|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Perşembe günü Madrid'te meydana gelen patlamalarla ilgili olarak herkes bir şeyler söylüyor ve yazıyor.. Gelin birlikte bazı verileri sıralayalım.. 1- Sağcı Aznar yönetimindeki İspanya, ABD ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Aznar, 60 yıl önce komünistlere karşı savaş yürüten faşist Franko'ya destek veren Amerika'ya diyet borçlarını ödüyor.. Aznar; ülkesinin ve tüm Avrupa'nın karanlık çağı yaşarken Arap ve Müslüman medeniyetlerinin kendilerini nasıl aydınlatıklarını unutarak o medeniyetlerin mirasçılarından olan Irak halkını öldürmekten çekinmedi.. Nasıl olsa o da Haçlılar'ın torunudur!! O Haçlılar'dır ki; Endülüs'ün 1492 yılında düşmesi sırasında onbinlerce Müslüman'ı ateşe attılar ve Osmanlı padişahı İkinci Bayezid'i binlerce Yahudi'yi kendi ülkesine taşımaya zorladılar.. 2- İspanya'da halk bugün sandık başına gidiyor.. Muhalefetin seçim kampanyasında işlediği en önemli konu Aznar hükümetinin Irak politikası.. Çünkü halkın %90'ı Irak savaşına karşıydı. Bu nedenle patlamaların seçimden 3 gün önce gerçekleştirilmesinin önemi artıyor.. Çünkü kamuoyu araştırmaları seçmenlerin % 28'inin kararsız olduğunu gösteriyordu.. ETA'ya karşı sert politikaları ile iki kez seçim kazanan Aznar bu olayları bahane ederek, Amerikan yanlısı politikasına destek isterken Bask bölgesindeki ayrılıkçı parti ve gruplara karşı söylemlerini sertleştirdi.. Oysa ayrılıkçı Baskçılar'ın partisi Batasuna tam bir yıl önce yargıtay tarafından kapatılmış ve seçimlere katılması yasaklanmıştı. Batasuna lideri Arnaldo Otegi eylemlerden kendilerinin sorumlu olmadığını söyledi. İspanyol polisinin olayı ETA örgütüne yükleme çabalarına rağmen, çeşitli kaynaklar ETA'nın şimdiye kadar bu çapta büyük eylem yapmadığını ve genellikle sivilleri değil, polis ve askerleri hedef aldığını hatırlatıyorlar. ETA eylemlerinde; 2000 yılında 23, 2001 yılında 15, 2002 yılında 18 ve 2003'te 3 kişi ölmüştü. İspanyol polisi, Fransız polisi ile birlikte ve CIA ile Mossad'ın yardımıyla geçen yıl ETA örgütüne yönelik operasyonlar düzenleyerek aralarında lider kadrolar dahil örgütün 150 elemanını yakalamıştı. Polis, tren patlamalarında kullanılan patlayıcıların Titadin türünden olduğunu ve buna benzer malzemenin geçen ay ETA'ya ait bir kamyonette ele geçirildiğini söylüyor. Olayı ETA'ya yüklemek siyasi hesapların dışında ekonomik açıdan da önemli. Çünkü Kaide denirse turistler İspanya'dan kaçar. Oysa bu ülkeye yılda 30 milyon turist geliyor.. 3- Tam da bu sırada meçhul bir kişi bir e-mail ile olayları El-Kaide adına üstlendi. Bununla yetinmeyen bu kişi İstanbul'daki mason locasına yapılan saldırıyı da üstlendi ve 'teknik' bir hatadan dolayı eylemin tam olarak hedefini gerçekleştirmediğini söyledi. Oysa ne İspanyol yetkilileri ne de Washington'daki terör uzmanları patlamaların El-Kaide işi olma ihtimali üzerinde fazla durmuyorlar ve El-Kaide adına gönderilen açıklamanın çok amatörce kaleme alındığına dikkat çekiyorlar. El-Kaide, bu çapta ve gizlilikte bir eylemi hem de güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde alındığı İspanya'da yapabiliyorsa vay Avrupa'nın ve dünyanın haline! 4- Yine bu arada bazıları İspanyol istihbarat görevlilerine yönelik geçen ay Irak'ta gerçekleştirilen saldırıları hatırlatarak İspanya'nın Iraklı direnişçilerin hedefi olduğuna dikkat çektiler. Başkaları ise El-Kaide ile ETA'nın işbirliğinden söz etti ve bir kamyonette bulunan bir Kur'an'ı kanıt olarak sundular.. Bu verilere ek olarak ben de bir komplo teorisi geliştirerek; zamanlama olarak patlamaların 'İsa'nın Acıları' filmi ile ilgili yaşanan tartışmalara da denk geldiğine dikkat çekmek istiyorum.. Çünkü İspanyollar, film yapımcısı Mel Gibson gibi katı Katolik'tir ve İsa'nın ölümünden Yahudiler'i sorumlu tutan filmin yansıttığı tüm tarihsel ve dinsel gerçeklere inanmaktadırlar. AB ülkelerinde geçen yıl yapılan kamuoyu araştırmalarında İspanyollar'ın % 62'si İsrail ve Amerika'yı dünya barışı için birer tehlike olarak görmüşlerdi. Şimdi tüm bu veriler ışığında eylemlerin kimler tarafından yapıldığını nasıl kestireceğiz. İşte bu nedenle bu tür olaylarda her zaman sorulan soruyu biz de soralım dedik.. 'Bu saldırılardan kim en çok yarar sağlamıştır'? Bu sorunun yanıtını herkes kendine göre yanıtlayabilir.. Ancak bir kuralı da hatırlatalım.. 'Bu tür eylemlerde kimin eli kimin cebinde hiç belli olmaz' Bana göre ise, belli olan tek bir şey var.. O da; bu ve benzeri saldırıları kim yaparsa ya da kim yaptırırsa yaptırsın suçlu olan her zaman Amerika ve İsrail'dir.. Bu iki ülke son 100 yıldır dünyadaki tüm kötülüklerin en büyük nedenidir.. Mantıklı, objektif ve biraz da tarih bilen herkes bu gerçeği çok kolay görebilir.. Tabiî görmek istiyorsa!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |