AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Derviş her ne söyledi ise

Hasan Bitmez ve Hakan Aykut imzasını taşıyan 'Dervişane' albümü tekke müziğini modern soundlarla bugüne taşıyor. Usta isimlerin birer eser okuduğu albüm tasavvuf müziğinin en güzel örneklerini biraraya getiriyor.

1990'lı yıllardan beri yaptığı çalışmalarla adını duyuran Hakan Aykut, geçtiğimiz yıl çıkan 'Sesler' albümümün ardından bu kez Hasan Bitmez'le benzer bir çalışmanın ürününü ortaya koydu. Adını daha çok albümlerin cephe gerisinde, stüdyocu olarak duyduğumuz Hasan Bitmez'in projesi olan 'Dervişane', dini müzik alanında son aylarda çıkan en iyi çalışmalardan biri.

Kendi alanlarının usta isimleri Mustafa Demirci, Hakan Aykut, Ender Doğan ve Ertuğrul Erkişi'nin yanısıra Bekir Ünlüataer, Veysel Dalsaldı, Fatih Koca, Ali Oktay ve Yahya Soyyiğit'in birer eser okudukları Dervişane albümüne, Ahmet Şahin ve Murat Neciboğlu kasideleri ile omuz verirken, genç neyzen Başar Dikici nefeslileri yorumluyor.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Naci ve M.Fethullah Gülen'in birer eserlerinin yorumlandığı albümde Yunus Emre'nin üç güftesine birden yer veriliyor. İki parçanın sözleri ise anonim. Projenin mimarı Hasan Bitmez ve mühendisi Hakan Aykut, albümün dini müzik alanındaki iyi ürün ihtiyacına cevap vereceği görüşündeler.

Dervişane albümünün çıkış fikri nedir? Proje aşamasında kıvılcımı yakan ne oldu?

Hasan Bitmez: Dervişane albümü bir ihtiyaçtan hasıl oldu. Bu ihtiyacı bir dinleyici olarak önce ben hissettim. Dinlemek istediğim türün iyi örneklerini bulmakta zorlanıyorum. Bu durum, kafamdaki Dervişane projesinin kıvılcımını ateşledi.

Daha önce birlikte yaptığınız çalışmalarınız var mıydı?

Hakan Aykut: Ben müzik camiasına ilk gözümü açtığımda, Hasan Bitmez ile karşılaştım. O dönemlerden beri sürekli birlikte çalışırız. Birlikte çalışmaktan ziyade, birlikte çalışmaya devam etmek çok daha önemli. Hasan abinin birçok çalışmada olduğu gibi, bizim çalışmalarımızda da emekleri büyük. 'Kalksam ve Dirilsem', 'Bir Güneş Doğuyor' ve 'Gruptan Sesler' bunlardan yalnızca birkaçı.

Albümün yeniliği ve albenisi nedir? Konsepti kim belirledi?

HB: Dervişane'nin temel konsepti 1990'lı yıllarda çıkardığımız 'Sonsuzluğa Hasret' albümlerine benziyor. Kuvvetli ve güçlü altyapısı, büyük bendir ve ritim saundları, tekke usulüne uygun haşmetli zikirler, new age ve modern niteliğe uygun olmakla birlikte üst yapısı klasik tasavvuf müziğine yakın soundlar, her eserde farklı bir ses ve farklı bir yorum ile yeni besteler Dervişane'nin sacayaklarını oluşturuyor.

'Gruptan Sesler' albümü dinleyiciler arasında nasıl karşılandı? Sesler'in ardından Dervişane'de sizi çeken neydi?

HA: 'Gruptan Sesler' çok ciddi bir emeğin ürünü. Ve bence o albümün soluğu uzun süre devam edecek. Ben lise yıllarındayken, yabancı pop müzik modası ve kültürü ülkeyi, kasıp kavuruyordu. O dönemlerde, sevgili annemin bana aldığı bir tasavvuf müziği albümü beni bu güçlü rüzgardan muhafaza etmişti. O albümdeki ilk dinlediğim eser ise, 'Dervişane'de seslendirdiğim "Bu akl u fikr ile mevla bulunmaz" idi. Bu albüm aynı zamanda Tasavvuf müziğine ve o esere karşı bir vefa borcumun ürünü.

Ülkemizde icra edilen dini müzik, aradan geçen zamana, kazanılan onca tecrübeye karşın kaliteli ve kolay tüketilmeyecek ürünler vermekte zorlanıyor. Yapılan müzik oldukça güçsüz olunca da özellikle genç kitle yeni bir arayışın ürünü olan new age tarzı müziklere yönelmiş durumda. 'Metal müzik' dinleyen 'sakallı' gençlerin sayısı ise azımsanmayacak ölçüde. Dünyada Gregoryan örneğinde olduğu gibi dini müzikte de kaliteli tınılar yakalanabileceği kesin. Hâl böyleyken böylesi müzisyenler yetişebilecek mi ülkemizde?

HB: Bu söyledikleriniz benim bu projeye başlama nedenlerim. Bugüne kadar yapılan tasavvuf müziğinde güzel örnekler var ama dediğiniz gibi güçsüz ve saund olarak Batı'ya göre çok geride.

HA: New age tarzının iyi ürünler çıkarması popüler kültürün bu alana adım atmamış olmasından kaynaklanıyor. Bence bir müzik tarzını toptan kabullenmek veya toptan reddetmek yerine, sanatçısına ve müziğine göre seçerek ve ayırarak dinlemek daha doğru olur. Esasında bu alanda çok güzel örnekler de verildi. Fakat bazan yok sayıldı, bazan da diğer kötü örneklerin arasında kaynayıp gitti. Kesin birşey var ki, iyi müzik ve albümler arkalarına aldıkları destekle ortaya çıkar. Bence "Neden iyi ürünler ortaya çıkmıyor?" sorusu kadar, "Biz iyi ürünleri destekleyecek ne yaptık?" demekte fayda var.

  • ÖMER ÇAKKAL


  •  
    Pazartesi notları
    Yine yazmaya dâir…
    Aksun belgesel oluyor
    Türk tarihine bir Türk gibi bakarak kendine has bir tarih felsefesi oluşturan, 6 ciltlik Osmanlı Tarihi'nin yazarı Ziya Nur Aksun'un belgeseli çekilip kitabı yazılacak.
    Baki Duyarlar'dan film müzikleri
    60'lı ve 70'li yılların unutulmaz aşk filmlerinin hüzünlü müziklerini yazan ünlü Fransız besteci Michel Legrand'ın Baki Duyarlar tarafından aranje edilen eserleri, 17 Kasım gecesi Jazz Cafe'de müzikseverlerle buluşuyor. 'Best Friends', 'Summer Of 42', 'Umbrellas Of Cherbourg' gibi unutulmaz filmlerin müziklerinden anımsadığımız besteci dünya çapında bir üne sahip. Legrand aynı zamanda bir dönemin Yeşilçam filmlerinin müziklerine de imza atmış durumda. Baki Duyarlar, aralık ayında Hollanda'da katılacağı caz festivalinde de bu projeyi icra edecek. Konser kaydı daha sonra albüm olarak piyasaya sürülecek. Baki Duyarlar (piyano), Erdal Akyol (kontrbas) ve Cem Aksel (davul) üçlüsünün ortak projelerinin ilk konseri 17 Kasım gecesi Beyoğlu'ndaki Jazz Cafe'de müzikseverle buluşuyor. Bilgi tel: 0 212 245 05 16
    G. Gurbet Derzili'nin eserleri GF'de sergide
    Gf Sanatevi Kasım ayında, 3 yıldır birlikte çalıştığı Azeri ressam Gudret Gurban Derzili'nin eserlerinden oluşturulan bir kişisel sergi ile sezonu açıyor. 2003 yılında 'Gül ve Şarap', 2004 yılında 'Hüzünlü Kedi ve Çellist' sergileriyle Kadıköylü sanatseverlerle buluşan sanatçı, 1957 Azerbaycan doğumlu. Ezim Ezimzade Yüksek Okulu'nu ve Surikov Ressamlık Akademisi'nde eğitim gören Derzili, Rusya Ressamlar Birliği'ne ve Dünya Genç Ressamlar Birliği'ne üye. 1983-1989 yılları arasında Moskova'da kişisel sergiler açan ve pekçok karma sergiye katılan sanatçı, yapıtlarında soyut ve figüratif soyut bir anlatımı tercih ediyor. Pekçok resminde mistik öykü anlatımlarının izlerini görmenin mümkün olduğu sanatçının Kadıköy'de açtığı sergisi kasım ayı sonuna kadar görülebilir. Bilg tel: 0 216 418 62 83
    Selçuklu Sarayı yeniden yapılacak
    Konya'nın simgelerinden Alaaddin Tepesi'nde yer alan, temeli ve kerpiç duvarının bir bölümü ayakta kalan Selçuklu Sarayı, aslına uygun yeniden inşa edilecek. Alaaddin Tepesi ile bütünleşmeyen, yakın tarihte 4 ayak üzerine yapılmış beton bir şemsiyeyle korunan saray kalıntısının yeniden eski ihtişamına kavuşturulması için Konya Büyükşehir Belediyesi harekete geçti. Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ercan Uslu, Selçuklu Dönemi'ni tüm ihtişamıyla yansıtan, halen sadece bir temel ve duvar kalıntısı bulunan Alaaddin Köşkü'nün, orijinal görünümüne kavuşturulması için çalışma başlattıklarını söyledi. Uslu, iki kattan oluşan ve eski tarihi evlere benzeyen yapısıyla köşkün yeniden yapım imar planının uzun süren araştırmalar sonucunda hazırlandığını anlattı.
    15 Kasım 2004
    Pazartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED