|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Elleri, oğlanın saçları arasında şefkatle gidip gelirken, titretilerek ağlama başlangıcı kıvamında çıkarılan ses tonu ve zoraki sulandırılmış gözlerle soruyor kaynana: "Ben senin annen miyim oğlum?" Oğlan, iki arada bir derede gözlerle biçare, bakıyor annesine. "Eğer ben senin annensem evladım, vazgeçeceksin o kızdan. Neden diye sorma oğlum, vazgeçeceksin... Birazcık analık hakkım varsa eğer üzerinde, bitireceksin " Çaresiz boyun eğiyor damat adayı, gerekirse birlikte yaşlanma sözünü vererek annesine hem de. İşleri karıştıran kötü kadın rolündeki Kaynana Semra'nım, bu şeksiz teslimiyetin hemen ardından içten bir "oğlunu kötülüklerden korumaya çalışan anne" refleksiyle sarılıyor oğlunun boynuna. Fedakarlık sözcüğünün ardından göz kırpıyor, herkesin izlediği ama, herkesin sevmediği kaynana. İzlenmiş olma keffareti sayesinde bütün yaptıklarını temize çekiyor yaşlı kadın, mutlu mesut diğerlerinin yanına dönüyor. Türkiye giderek bir dünürler memleketine dönüyor. Aslında iki kişilik değil, bilakis müthiş kalabalık bir müessese olan evlilik kurumu, cümbür cemaat yayınlanıyor, cümbür cemaat izleniyor ekranda. Gerçek gibi herşey, içinde trajedi de var, komedi de, bol tarafından drama da mevcut, dalaşmalı, kovalamacalı macera da...
Semra'nım iktidarı
Ata ve annesi Semra'nımın ilişkilerindeki sakatlığı, Oedipus kompleksine bağlamak neden yokken olayın boyutunu değiştireceği, evdeki birbirinden tuhaf kızların halet-i ruhiyelerindeki hastalıklardan bahsetmek, mesnetsiz yere maksadın yönünü şaşırtacağı, gerçekçilik imajına uygun düşsün bahanesiyle oluşturulmaya çalışan "banyodan çıkar çıkmaz kaynananın eli öpülür" ve benzeri gelenek temrinlerini eleştirmek işi fazlasıyla ciddiye almak olacağı için başka bir şey söylemeli. Gelinim Olur musun yarışmasında oluşturulmaya çalışılan "gerçeklik" yanılsaması olduğu için, tam da bundan bahsetmeli en doğrusu. "Aslına uygun" bir evlilik üretilmeye çalışılan televizyon şovu Gelinim Olur musun, gerçeğin hemen bütün ögelerini içinde barındıran müthiş donanımlı bir illüzyon sunuyor izleyenlere. Gündüz kuşak programlarının neredeyse tamamını kaplayan "gerçek kadın hikayeleri"nden de anlaşılacağı üzere, şu aralar "reality" olaylara sardırmış bulunan memlekette, gerçeğe en yakınlaştırılmış evlenme programı olarak hükmünü süren Gelinim Olur musun, tıpkı kadın programları gibi gerçek şeyler söylediğini iddia ediyor, ancak buradan bakıldığında mevcut durumun biraz daha 'komplike' amaçlar içerdiği görülüyor. Yani, evlenme yarışması da tıpkı reyting damıtma amacındaki diğerleri gibi, gerçeğin ancak rolünü yapıyor. İktidar savaşları, ceberrut kaynana, kötü kız halleri, âşık erkek figürleri gerçeği göstermiyor, onu oynuyor. Bu yüzden işte, haftalardır dillere dolanan Kaynana Semra'nım figürü de, diğerlerinden daha gerçek oynandığı için bu kadar popüler oluyor.
Rollerin efendisi
Belki de doğrudur bütün bunlar. İzleniyormuş gibi yaşamalar, kimse gözetlenmese de gözetleniyor gibi davranmalar, rol keserek varolmaya alışkın olmalar. Bu oyunu bilerek doğar belki de bütün çocuklar. Sen gibi olmayanlardan korunmak için, rol kesmeyi bileceksin çünkü yeryüzünde. Bilmedin mi, ya da bilip de inat olsun işte diye yapmadın mı işin bitiktir çünkü. O yüzden, gerçeğin yüzlerine karşı oynanması bu kadar yakın geliyor herhalde milyonlarca insana. O yüzden gerçeğe en yakın senaryo bu kadar tutuyor. Yolda görsen yüzüne bakmayacağın uyduruk karakterler, birdenbire, nedensiz yere 'star' olabiliyor bu memlekette.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |