|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
"Uyanın heeey!" diye seslenmek geliyor içimden, "Felluce Felluce değil! Bağdat Bağdat değil... Telafer, Ramadiye, Samarra, Necef, Kabil, Kudüs, Kıbrıs, Çeçenistan...." Kaç İslam toprağı kanıyor, bakın. Ben eminim, hepsine içimiz yandı, ama durduramadık cinayetleri... İslam ülkelerinin hükümetleri kan kusan katil sürülerinin işlediği cinayetlerin suskun birer parçası halinde... Yarın Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP)'ni konuşacağız Amerika ile oturup... Felluce'ye bomba kusmaktan gelmiş adamların kadın ve çocuk kanı damlayan ellerini sıkacağız. Biz Türkiye olarak, Mısır olarak, ya da Ürdün, Tunus, Fas, Cezayir olarak... Türkiye uyarmış Amerika'yı, "sivillerin korunması" yolunda... Oysa biliyoruz, görüyoruz, ilk saldırı bir hastaneye yapıldı... Önce doktorları susturdular, ardından ambulansları yokettiler... Gökten tonlarca bomba yağıyor. Bu bir imha hareketi... Amerika Clauzevits'in "Savaş notları"nı harfi harfine uyguluyor. "Savaş şiddettir. Düşmanın iradesini şiddet kullanarak çökertmektir." Evet bu kadar basit... Hiroşima ve Nagazaki farklı mıydı? Bir düğmeye basarsın, altta sivil - asker fark etmeksizin yüzbinlerce insan 15 saniye içinde buharlaşır. Görev tamamlanmıştır! Yeter ki atacak bomban bulunsun. Ahlak ne ki? Savaşın ahlakı mı olurmuş? Cenevre Sözleşmesi, gücü kontrol edilebilenler için konulmuş bir düzenleme. "Uyanın heey" diye seslenmek geliyor içimden. "Felluce Felluce degil!" Bu, İslam topraklarına teker teker boyun eğdirme harekatının parçası... İslam ülkeleri yöneticilerine ya açık açık ya da örtülü biçimde birer "Allavi rolü" üstlenmek düşüyor. Ya işgalciyi kendi ülkenizin bir şehrine bomba yağdırmaya çağıracaksınız, ya da suskun kalarak bir tür sessiz onay vereceksiniz! "Allavi rolü" üzerinde düşünmeye çağırıyorum yetki sahibi herkesi. Türkiye hiç olmazsa küçücük bir ses çıkardı, diye teselli olmak mı gerekiyor, yoksa adım adım gelen GOKAP için işbirliği ortamından korunamamaktan endişe etmek mi? Türkiye Amerika'nın neyi oynadığını biliyor mu? Hep soruyorum, nereye kadar beraberiz? İşte cinayetler peşpeşe geliyor, 100 bin insan ölmüş Irak'ın işgalinden bu yana... Kaç Saddam zulmü eder bu? Kaç İslam şehri toprağa gömülmeli Amerika'ya egemen olan "Haçlı ruhu"nu tatmin etmek için? Bence Türkiye daha yüksek sesle çıkmalı ortaya, ve bu yolun yol olmadığını dünyaya haykırmalı. Belki en iyisi, Irak'a komşu olan ülkeler toplantısından, bizzat Türkiye'nin önerisi ile "Bu cinayet operasyonlarının durması" için ortak bir karar çıkarılmalı. Türkiye GOKAP'ta Amerika'nın bu kan ve barut yüklü politikası ile bütünleşemeyeceğini açıklamalı. Türkiye bu sürecin asla demokrasi getirmekle alakalı olmadığını bildirmeli... işin içinde ne Usame bin Ladin var, ne de Zarkavi... Bunlar sadece "Haçlı" cinayetlerini meşrulaştırmak için kullanılan psikolojik savaş malzemeleri... Şunu herkes görmeli: Felluce yarası kanıyor tüm İslam toplumlarının yüreklerinde... Kudüs gibi, Necef gibi, Telafer gibi, bombalarla yıkılan Bağdat gibi... Dün Kadir Gecesi'ydi yandı yürekler, yarın Bayram gelecek aynı yangını yaşayacağız. Kürt bölgesini sakınıyor işgal güçleri... Kürt bölgesinde Ensar'ül İslam grubunun etkili olduğu yerleri en önce bombalamışlardı, Talabani'yi ve Barzani'yi sakınarak... Böyle zamanlarda işgalcinin sakındığı bölge olmak, koruduğu veya işbirliği yaptığı insan olmak onur verici midir bilmem ki... Böyle zamanlarda, Şii olup katledilen Sünnilere ses çıkarmamak, Kürt olup katledilen Araplara- Türklere ses çıkarmamak, Sünni olup, Necef' bombalanırken sessiz kalmak nasıl bir şeydir bilmem ki! Bilmem ki İran'a bir harekat başlasa biz ne yaparız? "Orası İran!" mı demek gerekir? Yoo, bence sabırları zorluyor Bush ve avenesi... bunlar, İslam yurtlarındaki en sabırlı yürekleri isyan ettirecek bir birikim oluşturuyor. Bush ve aveneleri, Bush ve Allavileri haline dönüştükçe, tüm bölge, Amerika ve muhipleri için kan ve ateş çukuru haline gelecek... Bölgeden petrol değil, ancak ateş topu götürecek Batı pazarlarına... Bu böyle gitmez. Türkiye, küresel barışı korumak için büyük bir misyona talipse, işte meydan... Avrupa'yı derin uykusundan uyandırarak, bu Bush çılgınlığını dizginlemek için adımlar atmak, Türkiye'nin kaçınamayacağı bir misyon olarak ortaya çıkıyor. Belki ilk yapılacak açıklama şu olmalı: "Bölgede Amerika'nın hiçbir eylemini onaylamıyoruz" Türkiye küçük ülke değil. Ve Amerikalı seçmenler, koca bir coğrafyayı kan ve ateşe gömecek kadar dünyanın kaderini etkileyecek kudrete sahip değil.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |