|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Cari açığın tedirgin edici yükselişi karşısında Hazine'den sorumlu Devlet Bakanlığı'nın birtakım tedbirler almakta olduğu anlaşılıyor. Bugüne kadar ki tedbirlerin cari açığın artış hızını kesmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüketim ve buna bağlı olarak ithalatın artış hızının yavaşlatılması amacıyla, tüketici kredilerinin, kaynak kullanımı destekleme primlerinin artırılması yoluyla pahalılaştırılması dış tüketim talebini fazla etkilemedi. Hazine, benzer yöntemi kullanmaya devam ediyor. Özel tüketim vergilerindeki artışın temel hedefi, ithal edilen mallar arasında önemli paya sahip otomobil ithalatının kontrol altına alınmasıdır. Hurda araç indirimi yoluyla getirilen avantajın kaldırılması da otomobil tüketiminin azaltılması amacına yöneliktir. Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerdeki artışa rağmen otomobil tüketiminin hız kesmemesi, otomobil elde edilmesinin ve kullanımın maliyetinin artırılması yoluyla tüketiminin azaltılması çalışmalarını hızlandıracaktır. 2005 yılında otomobil üzerinden alınan vergi gelirlerinde yüksek oranlı artış öngörülmüş olması da atılacak adımlar konusunda ipucu vermektedir. Tüketim patlaması yaşanan beyaz eşya üzerine de benzeri ilave vergisel yükler getirilmesi sürpriz olmayacaktır. Keza, kamu tarafından üretilen bazı malların fiyatlarında, ekonomiyi soğutmayı hedefleyen artış yapılması için özellikle Hazine kanadının çok istekli olduğu bilgileri kamuoyuna yansıyor. Yapılanların ve yapılmak istenenlerin tüketim talebi ve ithalat üzerinde hangi ölçüde frenleme etkisi olacağını bilemiyoruz. Hükümete güven nedeniyle ertelenmiş tüketim taleplerinin aktif hale gelmesi ve AB müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte 'ihtiyat' saikiyle tutulan servetin bir bölümünün tüketime dönüşmesi nedeniyle, vergi artışları yoluyla tüketim talebinin ve ithalatın düşürülmesi hedefine ulaşılmasına engel teşkil edebilir. İthalat kalemleri arasında yer alan 'tüketim malları' kaleminde adeta patlama yaşanması ve bu kalemdeki rakamın neredeyse yatırım malları ithalatı rakamına yaklaşması, artış hızının bu şekilde devam etmesi halinde cari açığın daha da büyüyeceği kaygıları, otomobil ve beyaz eşya ithalatı üzerine yoğunlaşılmasına yol açıyor. Eğer tedbirler başarılı olur ve otomobil ve beyaz eşya ithalatında hedeflenen düşüşler yaşanırsa, yüksek büyüme oranındaki düşüş de beraberinde gelecektir. Tüketim talebinde ve buna bağlı olarak cari açık rakamlarındaki azalmanın bedeli büyümeden taviz vermektir. Zira, tüketim malları ithalatının azalması, iç taleple ikame edelemediği taktirde, GSMH'nın belirleyici kalemlerinden birisi olan 'ithalden alınan vergiler' rakamını ve ticaret sektöründeki büyümeyi olumsuz yönde etkileyecektir. Bunun anlamı, büyümenin hız kesmesidir. Bu noktada ikilemle karşı karşıya olunduğunun altının çizilmesi gerekiyor. Mevcut kur rejimi çerçevesinde, ithalata müdahale edilmemesi cari açık rakamlarını büyütüyor. İthalatın frenlenmesi ise büyüme hızını küçültüyor. Diğer taraftan, vergi artışları yoluyla ithalatı azaltmanın kolay olmadığının da belirtilmesi gerekiyor. Zira, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler, sadece ithal malları için vergi getirilmesi uygulamasını engellemektedir. IMF, cari açığın azaltılması için büyümenin yavaşlatılmasını istiyor. Ekim ayı enflasyon rakamlarından sonra IMF, ekonominin soğutulmasını, sadece cari açığın azaltılması için değil, aynı zamanda enflasyonla mücadelenin sürdürülebilmesi gerekçesiyle de isteyecek. Büyümeden taviz verilmemesi gerekir. Ancak, cari açık probleminin de mutlak surette ve en kısa zamanda çözüme kavuşturularak, döviz kurunda oluşabilecek ani ve büyük boyutlu yukarıya gidiş ihtimalinin ortadan kaldırılması da kaçınılmaz önceliklerdendir. Sorunun çözümü için elimizde tek bir anahtar vardır: Gerçeki kur politikası. Hiç kimse gerçekçi kur politikasının enflasyon üzerindeki muhtemel etkilerini gerekçe göstererek eleştiriye kalkışmasın.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |