|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Globalleşme sürecine paralel olarak, bütün dünyada sanayi toplumundan sanayi sonrası topluma geçiş de hızlanıyor. Ülkeler odak noktasında sanayi olan bir yapılanmadan, hizmet olan bir yapılanmaya doğru adım adım ilerliyor. Toplum yapısında ortaya çıkan bu dönüşüm, bütün kurum ve kuruluşları değişmeye zorluyor. Oluşmakta olan yeni paradigma doğrultusunda özel ve kamu kuruluşları, kendilerini yenileyemezlerse, pazardaki yerlerini korumakta güçlük çekerler. Paradigma deyince akla Thomas Kuhn ve ünlü kitabı "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" gelir. Dünyada paradigma dönüşmesi başlayınca ekonomik, siyasal ve kültürel kuruluşlarda da değişme hızlanır. Değişme her alanda kriz ve fırsatları yapısında birlikte taşıyan köklü dönüşümlere yol açar. Paradigma değişikliğiyle hız ve yoğunluk kazanan dönüşümde, gelişmelere ayak uyduramayan kurumlar yok olurken, değişimin önünde giden yeni kurumlar ortaya çıkar. Geçen hafta ortasında Oktay Organizasyon'un İETT'nin yöneticileri için düzenlediği eğitim programına katıldım. Yrd. Doç. Dr. Hayri Baraclı ile birlikte globalleşme süreciyle, büyük bir hız ve yoğunluk kazanan paradigma kaymasının yol açtığı değişimin ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarını, uygulamanın içinden gelen yöneticilerin katkılarıyla ortaya koymaya çalıştık. Bir ülke ölçeğinde olan İstanbul'un yaşanır kılınmasında, toplumun bütün kesimlerinin değişim yönetiminde görev ve sorumluluk alması gerekiyor. Üretim ağırlığı toplumdan, hizmet ağırlıklı topluma geçişin hızlanmasıyla, bütün kurum ve kuruluşlarda katı, hiyararşik ve ordu gibi örgütlenmelerin yerine esnek, yatay ve orkestra tipi örgütlenmeler geçiyor. Üretim ağırlıklı toplumlarda Max Weber'in ortaya koyduğu gibi, bürokrasi, görev ve sorumlulukların tanımı ile kurallar önemliydi. Hizmet odaklı toplumlarda ise, değişen ortama uyum sağlayan, esnek, çalışanlar, tedarikçiler ve müşteriler arasında bütünleşme ve düzen önemlidir. Yeni paradigma ya da zihniyet değişimiyle oluşan dönem, kendine özgü, gelişim ve dönüşüm biçimine uygun örgütlenme modelini de getirmiştir. Gücün belirli ellerde toplandığı, yerleşik ve çok değişmeyen üretim yapılarında hiyararşi gereklidir. İletişim araçlarının sınırları ortadan kaldırdığı bir yüzyılda, kurum ve kuruluşların başarısı, değişen ortama kolaylıkla uyum sağlayacak esneklikte olmalarına bağlıdır. Hizmetlerin ağırlık kazandığı sanayi sonrası toplumlarda üretim araçları çok hızlı değiştiği için, sanayi toplumunun kuruluşlarında olduğu gibi, katı bürokratik kurallara değil, üretimde verimliği düşürmeyecek, hemen uygulanabilir ilçelere ihtiyaç vardır. Çünkü hizmet ve iletişim ağırlıklı bilgi toplumundaki değişme hızı "fil" gibi zor hareket eden kuruluşlardan daha çok hemen tepki verebilen "pire" benzeri örgütleri gerekli kılmaktadır. Sanayi sonrası toplumda çalışanlar, örgütsel yapısında yer aldıkları kuruluşlardan önce uzmanlık alanına ve o alanın uzmanlarının oluşturduğu kurumlara ilgili duyacaklardır. Bir bilgisayar uzmanı için, işyerindeki arkadaşlarından daha çok bütün dünyadaki meslektaşlarının oluşturduğu kuruluşlar ve uzmanlık ağları önemlidir. Günümüzde değişimden korkan bürokratlar ve örgüt bağımlısı yöneticiler değil, özgürlük tutkunu, risk almaktan kaçınmayan girişimciler değişimi yönlendiriyor. Yeni yapılanmada, hızla değişen araçlarla, değişmeyen amaçları gerçekleştirme yeteneği belirleyici olacaktır. Sürekli eğitim ve dünyadaki gelişmeleri izleme başarısı, yeni kurum ve kuruluşların güvencesidir. Değişen paradigma ayakta kalmanın kurallarını da değiştirmektedir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |