|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mehmet Ocaktan, McCarthy döneminin baskılarına karşı isyan çığlığı yükselten 'Hipster Kuşağı' gibi, günümüzde de yeni isyan çığlıklarının yükselmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve "Amerikan seçimlerinde 'kötü kovboylar'ın zaferinden sonra, şimdi 'küresel Naziler'e inat yeni şarkılar söylemek lazım" diyor.
Şair Mehmet Ocaktan geçtiğimiz ekim ayında iki yeni kitap çıkardı. Denemelerinden oluşan bu kitaplardan 'Yüreğimin Son Kalesi' adını taşıyan ilkinde aşk üzerine yazılarını okura sunmuştu. Diğer kitap 'Naziler Caz Sevmez'de de yaşadığımız dünyanın miladı olarak gördüğü 11 Eylül'de New York'taki ikiz kulelere yapılan saldırıların ardından yaşananları, dünyanın gelceğindeki zor günleri değerlendiriyor. Birun Yayınları arasından çıkan kitap Ocaktan'ın kendi ifadesiyle 11 Eylül sonrasında dünyanını gidişatına isyan eden, özgürlüklerin, insan haklarının katledilişine şiirsel çığlıklar yükselten, katliamların acısını şiirin ırmaklarına katan yazılardan oluşuyor. Kitabınıza "Naziler Caz Sevmez" isimini uygun görmenizin sebebi nedir? Yeni dünyanın baskıları ve zulümleri karşısında sessizliğe gömülü bu gezengende yeni zencilere, Hipster Kuşaklara ihtiyacımız olduğunu söylüyorsunuz. Nazilere rağmen bu şarkı söylenebilir mi? Bilindiği gibi, işgal yıllarında Naziler'in ambargo koyduğu, baskı altında tuttuğu caz, Paris'te savaş ertesinin özgürlük simgesi haline gelmişti. Baskı döneminin caz mahzenleri de adeta bir kültür adacığı olmuştu. İşte aynen işgal yıllarında olduğu gibi, 11 Eylül sonrasında da arsız Amerikan işgali, özgürlükleri ve insan onurunu abluka altına almış durumda. Galiba bugün de, McCarthy döneminin baskılarına karşı isyan çığlığı yükselten 'Hipster Kuşağı' gibi, günümüzde de yeni isyan çığlıkları gerekiyor. Amerikan seçimlerinde "kötü kovboylar"ın zaferinden sonra, şimdi 'küresel Naziler'e inat yeni şarkılar söylemek lazım. İşte 'Naziler caz sevmez' isminin sırrı da tam burada yatıyor. Kitabınızı bir dönem kitabı olarak değerlendirmek mümkün mü? Yaşadığımız dünyanını miladı olarak kabul ettiğiniz 11 Eylül'ü ve sonrasındaki gelişmelerini ele alıyorsunuz kitabınızda. Sizin gözlemleriniz doğrultusunda süreç içerisinde ne değişti ne değişecek? Naziler Caz Sevmez, elbette bir dönem kitabı. 11 Eylül sonrasında gezegenimize musallat olan 'yeni Naziler'in belalarına karşı bir isyan çığlığı sadece. Süreç içinde, olumlu anlamda bir değişiklik yok. Hele 'Teksaslı kovboy'un yeniden kazanmasından sonra 'küresel bela' biraz daha büyüdü şimdi... Küresel çağda ütopyalara yer var mı, ihanete uğrayacağını bile bile mi ütopya? Aptalların ve katillerin dünyamıza egemen olduğu bir dönemde, keşke ütopyalara hayatımızda yer olduğunu söyleyebilseydim. Ama maalesef, o kadar az insan var ki, ütopyalarından yeni bir dünya kurmaya inanan... Sanki üç beş kişi kaldı şu koca dünyada gençliğini ve hayallerini özleyen. Çünkü hepimiz, hayallerimize ve ütopyalarmıza ihanet ettik. Hep uçurumların kenarında yaşamaya yazgılı olduğumuzu bile bile, her zaman bizi koruyan ütopyalarımızın büyüsü hızla eksiliyor hayatımızdan... Oysa, ütopyalarımıza ihanet ettiğimiz için kalbimiz şimdi daha çok üşüyor... Yaşadığımız zamanı "küresel cahiliye dönemi" olarak tanımlıyorsunuz. Bu bir ara dönem mi ilerisi için aydınlık görüyor musunuz? İslam öncesi Araplar, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Yaşadığımız arsız cağın eli kanlı diktatörleri, bütün bir insanlığı diri diri toprağa gömüyor. Gezegenimizin duvarlarında kan izleri var ve bütün bir insanlık olarak utanç içindeyiz. Bu 'ara dönem'den kurutulabilir miyiz doğrusu kuşkuluyum ama umutsuz da değilim. Buhranlı dönemlerin yazınsal faaliyetlerde kaliteyi arttırdığı görüşüne katılıyor musunuz. Bu dönemin de sizin edebi açıdan beslenmenize faydası olduğunu söyleyebilir miyiz? Yazmak için biraz da öfke gerektiğini düşünerek soruyorum. Bütün bunalım dönemlerinde yaratılan ürünlerin içindeki ateş sanki daha gür yanıyor. En azından ben öyle görüyorum. Gerçi, estetik algı düzeyi bakımından, bu tür dönemlerin bazı zaafiyetleri olabiliyor. Ancak yine de, yaratıcılık bakımından böyle dönemlerin ürünleri her zaman daha zengin bir ırmağa yaslanıyorlar. HALE KAPLAN ÖZ
|
|
|
|
|
|
|
|