|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçen hafta, "İlim Yayma Cemiyeti"nin yıllık kongresi vardı. Bu cemiyetin kurucuları, imam-hatip okulları'nın vücut bulmasına malları ve canları ile hayat verenlerdir. Cemiyetin yöneticileri, l2 Eylül'ün getirdiği "gasp ve talan" havasından, "mal varlıkları"nı korumak adına, bir "vakıf" kurdu. Aradan yıllar geçmesine rağmen menkul ve gayr-i menkullerle donanmış olan vakıftan pek bir ses çıkmıyor, amma "cemiyet" bir şeyler yapıyor. Fakat tevarüs edilen "hoş sada"dan anlıyoruz ki, bu cemiyetin kurucularından hayatta kalan yok... O zaman da "yeni nesil"le nereye varılacak, merak ediyoruz. Zira, bu ülkede imam-hatip okulları'nın kuruluşunun 53. yıldönümünün kutlanması da aynı günlere rastlar. Rastlar da, hâlâ bu okulların vücut bulmasına sebeb olanların bir "tarihçesi" yazılmış değil... Hele hele bir Başbakan'ın göğsünü gere gere, bir imam hatipli olduğunu, çocuklarını da bu okullarda okuttuğunu söylediği bir ortamda, yarım asırdan fazladır faaliyet gösteren bu okulların kurucu ve yöneticileri hakkında bir eser yazılmaması, cemiyet ve vakfa "tevarüs" etmiş olanların tarihî şuur ve ilim aşkından yoksun olduklarının bir şahidi... Nice zengin, nice öğretim üyesi ve nice siyasetçi bu okullarda okurken,"İlim Yayma Cemiyeti"nin yurtlarında yatmış ve yemekleri ile -kuru fasulye ve bulgur pilavı bile olsa- neşvü nema bulmuştur. Amma biz yıllardır, gerek vakıf ve gerekse cemiyette görev alanların hepsine, acilen bir çalışma ile, "İlim Yayma Cemiyeti Tarihi ve Kurucuları Biyografisi" ortaya koymamalarını, biraz da elde mevcut kalem gücü ile, ilerde deşifre edeceğimizi söylememize rağmen, hâlâ böyle bir çalışmanın olmaması bizi üzmektedir. (Men dakka, dukka... Unutursan, bir gün gelir seni de unuturlar...) Nice genç ve yetenekli insan bu yuvalardan çıkmıştır. Nice kabiliyet ve istidatları ile büyük başarılara imza atmış olanlar, bugün "burs" verdikleri gençleri böyle bir çalışmaya yönlendirseler de, eğitim ve kültür tarihimizdeki yarım asırlık dönemin nasıl bir evreden geçtiğini yeni nesil bir bir öğrense!... Yıllar öncesinde, bir 12 Mart muhtırası ile o zaman Başbakan olan Sayın Demirel, tası-tarağı ile birlikte bir de "devrim sembolü" olan fötrünü de alıp gitmişti ki; yeni gelen muhtıra uzantısı yönetim, imam-hatip okullarının orta kısmını üç yıl kapatmıştı. Sonra öyle oldu ki, üç yıl sonrası içinde 245'in üstünde imam-hatip okulu açıldı. Bereket versin, l2 Eylül'ü yapan askerler, "müzmin CHP militanları"nın propagandalarına kulak tıkadılar da bu okullar yerinde saydı. Amma "Anadolu İmam Hatip Lisesi" ile yeni bir çığır açılmış oldu. Birinci ve ikinci nesil imam-hatipliler, çocuklarını buraya verip, Batı'ya açılan bir "pencere" ile, eğitim ve öğretimlerinin üst düzey mastır ve doktoralarını yaparak, ebeveynlerinin yüzlerini ak çıkardılar. Amma, bir "28 Şubat sendromu" ile ülke sarsılırken, bundan imam-hatipler de nasibini almış oldu. Fakat bu ibret ve dehşet dolu yıllar atlatıldı ve bu ülkede "imam-hatiplilerin köküne kibrit suyu döktük" diye nara atanlar, sonunda karşılarında "tezkiye amiri"olarak bir imam-hatipliyi buldular. İştie o imam-hatipli'nin yüzünden, bugün genç kız ve erkek öğrenci adayları imam-hatiplere girmek istiyor. Değil mi ki "o artık muhtar bile olamaz" dedikleri bir imam-hatipli, şimdi "Başbakan"... Ve o imam-hatiplilerden kimi bakan, kimi mebus, kimi öğretim üyesi, kimi işadamı, kimi sanatkar, kimi yazar/basın emekçisi ve kimi de işçi-emekçi, doktor, mimar ve mühendis... Niye genç nesil bu kadroya imrenip, onların yolundan gitmesin ki? Hele bir de yarım asırlık imam-hatip okullarına hayat ve biçim veren İlim Yayma Cemiyeti kurucu ve yöneticilerini hakkıyla yeni nesle tanıtsak, o zaman bu ülkede yapılan "demokratik halk hareketi"nin eğitim ve öğretime yansıyan "yeni uyanış"ın müdavimleri olarak bir kat daha şevk ve arzu ile, bu memleketin ilim ve irfanına hizmette geri kalmazlar. İşte bendeniz, böyle bir ortam ve gelişmeden dolayı mutluluk ve huzur duyuyorum. Öyle ki, bir arkadaşımın, geçen günlerin birinde bir mebus dostun: "-Ağabey, aday falan olmayacak mısın?" diye sorunca, aynen şunu samimiyet ve içtenlikle söylemekten kendimi alamadım: "-Bu yaştan sonra, niye bunca zahmet ki!...İşte sizler!... Sizin mebusluğunuza mı göz koyayım. Belediye başkanlığınıza mı? İşte benim dostlarım, arkadaşlarım, bütün resmi ve özel kanallarda beyanat ve icraatları ile baş haberi işgal ediyorlar... İşte Meclis Başkanı, işte Başbakan; Başbakan yardımcıları, Meclis grup başkan vekilleri, komisyon üyeleri, daha kimler, kimler... daha neler neler... Bu yaştan sonra onları seyrettikçe, bir kat daha kendimi genç ve umutla hayata bakış açımı genişletip, gurur ve şuurla bir neslin tarihin seyrine diktiği kilometre taşlarından birinin üstünde âlemi ibret ve heyecanla seyretmekten daha büyük bir zevk olabilir mi?" O halde derim ki, yürü imam-hatiplim; yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan! Ve sen millete hitabetinle mesaj verirken, Çiçero ve çömezleri nal toplayacak!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |