AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
R A M A Z A N
GÖNÜLLERİN BİRLEŞTİĞİ NOKTA
Kâbe

Yeryüzünde 1.5 milyarı aşan Müslüman gönlün birleştiği nokta, Kâbe. Yeryüzünün ilk binası ve mabedi. İlk insanın hayat mücadelesini verdiği toprak

Dünyanın her yerinden Müslümanların namazlarda yöneldikleri Kâbe, yeryüzünde insanlar için kurulan ilk binadır. Hz. Adem ve Hz. Havva validemiz hayat mücadelelerine buradan başladılar. Temeli Hz. Adem tarafından atılan Kâbe, Allah'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Mekke'de yapılmıştır. "Mescid-i Haram" denilen mabedin ortasında bulunan Kâbe, kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10; güneydoğu duvarı 11.22 ve yüksekliği 13 m. olan 145 m2 alan üzerine kurulmuş taş bir binadır. Üzeri siyah bir örtü ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir. Kâbe'nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine "Hacer-i Esved" veya "Şarki", kuzey köşesine "Iraki", batı köşesine "Şâmi" ve güney köşesine de "Yemâni" denir. Bugün, dünyada hiçbir yer, Kâbe kadar ziyaret edilmemektedir. Bu haliyle Mekke ve Kâbe, siyasi sınırları ortadan kaldırarak insanlar arasında birleştirici, bütünleştirici ve toplayıcı bir rol oynayan bir merkez olmuştur. Ve insanlar yine hiçbir dini merkezle günün 24 saatinde aralıksız bağlantı halinde değildirler.

Mescid-i Haram

"Mescid-i Haram", Mekke'de ortasında Kâbe'nin bulunduğu büyük bir mabettir. Buna "Harem-i Şerif" de denir. Mescid-i Haram, Hz. Peygamber döneminde, Kâbe'nin etrafındaki küçük bir alandan ibaret iken ilk olarak Hz. Ömer tarafından genişletilmiş ve etrafı bir duvarla çevrilmiştir. Daha sonraları Mescid-i Haram günümüze kadar pekçok defa genişletilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kâbe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

Bugün Mescid-i Haram, yüzbinlerce insanın içinde ibadet edebileceği genişlikte bir alana sahiptir. Mescid-i Haram'ın içinde, Kâbe'den başka "Makam-ı İbrahim" ve "Zemzem" kuyusu bulunmaktadır. "Zemzem", halen Kâbe'nin 20 m. kadar doğusunda, "Makam-ı İbrahim" e yakın bir yerde bulunan kuyudan çıkmaktadır. Bu kuyu tavaf alanının altındadır. Kuyuya biri bayanlara diğeri erkeklere ait olmak üzere iki ayrı yerden merdivenlerle inilmektedir.

Kâbe ilk bakışta etkiliyor

Uzmanlar, Kâbe'nin tıpkı radyason etkisi gibi insan vucuduna etki yaptığını belirtiyorlar. 1996 yılında Kâbe'nin içinde bulunan Kızılay ilk yardım bürosuna başvuruda bulunanlar arasında yapılan araştırmada hastaların yüzde 95'ninin psikolojik olduğu ortaya çıktı. İlginç olan bir diğer taraf ise buraya başvuranların yüzde 80'inin Türk olması. Bunun sebebini ise tıp otoriterleri şöyle açıklıyorlar: Buraya gelen hacılar yıllardır bu anı bekledikleri için aniden Kâbe'yi görünce büyük bir enerji altında kalıyorlar. Onun için diğer ülkeler burayla ilgili olarak hac öncesi ciddi manada maddi ve manevi eğitim veriyorlar. Ama Türk hacılarına böyle bir eğitim verilmediği için hacılarımız burada bu yoğun enerjiyi kaldıramıyorlar

ZİRVE İNSANLAR

Alimlerin öncüsü

• İMAM MALİK
Maliki mezhebinin imamı, muhaddis ve müçtehid olan İmam Malik, Medine'de doğdu. Dedesi tabiinin büyüklerinden olup Hz.Ayşe, Hz. Ömer ve Hz. Osman'dan hadis rivayet etmiştir. Amcası ve kardeşi de hadis alimlerindendi. İmam Malik de kendini tamamen ilme vermiş bir aile muhitinde büyüdü ve çok canlı bir ilmi hareketliliğin yaşandığı Medine'de çağın en ileri seviyesindeki alimlerden ders alma imkanı buldu. Kur'an'ı hıfzeden, büyük alimlerden hadis ve fıkıh konularında istifade eden İmam Malik'in yetişmesinde özellikle İbn Hürmüz'ün büyük katkısı olmuştu. Daha sonra Cafer-i Sadık'ın derslerine de devam eden ve onu "abdesti olmadan hadis rivayet etmez" diye öven İmam Malik zaman içinde büyük ün kazanarak özellikle fetva soranlarını, problemlerini halletmek amacıyla ders vermeye başladı. Kendisi büyük fakih Ebu Hanife ile de görüşür; onunla münazarada bulunurdu. Görüşmelerde her biri diğerinin üstünlüğünü överdi.

Keskin bir zekaya ve kuvvetli bir hafızaya sahip olan İmam Malik, hadisleri kusursuz olarak bellemiş olduğu halde hadis nakletmenin büyük sorumluluğundan dolayı sıkıntıya girer, "Onları nakletmektense her biri için bir kırbaç yemeyi yeğlerdim" derdi. O sadece Allah rızasını kazanmak için ilim tahsil etmiş; takva yolunu asla terketmemiştir. Çünkü ona göre "ilim bir nurdur ve ancak takva sahibi bir kalpte yerleşebilir". Kendisi ilim nuruna, heybetli bir yapıya ve etkileyici bakışlara sahip olduğundan büyüklük taslayan idareciler bile yanında haşyete kapılır ve büyük saygı göstererek onu dinlerlerdi.

İmam Malik siyasi ve itikadi fitnelerin ortaya çıktığı bir dönemde sünnet çizgisine sımsıkı sarılarak insanları dalalete düşmekten korumak için çalışmıştır. Birçok kitap yazan İmam Malik'in en önemli eseri olan Muvatta, hadis külliyatı içinde ilk derlenen ve bu sebeple kendisinden sonraki alimlere örnek teşkil eden çok değerli bir kitaptır.

 
FIKIH KÖŞESİ
Prof.Dr.
VECDİ AKYÜZ

Fitrenin ödenmesi
Ramazan Seyahatleri
SÜTLÜ AŞ (SÜTLAÇ)
BİR AYET
İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
Ankebut,2
BİR HADİS
Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar
Buhari, Ezan 1/161
11 Kasım 2004
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED