruya, Türkiye'ye tarih verilmesine "evet" diye cevap vermiştir. Ancak bir iki gün sonra Fransa basını, Cumhurbaşkanı'nın evet demediğini yazmıştır.

Bu iki haberi yan yana getirdiğimiz zaman, akla şu sual gelmektedir: Acaba Berlin'de Türkiye'nin üyeliğine evet diyen Chirac Berlin'de yalan mı söylemiştir? İşte burada Avrupa ile Türkiye arasında aşılması en güç olan engelin ne olduğu ortaya çıkmaktadır.

Konuşmanın iki ayrı cümlesi

Dikkat edilirse, Berlin'de Chrac'ın cevabı iki kısımdır. Birinci kısımda "evet" vardır. İkinci kısımda ise,"ama" ile başlayan cümleler vardır. Bu iki kısım birbirini yalanlamamakta yani tekzip etmemektedir. Bilakis iki kısım da bir fikrin bütününü tamamlamaktadır.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olup olmaması konusu, Avrupalı politikacılar tarafından kendi kamuoylarına yönelik olarak değerlendirilmektedir. Yani Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamasına evet demek, onu söyleyen politikacıya yarar sağlıyorsa bu cevabı vermek de risk getiriyorsa hayır demeksizin bu manaya gelen cümleler kullanmaktadırlar.

Bu gözle bakarsak, Fransa Cumhurbaşkanı da yalan söylememiş, kaba deyimiyle tribüne oynamıştır. O toplantıda Tayip Erdoğan'a bir jest olsun diye evet demiş, fakat Fransa'da bu cevabı hoş karşılamayan seçmenlerine ise, evet amma.... diyerek "hayır" demekten daha beter şartlar ileri sürmüştür.

Açık sözlü bir politikacı

Türkiye hakkında en gerçek konuşmayı, Alman CDU-CSU Genel Başkanı Bayan Enkel söylemiştir: "Türkiye'ye evet demenin gerekçesini kendi kamuoyuma anlatamam ki..."

Kim ne derse desin, Batı kamuoyunda Türkiye'ye karşı oluşmuş birtakım olumsuz önyargılar mevcuttur. Bu sebeple seçimlerde, Türkiye karşıtı olduğunu söylemenin bir getirisi vardır. Komşumuz Yunanistan politikacıları her seçimde Türk düşmanlığı konusunu işlemişlerdir.

Batı'da oluşan olumsuz önyargıların tarihten gelen çok derin sebepleri vardır. Bu önyargıların haksız olduğunu istediğimiz kadar söyleyelim durum değişmez. Bu bir gerçektir.

Bu konuda gerçek olan bir şey var: O da gerek Türk yetkililer ve gerekse Avrupa Birliği üyesi ülkelerin idarecileri, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olup olmamasını iç kamuoylarına yönelik olarak değerlendirmektedirler.

Gelmiş geçmiş bütün başbakanlarımız, Kopenhag kriterleri denilen reformları yaparken, "biz bu reformları Avrupa Birliği için değil, kendi vatandaşlarımız için yapıyoruz" demişlerdir. Ancak her defasında Avrupa Birliği yetkililerine bunları yaptığımızı ilan etmek lüzumunu duymuşlardır. "Avrupa sesimizi duy"... "Şimdi top onların ayağında.".. Bundan sonra Avrupalıların taahhütlerine uymalarını bekliyoruz" gibi beyanlar, reformların sadece Türk milleti için yapıldığı iddiasının inandırıcılığını yok etmektedir.

Bildiğimiz bir slogan

Yetkili politikacılarımızın, "biz bu reformları Avrupa için değil, kendi öz vatandaşlarımız için yapıyoruz" beyanını duyduğumuz zaman, Demirel'in meşhur cümlesi aklımıza gelmektedir: "Ben bunları kendim için istiyorsam namerdim..."

Gerek Avrupalı yetkililer ve gerekse Türk yetkililer, bu konuda iç politika gereklerini önde tuttuğu sürece, yol daha engebeli hale dönüşmektedir.

Bugünkü hükümete muhalif olan bazı çevrelerde, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne üye yapabilirse, iktidarın bu başarıyı oya çevirebileceği endişesi vardır. Bu endişe de, konunun milli bir dava olduğu iddiasına gölge düşürmektedir.

Kısaca söylemek gerekirse, Chirac Berlin'de yalan söylememiştir. Konuşmasının "evet" kısmı, Türkiye'yi tatmin için, "amma...dan sonrası" ise kendi seçmenlerini ikna için söylenmiştir.


8 Kasım 2004
Pazartesi
 
CEVDET AKÇALI


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED